KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2127 - 2025/2213
- Dosya no
- 2023/2127
- Karar no
- 2025/2213
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 08/06/2023
- Numarası
- 2021/... Esas, 2023/... Karar
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... Sigorta Anonim Şirketi -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 16/10/2025
Karar Metni
1.747 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2023 tarih ve 2021/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı olan ve dava dışı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin 05.02.2021 tarihinde çarpması sonucu davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve ağır şekilde yaralandığını, kaza tespit tutanağındaki kusur oranlarını kabul etmediklerini,
davalıya yapılan başvuru ve arabuluculuk süreci neticesinde olumlu sonuç elde edilemediğini ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak ve HMK 107/2 md uyarınca ileride artırılmak üzere geçici sakatlık dönemi için 5.000,00 TL, sürekli sakatlık dönemi için 20.000,00 TL, geçici sakatlık dönemi bakıcı gideri için 2.500,00 TL ve sürekli sakatlık dönemi bakıcı gideri için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL bedensel zararlardan doğan tazminatın arabuluculuk başvuru tarihi veya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava olunmuştur.
ISLAH
Davacı vekili 07.03.2023 tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat dava değerini toplamda 100.655,40 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri zararının sağlık gideri olması nedeniyle poliçe teminatı kapsamında olmadığını, SGK tarafından davacıya yapılan rücuya tabi ödemelerin zarardan mahsubu gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile; 95.933,11 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 1.681,41 TL geçici iş göremezlik tazminatı 3.040,88 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplamda 100.655,40 TL maddi tazminattan %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılarak 80.524,32 TL'den oluşan kalıcı-geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde) temerrüt tarihi olan 01/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçesi ile hüküm kısmının birbiri ile uyumnlu olmadığını, gerçek zarardan yapmış olduğu indirimin müterafık kusur nedeni ile olmadığını ifade ettiği halde hüküm kısmında indirimin müterafık kusur nedeni ile ilgili olduğunu yazdığını, müterafik kusur nedeni ile yapılan indirim nedenli kısmen reddedilen bölümle ilgili karşı vekalet ücretine hükmedilememesi gerektiği halde karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; mahkemeye sundukları maluliyet raporu ve uzman görüşü arasında ciddi anlamda fark olduğunu ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağını belirtmelerine rağmen yerel mahkemenin bu çelişkileri gidermeden davada kabul kararı verdiğini, dosyadaki maluliyet raporunun doğru yönetmeliğe göre hazırlanmadığını ve hatalı maluliyet oranı ile alınan hesap raporuna görü kurulan hükmün hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Yine, 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar için "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin" hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Mahkemesinde hükme esas alınan 24.02.2022 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 05.02.2021 tarihinde yürürlükte bulunan "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği, kaza ile illiyet bağı kurulacak biçimde davacının kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu tespite rağmen, ilk derece mahkemesince kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı belirlenip, bu oran üzerinde hesaplama yapılması hatalı görülmüştür. Bu yönü ile kalıcı işgörmezilk tazimatı talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönü haklı bulunmuştur.
Davalı vekilinin geçici işgörmezlik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Geçici iş göremezlik tazminatı; kaza geçiren kişinin tedavi gördüğü süre içinde iyileşinceye kadar çalışmaması ve bu nedenle iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmazı durumudur. Zarar belirlenirken, davacının elde ettiği gelir üzerinden, yani bilinen gerçek gelir üzerinden, bu belirlenemiyorsa, genel aktif çalışmaya 18 yaşında başlayacağı kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş görmezlik tazminatının belirlenmesi gerekmektedir.
Davalı vekili tarafından geçici iş görmezlik tazminatı yönünden yapılan incelemede; davacının 14.10.2003 doğumlu olup, kaza tarihi olan 05/02/2021 tarihi itibari ile 17 yaş 4 ay 21 günlük olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının geçici iş görmezliği 9 ay olarak belirlenmiş olup, bu sürenin sonunda halen davacının 18 yaş 21 olacağı anlaşılmıştır. Buna göre talep edebileceği geçici işgörmezlik süresi 21 gündür. Kaza tarihi itibariyle aylık net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama neticesinde davacının talep edebileceği tazminat miktarı 1.978,13 TL olduğu, davalının kusur oranı dikkate alındığında 1.681,41 TL geçici iş göremezlik tazminatı oluştuğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönü ile haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun değerlenilmesinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca ehliyeti olmayan sürücülerin araç kullanması yasaktır. Zira ehliyeti olmayan kimsenin gerekli eğitimleri almaması sebebiyle tehlikeli bir şekilde araç kullanma ve hata yapma riski yüksektir. Ancak bu husus, yani ehliyetsiz bir kişinin trafiğe çıkmış olması trafik cezasını gerektiren eylem olup, müterafik kusur indirim sebebi olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2127, K. 2025/2213, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama