KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/60 - 2025/237
- Dosya no
- 2025/60
- Karar no
- 2025/237
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/07/2024
- Numarası
- 2024/586 Esas, 2024/568 Karar
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av. ...-
- Davalı
- ...
- Dava
- Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/02/2025
Karar Metni
1.370 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih ve 2024/586 Esas, 2024/568 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketinin sigortalısı ... plakalı araç arasında 13.07.2022 tarihinde Mersin ili Yenişehir ilçesinde maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, tanzim edilen kusur raporuna göre ... plakalı aracın tam kusurlu bulunduğunu, ... ...'nun çalışma esas ve usulleri hakkındaki 26.10.1991 gün ve 21033 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmeliğin "Büronun amacı" başlığını taşıyan 5. maddesinin 3. bendi uyarınca,
yurt dışında sigortalanmış bulunan ve geçerli olan sigorta sertifikası taşıyan motorlu kara taşıt araçları sahipleri veya sürücüleri tarafından Türkiye'de sebebiyet verilmiş hasarların, doğrudan doğruya idare ve ödenmesi hususundaki işlemleri yapmak, büronun amaçları arasında sayıldığını, Bu nedenle yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştıkları kazalarda, şayet geçerli bir yeşil kart sigortaları varsa, bunların sigorta yaptırmalarına gerek olmaksızın araçlarının neden olacağı zararların karşılanacağının kararlaştırıldığını,
kazada %100 kusuru bulunan ... yabancı plakalı araç adına Yeşil Kart Sigortası kapsamında davalı Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosunun sorumlu olduğunu, kaza akabinde araçta oluşan hasarın tamiri, her ne kadar davacıya ait ... plakalı aracın kaskosu tarafında karşılanmışsa da yapılan onarımda orijinal parçalar yerine yan sanayi /yedek parçalar kullanılmasının mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle yapılan onarımın davacının hakkını ihlal edecek şekilde mevzuata aykırı bir şekilde gerçekleştiğinden sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini,
söz konusu kaza öncesinde davacının orijinal bir halde olan aracının yan sanayi/yedek parçalar ile onarılmasının kabul edilemeyeceğini, davacının aracında kaza sonrası meydana gelen hasar bedelinin, kazada kusurlu olan ... plakalı aracın sigortacısı Türkiye Motorlu Taşıtlar ... tarafından davacıya ödenmesi gerektiğini, davanın Motorlu Taşıt ... tarafından sigortalı olan ...
Turizm Ticaret A.Ş.'den davalı malik ...'in sürücüsü olduğu aracın yaptığı trafik kazası sonucu meydana gelen zararın tahsili istemine ilişkin olduğunu ileri sürmüş, yargılama aşamasında alınacak bilirkişi raporuna göre arttırılmak üzere fazlaya dair ve hasar bedeli tazminatında artış olması durumunda, artan hasar bedeli tazmiatına ilişkin haklarını ve munzam zarardan kaynaklanan her türlü talep haklarını saklı tutarak ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli nedeniyle şimdilik 5,00-TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
hasar tespit tutanağından kaynaklanan 649,00-TL rapor ücretinin yargılama gideri kapsamında değerlendirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın 6325 sayılı kanunun 18/A-2 son cümlesi ile TTK'nun 5/A maddesi hükümleri ve HMK 114 ile 115/2 maddelerine göre davadan önce ara bulucuya başvurulmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine,
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; dava açılmadan yaklaşık 1 yıl önce ara buluculuk şartının yerine getirilmediğini, Mersin 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyayı incelemediğinden dolayı usulden reddettiğini, oysaki sadece tarihlere dikkatli bakılsaydı şuan istinaf başvurusunda bulunma zorunluluklarının bulunmayacağını, yargılamanın sürüncemede kalmayacağını, haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli talepli tazminat davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/586 esas ve 2024/568 karar sayılı kararında "... her ne kadar dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulmuş ise de, bu hususun yasada belirtilen eksikliği gidermeyeceği ve 6325 sayılı kanunun 18/A-2 son cümlesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiği anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(Emsalen Ankara BAM 23 Hukuk Dairesinin 2020/1289E-2020/1203 Karar sayılı kararı, Ankara BAM 23 Hukuk Dairesinin 2020/1463E-2020/1291 Karar sayılı kararı, İzmir BAM 17 Hukuk Dairesinin 2020/1304E-2020/1121 Karar sayılı kararı, ADANA BAM 9. HD' NİN 2021/1577E- 2022/258 Karar sayılı ve aynı dairenin 14/09/2023 tarih 2022/2718 E- 2023/538 Karar sayılı kararı)'' şeklinde dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddettiği görülmüştür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/8181 Esas ve 2022/1358 Karar sayılı 01/02/2022 günlü ve yine 4.Hukuk Dairesinin 2021/23273 esas ve 2022/901 Karar sayılı 20/01/2022 günlü kararında ve yine 4.Hukuk Dairesinin 2021/14429 esas ve 2021/5729 Karar sayılı 29/09/2021 günlü kararında "Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.
Somut olayda, davacı vekilinin 04/08/2020 tarihli dilekçesi ile davalı sigorta şirketine araç hasarı ve değer kaybına ilişkin tazminat talebi için başvuruda bulunduğu, ancak davalının ödeme talebine cevap vermediği anlaşılmaktadır.
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre davacı vekilinin özel dava şartı olarak düzenlenen Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında zorunlu başvuru şartını yerine getirdiği gözetilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile sigorta şirketine kaşı açılacak olan davalarda davadan önce ara bulucuya başvurmanın zorunlu bir dava şartı olmadığı kabul edilmektedir.
Buna göre, sigorta şirketi aleyhine açılacak olan tazminat davasında 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvurulması zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. İş bu dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu değil ise de, ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurma imkanı bulunmaktadır. Davacının başvurusunun ihtiyari arabuluculuk olarak kabul edilmesi ve yargılama devamla karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Kaldı ki kabule göre yapılan incelemede;
İlk derece mahkemesi dava açıldıktan sonra arabuluculuk yapıldığı bu sebeple dava şartının yerine getirilmediğini belirterek davayı usulden reddetmiştir. Ancak dosya incelendiğinde görüldüğü üzere dava açılış tarihi 08.04.2024 olup arabuluculuk başvuru tarihi ise 02.05.2023' tür. Dava dosyasında sunulu arabuluculuk son tutanağına bakıldığında ise anlaşamama tutanağı 17.05.2023 tarihinde düzenlenmiş ve taraflarca imzalanmıştır.
Davanın ilk açıldığı yer olan Asliye Hukuk Mahkemesindeki açılma tarihi olan 05.04.2024 ele alınsa dahi (kaldı ki yerleşik içtihatlara göre görevsizlik halinde görevli mahkeme esasına dosya kaydedilmeden başvuru ve tutanak sunulması yeterli olmaktadır) arabuluculuk son tutanak tarihi 17.05.2023 olduğu görülmektedir.
Arabuluculuk görüşmelerinden sonra dava zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı fakat görevsizlik nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinden görevli mahkeme olan Ticaret Mahkemesine geçiş sağlanmıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddi hatalı olmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına girilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/60, K. 2025/237, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama