KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2300 - 2024/2322
- Dosya no
- 2022/2300
- Karar no
- 2024/2322
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- (...
- Katip
- (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/06/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... -
- Veliler
- ... VE ...
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/10/2024
Karar Metni
1.565 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.07.2014 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında yaya konumunda olan müvekkilinin ağır yaralandığını, kazanın gerçekleşmesinde ... plakalı ticari taksi sürücüsü ...'in kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvuru sonrası yapılan 1.597,00 TL ödemenin gerçek zararı yansıtmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL daimi maluliyet tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL tazminatın başvuru tarihini müteakip 8.iş günü bitimi tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 26.04.2022 tarihli dilekçesi ile kalıcı iş göremezliğe yönelik maddi tazminat talebini 265.773,34 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru üzerine 07.11.2017 tarihinde 1.597,00 TL ödeme yapıldığını, yükümlüğünü yerine getirildiğini, davanın ödeme sebebiyle reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, davcının 6 yaşında olması sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatı isteyemeyeceğini, davanın haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle ticari faiz istenemeyeceğini, ödeme yapılması sebebiyle de temerrütten bahsedilemeceğini, netice olarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece 100,00 TL değerli olarak geçici iş göremezlik yönünden açılan maddi tazminat talebinin reddine, kalıcı iş göremezlik nedeni ile açılan maddi tazminat talebinin kabulü ile, 265.773,34 TL maddi tazminat talebinin temerrüt tarihi olan 17/08/2017 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, ... ya da ...
ATK Trafik İhtisas Daire Başkanlığından dosya içerisine gelen cevabi yazıya göre kaza mahallinin kazanın meydana geldiği 18.07.2014 tarihinde bölünmüş ,çift taraflı yol olduğu maddi olgusuna göre rapor aldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, kusura ilişkin itirazlar giderildikten sonra, kazanın oluş şekline uygun olarak belirlenen kusur oranına göre hesap raporu aldırılmasına ve arttırılan miktara da arttrım tarihinden itibaren faize hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, işbu davanın kısmi dava olarak açıldığından,
arttrılan miktara ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafa dava açılmadan önce ödeme yapıldığı için, kalıcı iş göremezlik dava değeri 100,00-TL için, davadan önceki ödeme tarihi olan 07.11.2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 56. maddeleri kapsamında trafik kazasına dayalı kalıcı ve geçici maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesinde taraf teşkili sağlanarak yapılan yargılamada; davacının kalıcı maluliyet talebinin kabulüne, geçici maluliyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf incelemesinde:
18.07.2014 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında, davalı sigorta şirketinin ZMSS ile sigortalısı olan ... plakalı ticari taksinin sürücüsü ...'in, yaya konumunda olan davacı-küçük ...'a çarpması neticesinde, kaza tarihinde 6 yaşında olan davacı ... yaralanmıştır.
Olayla ilgili tutulan tutanakta kazaya ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığı belirtilmiş ve kaza tutanağı tanzim edilmemiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında şikayet yokluğu sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince alınan 19.06.2018 tarihli kusur raporu ile: Yaya ..., yolun karşısına geçişini yaya veya okul geçidi gibi alanlardan yapmış ise veya kavşak giriş ve çıkışından geçtiğinin tespiti halinde kusurunun olmadığı, sürücü ...'in yaya-okul geçidi var ise veya kavşak giriş-çıkışı var ise %100 kusurlu olacağı, kaza mahallinde yaya-okul geçidi veya kavşak giriş çıkışının olmaması halinde yaya ...'in %100 kusurlu olacağı, ...'in aracında hasar durumunun yüksek olması halinde kusurunun %30 olacağı, hasarın az olması halinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.
Mahkemece talimat yazılarak keşif yapılması istenmiş, alınan 16.01.2019 tarihli kusur raporu ile: ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'in ters yönde hareket etmesi sebebiyle %75 oranında kusurlu olduğu, yaya ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
İtiraz üzerine alınan Karayolları Fen Heyetinin 3 kişilik bilirkişi heyeti kusur raporu ile; davalı araç sürücüsünün tek yönlü yolda ters tarafta ilerlediği kanaatine dayalı olarak, davacı yaya ... ...'in olayda %25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in olayda %75 oranında kusurlu bulunduğu kanaatinin bildirildiği görülmüş, aynı heyetin 15.02.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek kusur raporu ile; gönderilen olay yeri tutanağının davalı araç sürücüsünün dava konusu kazasından farklı (06.03.2014 tarihli) başka bir kazası ile ilgili olduğu ve kök rapordaki görüşün aksine herhangi bir belge sunulmadığı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, her ne kadar olay yeri tutanağında yeterli bilgi ve belge yoksa da ve kaza tutanağı düzenlenmemişse de mahkemece yapılan talimat keşfi ve ibraz edilen 16.01.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre kazanın gerçekleştiği yerin tek yönlü bir çarşı girişi olduğu anlaşılmaktadır. Mezkur Bilirkişi raporunda bu husus net olarak görünmekte olup dosyadaki 2015 yılı 6. ayına ilişkin Google Earth görüntüleri ile de uyumludur.
Kaza tarihi ile 2015 yılı 6. ayını gösteren Google Earth görüntüleri arası yakın bir tarihtir ve bu kısa dönemde caddede, göründüğünün aksine bir düzenleme yapıldığına dair bir delil yoktur. Kaldı ki mahkemece yazılan yazılara verilen cevaplara göre "dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği ...
Caddesi üzerinde bahse konu yolun trafik akışı ile ilgili İl Trafik Komisyon Kararı ve Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararı bulunmadığı" ifade edilmiş olup bu durumda 2015 tarihli Google Earth görüntüleri ile kaza tarihi olan 18.07.2014 tarihi arasında bir trafik düzenlemesi yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekilinin itiraz ve istinaf dilekçelerinde ileri sürdüğü 06.03.2014 tarihli kaza, dava konusu kazadan yaklaşık dört ay önce ve farklı bir yerde gerçekleşmiş olduğundan bilirkişi heyetinin bu kaza ile ilgili olarak tanzim edilen kaza tutanağını dikkate almaması doğrudur. Dolayısıyla, davalı araç sürücüsünün tek yönlü yolda ters yönde ilerlediği sırada kazanın meydana geldiği anlaşılmış olup bu kabulü göre belirlenen kusur oranı doğrudur.
Davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde değildir.
Davalı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılmamış olması nedeniyle artırılan kısım için yürütülecek faizin ıslah tarihinden itibaren başlaması gerektiğine yönelik istinafı yönünden:
Davacı vekili 19.12.2017 tarihinde açtığı davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 100,00 TL kalıcı ve 100,00 TL geçici maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL tazminat isteminde bulunmuş, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair açıkça bir ibareye yer verilmemiştir.
Davacı vekili 26.04.2022 tarihli bedel artırım/ıslah dilekçesi ile; alacağının belirsiz alacak niteliğinde olduğunu belirterek 200,00 TL olarak açtıkları dava değerini kalıcı maluliyet yönünden 265.773,34 TL'ye yükseltmiştir.
Davacılar vekili, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutarak dava açmış olup alacağın saklı tutulan ve ıslah ile arttırılan kısmının temerrüt tarihi de aynı tarihtir. Alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, tazminatın tamamının aynı tarihte temerrüte düştüğünden ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten (temerrüt tarihinden) itibaren faiz uygulanması gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/17892 E- 2019/7758 K; 2015/4099 E- 2017/9935 K, 2015/4364 E-2017/10458 K, 2016/4327 E- 2017/10897 K nolu içtihatları.) Mahkemenin faiz başlangıcına ilişkin kararı yerinde olup davalı vekilinin bu husustaki istinafı kabul edilmemiştir.
Davalı vekilinin davacıya 07.11.2017 tarihinde ödeme yapıldığından, faize ödeme tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinafı yönünden:
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Mahkemece sigortaya başvurunun yapıldığı tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren faiz yürütülmesi doğru olup davalı vekilinin istinafı yerinde değildir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2300, K. 2024/2322, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama