KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/3311 - 2024/3105
- Dosya no
- 2022/3311
- Karar no
- 2024/3105
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/04/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ... ... YAPI MALZEMELERİ LABORATUAR İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LTD.ŞTİ.
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Araç Hasar Bedeline Yönelik Maddi Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/12/2024
Karar Metni
1.343 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
....Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket nezdinde ... poliçe no ,... acente no'lu sigorta poliçesiyle kayıtlı bulunan sigortalı ... adına kayıtlı ... plaka numaralı aracın müvekkili şirket ... ... Yapı Malzemeleri Laboratuar İnş.Taah.Sarı Ve Tic.Ltd.Şti. adına kayıtlı ... plaka numaralı araç park halinde iken 17.02.2020 tarihinde arkadan çarptığını ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL müvekkile ait araçla meydana gelen maddi hasarın, uzman bilirkişiye hesaplatıldıktan sonra hesaplanan miktarın HMK 107/1 Maddesi gereğince harç tamamlatılarak kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen maddi zararın, ancak Zorunlu trafik poliçesi kapsamındaki teminatlar ve limitler dahilinde değerlendirilebileceğini, gerçek zararın ise bu konunun uzmanınca tespitinin zorunlu olduğunu, davaya konu olayda kazanın meydana gelmesine neden olduğu iddia edilen araç sürücünün alkollü olduğuna dair tespitte bulunulmuş olup, böylesi bir durumda da davacı tarafın Poliçe ve Sigorta Genel Şartları dışında kalan zararının sigorta şirketi yönünden haksız ve dayanaksız olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 1.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında 17.01.2022 tarihinde bilirkişi raporu ile maddi tazminatın 32.754,95 TL olarak tespit edildiğini, ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının 20.04.2022 tarihli celsesinde HMK 107/1.maddesine göre taraflarına harcı tamamlamaları için 2 haftalık süre verilmesi gerekirken, ....Asliye Ticaret Mahkemesince davanın esası hakkında hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucu açılan tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında taraflarca ileri sürülmemiş sebepler inceleme konusu yapılamayacağından davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun (HMK) 355.maddesine göre istinaf incelemesi, HMK'nın 356/1.maddesi gereği incelemenin duruşmalı yapılmasını gerektiren eksik bir husus görülmemekle duruşmasız olarak yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesi neticesinde, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü ile ilgili delillerin hiç toplanmaması ile eksik toplanması arasında varılacak sonuç açısından hiç bir fark yoktur. Zira esaslı hususlardaki eksik delil durumunu hiçlik noktasına getirmekte ve uyuşmazlığın çözümünü sağlamamaktadır. Bu durumun öncelikle yöntemince giderilmesi, dolayısıyla ilk derece mahkemesince usulünce verilmiş esasa ilişkin bir kararın varlığına bağlıdır.
6100 sayılı Kanun'un "Belirsiz alacak davası" kenar başlıklı 107. maddesi şu şekildedir:
"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır."
6100 sayılı Kanun'un 107. maddesini değiştiren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7251 sayılı Kanun) 7. maddesinin gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "...
Uygulamada sorun yaşanan ve doktrinde de tartışılan konu, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu “an”ın tespitine yöneliktir, iki. fıkrada yapılan değişiklikle, bu “an”ın, bir başka ifadeyle alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hale geldiğinin tespiti mahkemece yapılacaktır.
Hâkim, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin “mümkün olduğu anda” talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için davacıya iki haftalık kesin süre verecektir. Bu süre verme işlemi tahkikat aşaması sona ermeden yapılacaktır. Bu hüküm bölge adliye mahkemesince tahkikat yapıldığı hallerde de uygulanabilecektir. İsviçre hukukunda da kabul edilen genel görüş, hâkimin davacıya talebini belirlemesi için süre vermesi gerektiği yönündedir.
Ayrıca 107 . maddenin iki. fıkrasında yer alan ve davacının, davanın başında belirtmiş olduğu talebini “artırabileceğine” ilişkin hüküm, yapılan diğer değişikliğin zorunlu sonucu olarak davacının talebini tam ve kesin olarak “belirleyebileceği” şeklinde değiştirilmektedir.
Aynı fıkraya eklenen son bir cümleyle, hâkim tarafından verilen kesin süreye rağmen alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmemesi durumunda davanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. ..." (Benzer yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.10.2023 tarih, 2023/11424 Esas ve 2023/16269 karar sayılı ilamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.03.2023 tarihli ve 2023/4108 Esas, 2023/4449 Karar sayılı ilâmı.)
HMK 107. maddesi belirsiz alacak davasında davacıya, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilme hakkı tanınmaktadır.
7251 sayılı Kanun'la 107 . maddenin iki. fıkrası yeniden düzenlenerek hâkim tarafından davacıya tahkikat sona ermeden talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi öngörülmüştür.
Bu Kanun ile maddede yapılan değişiklikler Dairemizce, şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hâle gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir.
Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilmeli ve davacıya resen kesin süre verilmelidir.
Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107/2. Maddenin son cümlesinde düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup mahkemece hüküm celsesinde davacının "davamızın kabulünü talep ediyoruz" şeklindeki beyanı üzerine davacıya talep artırım dilekçesi sunması için süre verilmeden dava dilekçesindeki talep miktarının kabulüne karar verilmiş ise de İlk Derece Mahkemesi kararı, belirtilen kanun hükmü ve gerekçesi karşısında yerinde değildir.
Dosya kapsamı ile, yerel mahkemece hasar bedeli yönünden talebin belirsiz alacak davasına konu edildiği, hâkim tarafından davacıya 6100 sayılı Kanun'un 107 . maddesinin ikinci fıkrası uyarınca talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için resen kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Bu durumda yeniden yargılama yapılması için davacı vekilinin şimdilik diğer istinaf sebepleri değerlendirilmeksizin dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında yapılan incelemede, yukarıda açıklanan nedenlerle İlk derece mahkemesince HMK 107/2. Maddesi gereğince davacıya kesin süre verilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, kararın HMK'nun 353/1-a-6. maddeleri uyarınca kaldırılarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmesinin uygun olacağına dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3311, K. 2024/3105, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama