KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/701 - 2025/916
- Dosya no
- 2023/701
- Karar no
- 2025/916
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/06/2022
- Numarası
- 2019/... Esas, 2022/... Karar
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ... A.Ş -
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Ölüm Sebebiyle Açılan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/04/2025
Karar Metni
1.692 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/06/2022 tarih ve 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/10/2012 günü ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ölümlü ve yaralamalı kazaya sebebiyet verdiğini, bu kaza sonrasında müvekkilinin desteği ...'un hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusuru olmadığını, ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu belirterek, 750,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren en yüksek faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca 20/04/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 138.874,98 TL arttırarak, toplam 139.624,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 19/05/2012-19/05/2013 tarihleri arasında 275664612 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, raporların Adli Tıp kurumundan alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, açılan davanın kabulü ile, 139.624,98 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 13/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (225.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; poliçede yazan teminat limitinin faiz, yargılama giderleri ve ferilerini kapsamadığını, yani dosyada tazminat miktarının poliçe limitinin altında olduğundan ve işleyecek faizi ile birlikte 225.000,00 TL'yi geçeceğinden kararda yazılı poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydının hatalı olup davalı şirketin tazminatın miktarı, faizi, yargılama giderleri vs tüm ferileri ile birlikte sorumlu olduğunu, mahkeme dosyasında son hesap tarihinden sonrasında asgari ücrette ciddi artış olduğundan aradaki fark ile ilgili olarak haklarını saklı tuttuklarını, dosyada tazminattan yapılan indirimleri kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili; davaya konu kazanın bir trafik kazası olmaması sebebi ile poliçe teminatı kapsamında olmadığını, hükme esas alınan hükme esas alınması gereken hesaplama yönteminin TRH 2010 mortalite tablosu ve 1,8 teknik faiz olduğunu, davaya konu kazada davacı yanın kamyon kasasında taşınmakta olup istiap haddinin aşıldığını, bu sebeple hesaplanan tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davalıların davacının ehliyetinin olmaması ve kask takmamasının müterafik kusur oluştuğu hususunda değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğunu,
müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, tacir olan davacı kurum ile davalı arasında sözleşmeden doğan bir hukuki ilişki bulunmayıp haksız fiilden kaynaklanan ilişki bulunmadığını, o nedenle davada TK 21/2.maddesinin uygulama olanağından söz edilemeyeceğine göre tacir olan davacı yönünden ticari bir iş niteliğinin kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen ölümlü trafik kazası sonucu açılmış olan destekten yoksun kalma tazminatıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Müterafik kusur nedeniyle yapılan istinaf incelemesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/16106 E- 2016/11047 K, 2016/7611 E- 2016/6717 K, 2015/18011 E., 2017/2430 K. sayılı kararı, 16/05/2017 tarih ve 2016/1864 E., 2017/5519 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacıların murisinin soğan yüklü kamyon kasasında taşındığı, kazaya sebep veren aracın kamyon olup yolcu taşımaya uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu halde desteğin yolcu taşınması yasak olan kamyona binmesi sebebiyle, bu durumun müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrarlı uygulamalarına göre BK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerekir.
Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulü ile bilirkişi raporunda belirlenen toplam tazminat (176.782,25 TL) - % 20 müterafik kusur 141.425,80 ve bu miktardan da -ödemenin güncel hali (37.157,27 TL)= 104.268,53 TL için davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken indirim yapılmadan tam kabule karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:
Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekilinin faizin türüne ve başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı sigorta şirketi vekili hükmolunan tazminata uygulanan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, somut olayda uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili (dolayısıyla müteselsil sorumlu olan işleten ve sigortacısı), ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır.
Ancak Sigorta şirketi yönünden temerrüd, kaza tarihinde değil başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasında gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden (Sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası) itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Mahkemece daha önce yapılan başvuru sebebiyle davacıya yapılan ödeme tarihinin 28.02.2013 olduğu, temerrütün bu tarihten itibaren hesaplandığında 13.03.2013 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten itibaren temerrüte uğradığı belirtilerek karar verilmesi - temerrütün en geç ödeme tarihi olan 28/02/2013 tarihinde gerçekmiş olacağından- davalı lehine olmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili ilk derece mahkemesi tarafından avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle hükmolunan tazminata uygulanacak faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini savunmuş olup, aracın kamyon olup kullanım şeklinin "ticari" olduğu anlaşılmakla; mahkemece avans faizine hükmedilmesi yerinde görülmüştür.
Yine ölen araçta hatır için değiş iş için taşındığından hatır taşıması indirimi yapılmaması yerindedir.
Davacı vekilinin istinaf sebebinin incelenmesinde;
Sigorta şirketleri poliçe teminatında belirtilen miktarla zarardan sorumludur. Hesaplanan zarar (fer'iler hariç) teminat limiti aştığı takdirde sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limiti ise sınırlı tutulur.
ZMMS poliçe teminat limitinin ölüm ve sakatlanmada kaza tarihi itibarı ile kişi başı 225.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişice hesaplanan zarar ise 139.624,98 TL olup müterafik kusur indirimi yapılmasa dahi hesaplanan bu zarar teminat limiti içinde kaldığından hükümde sigorta şirketinin sorumluluğunun ferileri de kapsar şekilde teminat limiti ile sınırlı sorumlu tutulması anlamına gelebilecek olup infazda tereddüt oluşturacak nitelikte olduğundan kararın bu yönüyle düzeltilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/701, K. 2025/916, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama