KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2100 - 2025/2329
- Dosya no
- 2023/2100
- Karar no
- 2025/2329
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/05/2023
- Numarası
- 2022/176 Esas, 2023/164 Karar
- Davacılar
- 1- ... - (
Karar Metni
1.874 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
2- ... - ) VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1- ... ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 2- ... -
3- ... -(T.C Kimlik No: ) VEKİLİ : Av.
DAVA
Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 27/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.05.2023 tarih ve 2022/176 Esas, 2023/164 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin miras bırakanı müteveffa ... 27/12/2020 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın çarpması neticesinde hayatını kaybettiğini, müteveffanın hayatını kaybetmesine neden olan olan trafik kazasında davalı ...'in tam kusurlu olduğunu, davalı ...'ün sahibi olduğu, davalı ...'in sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca, davalı ...
Sigorta A.Ş tarafından ... sigorta poliçe numarasıyla ZMMS poliçesi düzenlendiğini, davacı müvekkiller, küçük çocuklarının ani ve feci ölümü nedeniyle müveffanın desteğinden yoksun kaldığını, müteveffanın ani ölümü neticesinde müvekkiller ağır psikolojik bunalım içerisine girdiğini ve manevi olarak büyük zarar gördüklerini, müteveffanın yaşının çok küçük olması nedeniyle müvekkillerinin büyük bir manevi zarar yaşadıklarını belirterek, fazlaya yönelik hakları saklı kalmak kaydı ile.
Davacı ... yönünden 25.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... yönünden 25.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, olmak üzere toplam 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte, Türk Borçlar Kanunu'nun 76. Maddesi uyarınca geçici ödeme olarak tüm davalılardan alınarak davacılara verilmesine;
davacı ... yönünden 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... yönünden 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek mevduata uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tüm davalılardan tazmin ve tahsiline, davacı ... yönünden 50.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... yönünden 50.000,00 TL manevi tazminat,
olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek mevduata uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ...'in vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ilgili kazada asli kusurlu bulunduğunu, davacı tarafından maddi tazminat hususunda dava açılabilmesi için öncelikle sigorta şirketine başvuru şartı bulunmadığını, bu hususta dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, bu eksikliğin tamamlanmasının gerektiğini belirterek davacı tarafından açılan davada gerekli araştırmaların yapılarak taraflar için zenginleşme ya da yıkım oluşturmayacak bir şekilde bir karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ...
Sigorta A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından ödeme yapılmış olup huzurdaki davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davadan önce müvekkil şirkete yapılan başvuru sonrası destek tazminatı olarak 30/07/2021 tarihinde ibraname mukabilinde 50.210,00 TL ödeme yapıldığını, ödenen ve ayrılan muallak tutarlarının güncellenmesi ile bakiye poliçe teminatının nazara alınmasını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesaplaması Karayolları Trafik Kanununda yapılan değişiklik sonucu getirilen hesaplama yöntemine göre yapılmasını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müteveffanın gelirinin asgari ücret olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu kazanın meydana gelmesinde ve müteveffanın vefat etmesinde davacıların bakım ve gözetim sebebiyle kusuru bulunduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde tanzim edilen poliçe ile sigortalı olduğunu,
müvekkil şirketin sorumluluğu poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu belirterek haklık olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, maddi tazminat davası yönünden; feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davası yönünden; davacılar tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ... yönünden 25.000,00 TL, davalı ... yönünden 30.000,00 TL olmak üzere 55.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili; manevi tazminatın müvekkillerinin acılarını dindiremeyecekse de yaşadıkları duygusal travmanın bir nebze de olsa maddi bir edimle tazmini amacıyla dava açıldığını, hakkaniyete ve hukuka aykırı olan bu tutarları kabul etmediklerini, yerel mahkemece destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğunu ve sigorta şirketi tarafından davadan feragat etmeleri nedeniyle reddedildiğini, bu karara itirazlarını sunduklarını, taraflarınca davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat edilmişse de diğer davalılar yönünden davaya devam edildiğini,
ancak yerel mahkemece destekten yoksun kalma tazminatının tamamının sigorta şirketi tarafından ödendiği gerekçesi ile istemlerinin reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen ölümlü trafik kazası sonucu açılmış olan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve pasif dönem hesabı için prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Yine, dosyanın incelenmesinde, 25.10.2022 tarihli hesap raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği ve iş bu rapora karşı davacı vekilinin itiraz etmediği, bu rapor üzerinden davacılar vekilinin 31.10.2022 tarihinde ıslah dilekçesi verdiği anlaşılmıştır. Mecut durumda ilk derece mahkemesince aldırılan 25.10.2022 tarihli hesap raporuna davacılar vekili tarafından itiraz edilmediği dikkate alındığında, artık bu raporda belirlenen maddi zarar yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmaktadır.
Dava, kazaya karışan aracın sürücüsü, işleteni ve sigortacısı şirkete karşı açılmıştır. Bilirkişice davacı ... için 57.360,00 TL, davacı Leyla için 158.641,00 TL zarar belirlemiş olup davacılar vekili yargılama aşamasında davalı sigorta şirketi ile 06.01.2023 tarihinde sulh- ibraname imzalamış, toplam 266.984,39 TL karşılığında 26.01.2023 tarihinde davacılar vekili davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat etmiştir. Mahkemece yargılamaya devam olunarak araç sürücüsü ve işleteni hakkındaki manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunun 168/2. maddesi gereğince alacaklı, diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse bu fiilin sonuçlarına şahsen katlanır. Müteselsil sorumlulardan biri hakkındaki davadan feragat edilmesi diğer müteselsil sorumlu yönünden de teselsülden feragat niteliğini taşır ve böylece müteselsil sorumlu olan diğer davalı da bu çerçeve kapsamında sorumluluktan kurtulmuş olur.
Sigorta şirketinin poliçe teminat limiti 410.000,00 TL olup zarar teminat limiti içinde kaldığından müteselsil sorumlu olan diğer davalılar hakkındaki maddi tazminat davasının da reddedilmiş olması yerinde görülmekle bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/3241 E - 2019/2095. 2017/5611 E - 2019/323 K sayılı kararı.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2007/8400 E - 2008/5005 K; 2007/7884 E - 2008/4210 K; 2006/11591 Esas, 2007/11606 Karar sayılı kararları ve benzeri kararlar )
Manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede:
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 27.12.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü, diğer davalı ...'ün işleteni olduğu aracın davacıların murisi ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece manevi tazminat yönünden davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2100, K. 2025/2329, 27 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama