KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2026
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/477 - 2026/280
- Dosya no
- 2024/477
- Karar no
- 2026/280
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 27.01.2026
Karar Metni
1.868 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken ters yönden gelen ... marka beyaz renkli minibüse çarpmamak için direksiyonu sol tarafa kırması üzerine orta refüjdeki tabelaya çarpması sonucunda ... tarihinde yaralanmalı trafik kazası geçirdiğini, tüm tedavi müdahalelere rağmen ayağının kesildiğini, kazaya karışan minibüs sürücüsü olay yerini terk ettiğini, sürücünün kimliği ve minibüsün plakası tespit edilememiş olduğundan davalı ... nın müvekkilinin zararının tazmin etmekle yükümlü olduğunu,
fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak koşuluyla 149.500,00 TL çalışma gücünün sürekli azalması tazminatının, 250,00 TL çalışma gücü ile 250,00 TL bakıma muhtaçlık tazminatının da tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatını 410.000,00 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatını 17.197,15 TL'ye, bakıcı gideri tazminatını 24.687,00 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili kuruma gerektiği şekilde başvuru yapılmadığını, kaza tespit tutanağında meydana gelen kazanın oluşumunda sürücü belgesiz sürücü ...'in yanlış manevra yaparak orta refüje çıkmak suretiyle trafik kanunun ihlal ettiğini, davacı tarafından müvekkil kuruma başvurduğu tarih itibariyle meydana gelen kazaya dair savcılık tarafından yürütülen bir soruşturmanın olmaması ve herhangi bir kamera kaydının ve delilin bulunmaması yaşanan kazaya dair olayları soyut bıraktığını, bu nedenle müvekkili kurum tarafından değerlendirme yapılmadığını,
davacının geçici iş göremezlik tazminat talebi teminat kapsamında olmadığını, ... nın sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ticari faiz talep edilemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kazada müterafik kusurunun sabit olduğunu, davanın usulden reddine ve esastan reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; 328.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 13.757,72 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 21.189,6 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 362.947,34 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, plakası tespit edilemeyen ... marka beyaz renkli minibüsün ticari araç olması ve zararın ticari faaliyet sırasında meydana geldiğinden tazminatın ticari avans faizi birlikte tahsiline karar verilmek yerine yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili kuruma gerektiği şekilde başvuru yapılmamış olduğunu, dosyadan aldırılan kusur raporu ile Ankara ATK'dan aldırılan kusur raporu arasında çelişki olduğunu ve bu çelişkinin giderilmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hesap bilirkişi raporunda hatalar olduğunu, alınan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, davacının talep ettiği geçiçi iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının müvekkili kurumun sağladığı teminat kapsamında olmadığını,
davacının yaşadığı kaza sonrasında müvekkili kuruma başvuru yapmış ve yeterli değerlendirme şartlarını taşımaması gerekçesiyle geçerli bir başvuru sayılamamış olduğunu, arabuluculuk son tutanağında da görüleceği üzere arabuluculuk yoluna başvurulmamış olduğunu, işbu talebin dava şartı yokluğundan tefrik ile reddi gerekirken daavanın kabulünün hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin ileri sürülen tüm istinaf nedenlerinin ilk derece mahkemesince yargılama sırasında incelenip karar gerekçesinde izah edildiği, dava ön şartları sağlandığı ve hükme esas alınan kusur, maluliyet ve hesap bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun bulunduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerinin esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin müterafik kusur indirimi uygulanması yönü ile yapılan istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun azalması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Dosya kapsamında bulunan kolluk kuvvetlerince düzenlenmiş kaza tespit tutanağı incelendiğinde, motobisiklet sürücüsü davacının kaza sırasında aracını kullanımı için gerekli ve zorunlu koruyucu tertibat olan kask kullanmadığı anlaşılmıştır.
Davacının sürücünün maluliyetinin sol dizüstü bölümünde haraket kısıtlılığına bağlı kalıcı maluliyete sebep olmuş olup, davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığını, bu nedenle zararın oluşmasında kendisinin kusurlu olduğu belirtmiş ise de, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücü ve yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, yönetmelikte dizlik veya koruyucu tertibat takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Davacının yaralanmasının sol dizüstü ampute ve sağ diz fleksiyon olacak şekilde oluştuğu, buna bağlı olarak kask takılı olmaması oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadağı, Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği gereğince koruyucu ekipman olarak takılması zorunlu olan ekipmanın kask olması gerektiği, davacının maluliyetinin kafa bölgesinde oluşmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indiriminin uygulanmaması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu yönü ile davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.
Dosya içinde mevcut, ... tarihli bilirkişi/aktüer raporu ile davacının 1.617.440,98 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 17.197,15 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 26.487,00 TL geçici bakıma muhtaçlık tazminatı talep etmek hakkı olduğu tespit edilmiştir.
Davalı ...’nın sorumluluğu; riziko tarihinde geçerli zorunlu sigorta poliçesinin teminat limitleri ile sınırlı olup kaza tarihi (...) itibari ile kişi başına kalıcı işgörmezlikten kaynaklanan sakatlanma teminat limiti 410.000,00 TL kişi başına (geçici işgörmezlik ve bakıcı gideri tazminatı) sağlık gideri teminat limiti 410.000,00 TL'dir. Zarar görenin sürekli işgöremezlik zararları sakatlanma teminatı kapsamında, geçici iş göremezlik ve geçici bakıma muhtaçlık zararları ise sağlık gideri teminatı kapsamındadır.
Bu bakımdan davacı vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak.
149.500,00 TL çalışma gücünün sürekli azalması (sürekli iş göremezlik) tazminatı talebinin ıslah yolu ile 260.500,00 TL daha arttırarak ve toplam 410.000,00 TL, çalışma gücünün sürekli azalması (sürekli kısmi iş göremezlik) tazminatının, yine 250,00 TL çalışma gücünün geçici kaybı (geçici iş göremezlık) tazminatı talebinin ıslah yolu ile 16.947,15 TL daha arttırarak ve toplam 17.197,15 TL çalışma gücünün geçici kaybı (geçici iş göremezlik) tazminatının,
nihayet 250,00 TL geçici bakıma muhtaçlık (geçici bakıcı gideri) tazminatı talebini ıslah yolu ile 26.237,00 TL daha arttırarak ve toplam 26.487,00 TL geçici bakıma muhtaçlık (geçici bakıcı gideri) tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır. Bu miktarlar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yine belirtmek gerekir ki kazaya karışan ve plakası tespit edilemeyen aracın kullanım amacının ticari olduğu ıspatlanamadından yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmüştür.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/477, K. 2026/280, 27 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama