KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2238 - 2025/2308
- Dosya no
- 2023/2238
- Karar no
- 2025/2308
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 13/12/2022
- Numarası
- 2021/... Esas, 2022/... Karar
- Davacı
- ... - y
- Vekili
- Av
- Davalı
- 1- ... Sigorta A.Ş. -ıköy/ İstanbul
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2- ... -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 3- ... -
- Dava
- Tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 23/10/2025
Karar Metni
2.491 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2022 tarih ve 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı olan ve davalı ...'nın maliki ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin 16.02.2021 tarihinde çarpması sonucu davacının ağır şekilde yaralandığını, tedavilerinin halen devam ettiğini, vücut bütünlüğünün bozulduğunu, davacının emekli olduğunu ancak kazadan önce fiilen çalışarak kazanç elde ettiğini ancak çalışma gücü azaldığından artık çalışırken ve günlük mutat işlerini yaparken daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını,
ayrıca bu durum nedeniyle büyük acı ve üzüntü duyduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, olay ile ilgili İskenderan CBS 2021/...
Sor. sayılı dosyası ile ceza soruşturmasının devam ettiğini, zararın tazmini için davalı sigorta şirketine yapılan müracaat ile arabuluculuk sürecinden olumlu netice alınamadığını bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak HMK 107”nci md uyarınca maddi zararın tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline,
50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenemesine karar verilmesi talep ve dava olunmuştur.
ISLAH
Davacı vekili 12.08.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat yönünden 44.649,17 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı ... sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihinde müvekkili nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin poliçede yazılı teminat limiti ile sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının ve davacının maluliyet oranının ilgili yönetmeliklere göre ATK tarafından belirlenmesi,
tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre Hazine Müsteşarlığının aktüer siciline kayıtlı bir bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından davacıya yapılan rücuya tabi ödemelerin zarardan mahsubu gerektiğini, davacının kaza sırasında motosiklet kullanırken kask ve sair koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca davacının ehliyetsiz motosiklet kullanması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, maddi tazminat davası yönünden; davacının davasının kabulü ile.
20.732,91 TL geçici işgöremezlik, 23.916,26 TL kalıcı işgörömezlik olmak üzere toplamda 44.649,17 TL tazminatın davalı asiller yönünden kaza tarihi olan 16.02.2021 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi yönünden temerrüd tarihi olan 09.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan(davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) müştereken ve mütelsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, manevi tazminat davası yönünden; davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile,
30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı asiller ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; gerek taraflarınca, gerek sigorta şirketince ileri sürülen davacı tarafından tahsil edilen ödemelerin dosyaya bildirilmesi gerekir iken davacının kazadan sonra 24.06.2021 tarihinde tahsil ettiği 10.000 TL'yi dosyaya bildirmemesi nedeni ile haksız olarak kazanç sağlamış olup bu belgenin müvekkilince davacı vekilinden yeni telim alınması nedeni ile dosyaya sunulduğunu, gerekçeli karar davalı müvekkiline ait savunma ve açıklamalara yer verilmemiş olduğundan HMK.
297. maddenin 1. fıkrasının 3. bendine göre söz konusu gerekçeli kararın kanuna aykırı olduğunu, gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında kazaya karışan davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin sahibinin kim olduğuna dair herhangi bir tespit yapılmamış, ilgili kurumlara müzekkere yazılmamış olup kazaya karışan araçlardan bir diğeri olan ... plakalı otomobilin maliki olmasından dolayı müvekkilinin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen davanın tarafı haline gelmiş olduğunu ayrıca kabul etmemekle beraber bilirkişi raporlarında davacı taraf kusursuz bulunmamış, %20 kusurlu olduğuna kanaat getirilmiş olup,
bu durumda nasıl ki müvekkilinin araç maliki olması sebebiyle davaya taraf olduysa davacının sevk ve idaresindeki aracın da malikinin tespit edilmesi ve davada taraf olarak bulunmasının gerektiğini, ehliyetsiz sürücü motoruyla birlikte yakalanırsa hem ehliyetsiz motor sürücüne hem de motor sahibine ceza kesilmek zorunda olduğunu, kaza da oluşan bütün maddi zararlardan motor sahibinin sorumlu tutulmasının gerektiğini, tazminat bedelinin zararla orantısız olduğunu,
bilirkişi ve ATK raporlarında belirlenen kusur oranlarını dilekçesinde bildirdiği gerekçelerle kabul etmemekle beraber eksik ve hatalı düzenlenen bu raporlara dayanarak ilk derece mahkemesinin hüküm vermesi, verilen hükmün neticesinde sadece işletenin sorumluluğu esas alınarak müşterek ve müteselsilen müvekkilinin zararla orantısız şekilde tayin edilen tazminat bedellerinin tahsiline yönelik karar alınmasının hakkaniyet ilkesine açıkça aykırı olduğunu, motor kazasına karışan sürücünün ehliyetsiz olması halinde ağır kusurlu kabul edileceğini,
iş bu dosyada taktiri indirim sebebi uygulanmasının zaruri olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili istinaf etmiştir.
Davalı ... vekili kararı istinaf etmiş ise de, istinaf harçları ve avansını yatırmadığından bu hususta 14/06/2023 tarihli muhtıranın düzenlendiği, bu muhtarının tebliğine rağmen eksikliğin tamamlanılmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince kurulan 10.10.2023 tarihli karar ile davalı vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bu kararın da davalı vekiline tebliğ edildiği ancak işbu vazgeçmiş sayılmasına yönelik kararın istinaf edilmediği anlaşıldığından davalı ... vekilinin istinaf başvurusu değerlendirilmemiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 16.02.2021 günü saat 23.20 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Payas istikametine seyir halinde iken seyir halinde iken kaza mahalli kavşağa geldiğinde kendisine hitaben "Yol Ver" levhası bulunan kavşak kolundan kavşağa giriş yaptığı esnada otomobilinin ön kısımlarıyla,gidiş istikametine göre solundan, Ulucami Caddesi istikametine seyretmekte olan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin sağ yan kısımlarına çarpması neticesi davaya konu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.
Tüm dosya kapsamı dava dilekçesi, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, ceza dosyası kısmi evrakları ve tüm beyanlar incelendiğinde mevcut verilere göre; davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile mahallin meskun olduğu, bölünmüş yolda seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, kavşağa giriş öncesi seyir yönü üzerinde kendisine hitap eden "Yol Ver" trafik işaret levhası bulunmasına rağmen hızını azaltmadan ve kavşağı etkin bir şekilde kontrol etmeden, solundan aynı kavşağa giriş yapan motosiklete ilk geçiş hakkını vermeyerek kontrolsüzce kavşağa girmesi sonucu, geçiş hakkını bırakmadığı,
solundan gelen motosiklete sağ yan kısımlarından çarpması sonucu meydana gelen olayda %80 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile seyri sırasında geldiği olay mahalli kavşaktan geçişi sırasında, diğer araca nazaran her ne kadar geçiş hakkına haiz ise de kavşağa daha tedbirli ve kontrollü şekilde hız azaltarak giriş yapması gerekirken buna riayet etmeyip, seyir hızıyla tedbirsizce girdiği kavşakta, solundaki yoldan kavşağa giren otomobil ile çarpışması neticesi meydana gelen olayda %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı sürücünün ehliyetsiz trafiğe çıkmış olması trafik cezasını gerektiren eylem olup, müterafik kusur indirim sebebi olmadığı gibi, davacının kusurlu eylemi zaten değerlendirildiğinden ehliyetsizlik ayrı kusur kusur olarak atfedilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Davalı vekilinin maddi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/.... karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 20.07.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ve tazminat miktarına ilişkin istinaf haklı görülmemiştir
Davalı vekilinin hükme manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda 16.02.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü, diğer davalı ...'nın işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda %2 oranında kalıcı maluliyet oluşacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 80 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı vekilinin kısmı ödeme ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı ... lehine olacak biçimde, davalının istinaf dilekçesinin ekinde sunulan, 24.06.2021 keşide tarihli , davacı tarafa ödenen 10.000,00 TL 'ye ilişkin belge ek olarak sunulmuştur. Bu durumda, dava tarihinin 07.05.2021 olduğu dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminattın 10.000,00 TL'lik kısmı konusuz kaldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönü ile haklı bulunmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2238, K. 2025/2308, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama