KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mart 2026
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2026/462 - 2026/660
- Dosya no
- 2026/462
- Karar no
- 2026/660
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/11/2025
- Numarası
- 2025/1736 Esas, 2025/984 Karar
- Davacı
- ... GIDA KONFEKSİYON İNŞAAT BEYAZ EŞYA TAAHHÜT PETROL OTOMOTİV İTHALAT İHRACAT PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
- Vekilleri
- Av.
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av.
- Dava
- Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/03/2026
Karar Metni
1.104 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2025 tarih ve 2025/1736 Esas, 2025/984 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Yolu üzeri ... mevkii 5. km ... adresinde ticari faaliyetlerini devam ettirdiğini, müvekkilinin büyük gıda firmalarının bayisi ve dağıtıcısı olduğunu, 09.10.2020 tarihinde çıkan orman yangını sonucunda müvekkili şirkete ait depo eklentilerinde hasar meydana geldiğini, yangınla ilgili ...
CBS 2020/13531 soruşturma dosyası ile soruşturma başlatıldığını, müvekkiline ait işyeri ve depoda bulunan demirbaşlar, soğuk hava deposu, emtia ve diğer malların yandığını, sıvanın döküldüğünü, betonun parçalandığını, depo çatısı ve sundurmanın kaplama malzemelerinin yandığını, elektronik cihazlar ve araçların kullanılamaz hale geldiğini, zeytin ağaçlarının zarar gördüğünü,
zararın itfaiye raporuyla da sabit olduğunu belirterek meydana gelen hasar nedeniyle şimdilik 140.000,00 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın HMK 114/1-b ve 115 maddeleri gereğince yargı yolu caiz olmaması nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; davalı ...'nün önceden gerekli tedbirleri almaması, yangın söndürme hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi olduğunu, bu durumun idari yangının görev alınandaki idarenin plan ve projeye uygun eyleminden doğan zarar kavramından farklı olduğunu, davada bir idari işlem veya eylemin hukuka aykırılığı değil, idarenin haksız fiil sorumluluğunun gündemde olduğunu, usulden ret ve yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, idarenin hizmet kusuru nedeniyle açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle davanın hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve 2577 Sayılı Yasanın 2/1-b maddesi hükmü gereğince "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının" çözümünde idari yargının görevli olması sebebiyle, öncelikle dava şartlarından olan yargı yolunun caiz olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davanın, olayda kamu hizmetinin usulüne ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının belirlenmesinin idare hukuku kuralları esas alınarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2/1-b maddesinde sayılan tam yargı davasında çözülmesinde idari yargı yerleri görevlidir. (Emsal:Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/907-1870 E.K. nolu, 2016/9557-7631 E.K. Nolu, 2016/4721-7256 E.K. Nolu, 2016/539-6302 nolu ilamları.)
Uyuşmazlık Mahkemesinin 06.12.1999 tarihli ve 1999/38 E. 1999/40 K. sayılı kararında.
“İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu” vurgulandıktan sonra.
“Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde ‘idari dava türleri’ arasında sayılan ‘idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası’ kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağına” işaret edilmiş ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Zira bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp, o plan ve projeler gereğince işi görmesi, işin yapılı sırasında verilen zarar da idari iş ve eylem nedeniyle verilen zarar da kararın neticesi olan birer idari eylemdir.
Dosya evrakı incelendiğinde; davacı tarafından her ne kadar davalı ... aleyhine haksız fiil ve hizmet kusuru sebebiyle tazminat davası açılmış ise de, 6831 sayılı yasanın 69 vd maddeleri gereğince orman yangınlarını önlemek ve söndürmek maksadıyla her türlü hizmeti yapma görevinin Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu ve bunun bir kamu hizmeti olduğu, dava konusu olayda da yangının çıkmaması için idarece gerekli tedbirlerin alınmadığının iddia edildiği,
idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak 3. kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözümünün idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olup, eldeki davada davalı yönünden mahkemenin görevli olmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın bu sebeple reddi yerinde olduğundan davacı vekilinin yargı yoluna ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(Benzer yönde Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/8388 E - 2016/9410 K; 2016/11508 E - 2017/3126 K; 2016/14341 E- 2018/8326 K sayıl içtihadı ve benzeri kararları)
Yine verilen karar görevsizlik kararı olmayıp yargı yolunun bulunmamasına dayalı olarak davanın reddi kararı olduğundan davalı lehine vekalet ücreti verilmesi yasa gereği olmakla bu yöndeki istinaf da yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın usulden reddine karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/462, K. 2026/660, 2 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama