KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2899 - 2024/2757
- Dosya no
- 2022/2899
- Karar no
- 2024/2757
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- .... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1- Türkiye Sigorta Anonim Şirketi -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2-
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 21.11.2024
Karar Metni
1.668 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.03.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'ın 26.10.2016 tarihinde idaresindeki ... plakalı 2006 model ... ... marka aracının, ...
Adana istikameti D-400 karayolunu takiben seyir halinde iken ... kavşağını yaklaşık 2 km geçtikten sonra yolun sağ tarafında bulunan petrol ofisinden çıkarak sola dönüşün yasak olduğu yoldan sola dönüş yaptığı sırada müvekkilinin kullandığı ... plakalı motosiklete hızla çarptığını, çarpma sonucu müvekkilinin BTM ile giderilemez şekilde ağır yaralandığını, davalının kazaya tam kusuruyla sebebiyet verdiğini, davacının kaza nedeniyle ...
Eğitim ve Araştırma Hastanesinde günlerce yoğun bakımda kaldığını, 26/11/2016 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak başvuruya cevap verilmediğini, davacının astsubay olarak görev yapmaktayken bu kazayı geçirdiğini, mesleğinin gerektirdiği spor faaliyetlerini ve hareketlerini yapamadığı için girdiği sınavlarda başarısız olduğunu ve görevinde yükselemediğini, mesleki olarak ilerlemesinin bu kaza nedeniyle durduğunu,
acı ve elem duyan davacı için manevi tazminat talep etmelerinin de gerektiğini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici maluliyet tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihi olan 25/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle, 500,00 TL kalıcı maluliyet tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihi olan 25/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle bilirkişi tarafından tespit edilecek gerçek zarar ve tazminatı dava ve talep etme ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla davalılardan tahsiline,
20.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’dan 26/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. (Eski ünvan ...
Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu olayda üzerine düşen yükümlülüklerinİ yerine getirip davacı yanın gerekli evraklarla başvurusu üzerine yaptırılan aktüerya hesabı sonucunda davacı yana 28/11/2017 tarihinde 4.091,00 TL ödemede bulunduğunu, bu nedenle davalı müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğinden işbu davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirkete sigortalı aracın asli kusurlu olduğu iddiasının yersiz olduğunu, ceza dosyasından alınan kusur raporu ve beyanlar ışığında kusur oranlamasının İstanbul ya da Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığı tarafından yapılmasının gerektiğini,
geçici işgörmezlik tazminatı talebinin poliçe teminatı dışında bulunduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacı yanın zararının uzman ve teknik bilirkişiler eliyle hesaplanmasının gerektiğini, davacı yanın bu trafik kazasından dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan yardım alıp almadığının ve ekonomik durumunun da araştırılmasının gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerlerin nazara alınmasıyla hesaplanmasının gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, maddi tazminata ilişkin davanın reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile; 6.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini maluliyetinin devam ettiğini, mesleğinin gerektirdiği spor faaliyetlerini ve hareketlerini yapamadığı için girdiği sınavlarda başarısız olduğunu, bu hususlar karşısında hükmedilen manevi tazminatın düşük ve hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat talepleri reddedilmiş ise de müvekkilinin dava konusu kaza nedeniyle aylarca evinde istirahat etmek zorunda kaldığını ve bu nedenle gelir elde edememiş olduğunu,
maluliyeti nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, yerel mahkemenin davacının maluliyetinin tespiti açısından bağımsız, tam teşekküllü bir üniversite hastanesine sevk etmemiş ve bu yönüyle de dosyada kusur incelemesi yapılmamış olması yönünden de kararı istinaf ettiklerini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, maddi tazminat yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemesinde hükme esas alınan 07.09.2020 tarihli ATK ilgili ihtisas dairesince düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 26.10.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin geçici işgörmezlik tazminatının reddine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Geçici iş göremezlik tazminatı; kaza geçiren kişinin tedavi gördüğü süre içinde iyileşinceye kadar çalışmaması ve bu nedenle iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmazı durumudur. Zarar belirlenirken, davacının elde ettiği gelir üzerinden, yani bilinen gerçek gelir üzerinden, bu belirlenemiyorsa, genel aktif çalışmaya 18 yaşında başlayacağı kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş görmezlik tazminatının belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının geçici işgörmezlik durumda devlet memuru olması nedeni ile maaş almaya devam ettiği böylece gerçek bir zararın oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda 26.10.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın, davacının sürücüsü olduğu motorsiklete çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2899, K. 2024/2757, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama