KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2140 - 2024/2319
- Dosya no
- 2022/2140
- Karar no
- 2024/2319
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/04/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... SİGORTA A.Ş.
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/10/2024
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/12/2014 tarihinde ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ...'un yönetimindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında ... plakalı araç içinde yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralandığını ve sakat kaldığını, aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı tarafından yapıldığını belirterek kalıcı iş gücü kaybından dolayı 1.000,00 TL, geçici iş gücü kaybından dolayı da 500,00 TL olmak üzere 1.500,00 TL maddi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 30/09/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle 268.000,00 TL ve geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 500,00 TL olmak üzere toplamda 268.500,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini, ayrıca kaza da 6 kişinin vefat ettiğini, 3 kişinin de yaralandığını, sigortanın sorumluluğunun üst limitler gözetilerek belirlenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacının geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, 84.160,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 27/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davalı vekili lehine karşı vekalet ücretine hükmetmiş olması hatalı olup, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin müvekkile yapmış olduğunu iddia ve beyan ettiği ödemeye ilişkin belgeleri yerel mahkemeye süresinde ve usule uygun olarak sunmadığını, kötü niyetli davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasalara aykırı olup yerel mahkemenin kararının bu yönden kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap raporuna karşı sunulmuş olan itirazları doğrultusunda yeni bir rapor alınması gerekirken ilgili rapor çerçevesinde karar verilmesinin yerinde olmadığını, hesap raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından 04.12.2015 tarihinde davacı tarafa düzenlenen ibraname ile 120.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplamda 138.400,00 TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketinin hukuken tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini,
davacının gelirinin asgari ücret olarak kabul edilerek ödeme tarihindeki asgari ücret verileri ile hesaplama yapılması gerektiğini ve yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda yapılan ödemenin davacının zararını karşılayıp karşılamadığı yönünde tespit yapılması gerektiğini, poliçenin 01.06.2015 tarihli kanun ve Sigorta Genel Şartlarında yapılan değişikliklerden sonra düzenlendiğini, bu nedenle davacı tarafa ait maluliyetin özürlülük ölçütü üzerinden belirlenmesi gerektiğini, 18.06.2020 tarihli ATK raporu hükme esas alınmaya elverişli olmayıp hesaplamada ilgili raporda belirtilen özür oranının dikkate alınmaması gerektiği,
alınan aktüerya raporunun hatalı olduğunu ve hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu çerçevesinde aktüeryal olarak yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda belirlenen muhtemel yaşam süresinin hesaplanırken kaza tarihinin yaşam süresinin başlangıcı olarak kabul edilmesinin hatalı olup kabul edilemeyeceğini, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur ve hatır taşıması indirimine gidilmesi gerekirken herhangi bir indirimde bulunulmamasının müvekkil sigorta şirketi aleyhine haksız tazminat ödemesine sebebiyet verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55 maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (maluliyet) maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece; Davacının geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin davadan sonra davacı ile sulh olunduğu ve davacı vekilinin sigorta şirketini ibra ettiği ve sigorta şirketine yönelik taleplerinden feragat edeceğini beyan ettiği yönündeki istinaf talebi yönünden:
30/12/2014 tarihinde ..., yönetimindeki ... plakalı araç ile ıslak zeminde aşırı hızlı bir şekilde ilerlerken karşı şeride geçerek karşı yönden gelen ... yönetimindeki ... plakalı araç ile çarpışmıştır. Davacı ... plakalı araç içinde yolcudur.
Davacı 06/02/2015 tarihinde davaya konu kaza nedeniyle geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı talebiyle .... Asliye Ticaret Mahkemesine davalı aleyhine dava açmıştır. Dava dosyası mahkemenin ... esas sayısını almıştır. ....
Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası, 15/07/2015 tarihli birleştirme kararı ile aynı mahkemenin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş, bilehare 14/04/2017 tarihli duruşma ara kararında "Mahkememizin iş bu dava dosyasının konusunun destekten yoksun kalma ve manevi tazminata ilişkin olduğu Mahkememizin ... esas sayılı dava dosyasının konusunun ise meydana gelen trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş gücü kaybına ilişkin tazminat davası olduğu,
davalı arasında fiili ve hukuki irtibat bulunmadığı" gerekçesiyle ... esas sayılı dava dosyası ... esas sayılı dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına karar verilmiş, böylece davacı ...'ın ... Esas sayılı dosyası, aynı mahkemenin ... esas sayısını almıştır.
Davalı sigorta vekili 05.10.2021 tarihli dilekçesi ve ekinde sunulan ibraname ile, davacıya 27.11.2015 tarihinde 120.000,00 TL ana para ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yargılama giderlerinin ödendiğini, bu ödeme karşılığında davacı tarafın davadan feragat edeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafça davadan feragat edilmediğini belirterek, 27.11.2015 tarihli ibraname örneğini sunmuştur. Davacı vekili, sunulan ibranamenin sahte ya da geçersiz olduğunu ya da iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmemiştir.
6100 sayılı HMK'nun 314. maddesi "Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2)(Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.
(3)(Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir" düzenlemesini içermektedir.
Dosya arasında bulunan davalı sigorta şirketi tarafından 05.10.2021 tarihinde sunulmuş olan beyan dilekçesinin ekinde bulunan 27.11.2015 tarihli "ibraname ve feragatname" başlıklı belge incelendiğinde; davacı vekilinin .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında maddi tazminat ile ilgili taleplerinden tüm hukuki sonuçları ile birlikte feragat ettiklerini, maddi tazminat yönünden 120.000,00 TL, vekalet ücreti yönünden 12.000,00 TL, 400,00 TL yargılama gideri, 6.000,00 TL icra vekalet ücreti yönünden olmak üzere toplam 138.400,00 TL ödeme yapıldığının belirtildiği, davacı vekilinin davalı sigortaya yönelik fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, ibranamede herhangi bir ihtirazi kayıt bulunmadığı görülmüştür.
Buna göre tarafların ilk derece mahkemesinde dava açıldıktan fakat karardan önce sulh oldukları, sulh kapsamında davacının talep etmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı yaralanma sebebi ile uğramış olduğu zararın tümünün davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kararından önce taraflar arasında sulh sözleşmesi yapılmış olmakla, yukarıda açıklandığı gibi davalı sigorta şirketinin aleyhinde açılan trafik kazasına bağlı yaralanma sebebi ile tazminat davasının yargılaması sırasında davacının tüm zararının karşılanmış olduğu ve davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2140, K. 2024/2319, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama