KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2464 - 2024/2485
- Dosya no
- 2022/2464
- Karar no
- 2024/2485
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/06/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- —
- Vekilleri
- Av.
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av.
- Dava
- Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/10/2024
Karar Metni
2.168 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/06/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/05/2014 tarihinde plakası belirlenemeyen bir aracın müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığının ve ... Devlet Hastanesinde tedavisinin yapıldığını, kazanan meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, kazaya sebep olan kişi ile kazaya karışan aracın plakasının belirlenememesi ve kaza nedeniyle bedensel zararın oluşması nedeniyle davanın Güvence Hesabına yöneltildiğini bildirerek trafik kazası nedeni ile iş, güç ve beden kaybından yoksun kalma tazminatından oluşan 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleriyle avukatlık vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 21.03.2022 tarihli harç tamamlama dilekçesi ile alacağı 50.440,87 TL olarak belirlemiş, 29/06/2022 tarihli celsede bu miktarın 5.440,87-TL'sinin geçici iş göremezlik, 45.000,00-TL'sinin tedavi gideri olduğunu belirtmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava ön şartlarının oluşmadığını, kesin ve somut delillere dayanmayan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 45.000,00 TL tedavi gideri masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Maluliyete yönelik raporu kabul etmediklerini, mahkemece müvekkilinin yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan müvekkilinin bizzat hazır edilerek rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kaza neticesinde uğradığı maluliyet ve çalışma gücü kaybı; müvekkilinin ekonomik düzeyi, kazanın oluş şekli gibi tüm unsurlar birlikte değerlendirilerek yerinde bir değerlendirme yapılması gerektiğini, hükmedilen 45.000,00 TL tedavi giderinin çok düşük olduğunu ve geçici maluliyet tazminatı talebinin de kabulü gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde tedavi gideri talebi bulunmadığını, tedavi gideri taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının tedavi gideri taleplerinin ATK raporu'nda davacının sürekli maluliyeti olmadığı belirtildiğinden talep ve davanın genişletilmesi kapsamında olduğunu, davacı tarafın talep ve davasının mahiyetini genişletmesi- değiştirmesinin kabul edilemeyeceğini, estetik ameliyatı gideri tedavi gideri kapsamında olduğundan müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını,
davacı tarafın talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan tedavi masraflarından da SGK'nın sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen tedavi-ameliyat giderlerinin fahiş olduğunu, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 56. maddeleri kapsamında trafik kazasına dayalı maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesinde taraf teşkili sağlanarak yapılan yargılamada; davanın tedavi gideri yönünden kısmen kabulüne, davacının geçici maluliyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraf vekillerinin tedavi giderine yönelik istinafı yönünden:
Mahkemece davacının kusuru oranında 45.000 TL tedavi (estetik ameliyatı) giderine hükmedilmiş, davacı vekili bu miktarın düşük olduğunu, davalı vekili ise davacının dava dilekçesinde tedavi gideri talebinin bulunmadığını, bu nedenle tedavi gideri talebinin reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacı vekili istinaf talebinde kaza sebebi ile müvekkilinin yapmak zorunda kalacağı estetik operasyon için gerekli giderin belirlenen maddi tazminattan daha yüksek olduğunu belirtmiş ise de, davacı vekilinin 25.06.2014 tarihli dava dilekçesi incelendiğinde davacının sonuç itibarı ile "iş, güç ve beden kaybından yoksun kalma tazminatından oluşan 5.000 TL maddi tazminat" isteminde bulunduğu, bunun haricinde başkaca bir maddi zarar talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı veki dosyaya sunulan 25.06.2014 tarihli dava dilekçesinde "iş, güç, beden kaybından yoksun kalma tazminatından oluşan 5.000 TL maddi tazminatın" davalıdan tahsilini talep etmiş, 30.10.2017 tarihli ıslah dilekçesinde maddi tazminata ilişkin taleplerinin dayanağının "müvekkilin yapmış olduğu ve ilerde yapılması muhtemel tedavi ve estetik masrafları'' olduğunu belirtmiş, maddi tazminat istemi içinde tedavi gideri estetik masraflarını da talep ettiklerini ifade etmiştir.
Islah yoluyla davaya yeni talep eklenmesi mümkün değildir. Şöyle ki; Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK mad. 26). Islah yolu ile önceki talep tamamen değiştirilebilir veya talep genişletilebilirse de davaya yeni talep (dava) eklenemez. Yani başka bir dava ile istenebilecek hususlar ıslah yolu ile istenemez. Bu nedenle davacı tarafından dava dilekçesi ile talep edilmeyen tedavi gideri ve estetik masrafları sonradan ıslah yolu istenemeyeceğinden davacının maddi tazminatın daha fazla olduğu yönündeki istinaf başvurusu, bu nedenle reddedilmiştir.
Davalı vekilinin mahkemenin hükmettiği tedavi/estetik giderinin davanın genişletilmesi niteliğinde olduğu yönündeki istinafı ise haklı bulunmuştur. Davacının tedavi/estetik gideri talebiyle ilgili olarak usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmaması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" kararı verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin tedavi giderinin miktarı ve davalının bu tazminat kaleminden sorumlu olup olmadığı hususlarındaki istinaf talepleri hakkında dairemizce bir değerlendirme yapılmamıştır.
Taraf vekillerinin kusur raporuna yönelik istinaf incelemesinde:
Mahkemece alınan Trafik Bilirkişisi ...'ın 04/12/2015 tarihli raporunda özetle; plakası tespit edilemeyen aracın meçhul sürücüsünün 2918 sayılı KYTK nın 74.maddesini ihlal ettiği (kurallara uygun olarak yaya geçidinden geçmekte olan yayalara ilk geçiş hakkını vermemek), 52/a-b maddesini ihlal ettiği (yaya geçitlerine yaklaşırken hızını azaltmamak, aracın hızını hava, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamamak) anlaşıldığından, meydana gelen kazının oluşumunda asli (%75) oranında kusurlu olduğu, yaya ...'in Karayolları Trafik Kanunun 68. ve bağlı Yönetmeliğin 138.
Maddesinin (b) bendini ihlal ettiği (yolu karşıdan karşıya geçerken, kendisine yaklaşan araçların uzaklık ve hızını dikkate almamak, yolu karşıya geçerken yola ve trafik durumuna gerekli dikkati vermemek, elindeki cep telefonu ile meşgul olmak) anlaşıldığından meydana gelen kazanın oluşumunda tali (%25) oranında kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
Davacı kaza sırasında yaya geçidinden geçmekte ise de, tanık ...'ın beyan ettiği üzere o sırada elindeki cep telefonuna baktığı, her ne kadar davacı yaya geçidinden geçse de kazanın meydana geldiği yerin son derece işlek bir karayolu olması nedeniyle yoldan geçen araçlara dikkat etmesi gerektiği, nitekim yanındaki arkadaşının bu sayede kazadan kurtulduğu anlaşılmış olup bilirkişi raporundaki değerlendirme ve mahkemenin bu kusur raporuna itibar etmesi yerindedir. Taraf vekillerinin kusura yönelik istinaf talepleri bu nedenle kabul edilmemiştir.
Davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinafı yönünden:
Bilindiği üzere Yargıtayın 4. ve 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilimdalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre;
a)11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,
b)11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,
c) 01/09/2013 sonrası ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise bu yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor alınması),
d) 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu
e) 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 01.05.2014 olup mahkemece hükme esas alınan ... ATK 3. İhtisas dairesinin 06/09/2017 ve 31/08/2018 tarihli raporlarının "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlendikleri anlaşılmıştır. Raporlarda davacının yüzünde sabit eser niteliğinde yara izi kaldığı, fakat kalıcı maluliyetinin bulunmadığı ve geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu belirlenmiştir. Davacı vekili tarafından bu raporların aksine eşdeğer nitelikte bir rapor sunulmamış olup davacı vekilinin istinafı yerinde değildir.
Diğer yandan davacı vekili müvekkilinin yüzündeki sabit iz nedeniyle ekonomik geleceğinin sarsıldığını iddia etmişse de; davacının kaza sırasında üniversite öğrencisi olduğu açıksa da sonraki aşamalarda yüzündeki sabit iz nedeniyle ekonomik geleceğinin ne şekilde sarsıldığı yönünde delil sunulmamış olup dosyada bulunan davacının fotoğrafları ve estetik uzmanı raporu değerlendirildiğinde davacıdaki sabit izin olağan bir çalışması olan bir insanın sosyal yaşantısını ve çalışmasını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri de reddedilmiştir.
Davacı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde;
Davacının kaza tarihinde üniversite öğrencisi olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadığı gerekçesiyle geçici iş görmezlik tazminatı isteminin reddine karar verilmişse de; yalnızca meslek sahipleri ve çalışıp kazanç elde etmekte olanların değil, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) diğer kişilerin de maddi tazminat (efor tazminatı) talep edebileceğinin kabulü gerekmekte olup, olay sırasında 18 yaşında ve üniversite öğrencisi olan davacının geçici iş göremezlik dönemi için maddi tazminat isteyebileceği hususu gözetilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan; yargılama sırasında Davalı vekili müvekkili davalı kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği, SGK tarafından verilen cevapta davacıya geçici maluliyet tazminatı ödemesinin yapılmadığı anlaşıldığından davacının geçici maluliyet tazminatı talebinden dolayı davalının sorumlu olduğu açıktır.
(Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı.) Davacı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinafı yerindedir.
Mahkemece alınan 03.01.2022 tarihli aktüerya raporunda davacının geçici maluliyet tazminatı 7.254,50 TL olarak belirlenmiş, davacının %25 kusuru mahsup edildiğinde davacının geçici maluliyet tazminatının 5.440,87 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili bu miktar üzerinden harç ikmal dilekçesi sunmuş olup davacının geçici maluliyet tazminatı talebinin bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2464, K. 2024/2485, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama