KÜNYE
T.C. Adana Bam 4. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/2896
- Karar no
- 2024/2080
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/09/2024
- Numarası
- ... ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ... - -...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 27/12/2024
Karar Metni
1.347 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi talebi sonucu Dairemize gelen dosyanın incelenmesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 29/04/2024 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili şirket mobilya malzemeleri ve imali işiyle iştigal eden bir şirket olduğunu mobilya imal ettiği gibi, mobilya imali için kullanılan ürünlerin toptan veya perakende satışını da gerçekleştirdiğini, davalı (gerçek kişi tacir) ile müvekkili şirket arasında yıllık bazda cari hesap içerisinde hareket edilerek ticaret gerçekleştirildiğini, Mobilya malzemeleri satın alma ve teslimi üzerine anlaşma yaptığını, anlaşma gereği, müvekkili şirket tarafından davalıya anlaşılan ürünleri teslim edildiğini, ancak davalı tarafından borç ödenmediğini,
müvekkilinden farklı zamanlarda alınan ürünlere ilişkin müvekkili tarafından fatura kesildiğini, davalı tarafından cari hesap içerisinde yapılan ödemeler müvekkili tarafından düzenlenen faturaların tutarlarından oldukça düşük olduğunu, müvekkili şirket tarafından cari hesap içerisinde kesilmiş faturaların KDV dahil toplam bedeli 347.559,78 TL olduğunu, davalı tarafından ise cari hesap içerisinde yapılan toplam ödemeler 146.000,00 TL olduğunu, 2023 yılının bitimi ile cari hesabın kapandığını, net bakiye muaccel hâle geldiğini, buna karşın 3 aydan fazla süre geçmesine rağmen davalı müvekkile hiçbir ödeme yapmadığını, bu nedenle ...
İcra Dairesi ...
Esas sayılı icra takibi dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu nedenlerle İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile mahkeme aksi kanaatte ise teminatsız olarak ihtiyati hacze bununda mümkün görülmediği taktirde mahkemenizce uygun görülecek teminat bedeli ile birlikte ihtiyati haczin kabulünü, haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamını, davalı borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
....Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi; uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesi; uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nin 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
TTK'nin 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'de düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nin 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nin 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nin 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Bu genel kuralın yanında TTK'nin 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.
Somut olayda; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağı TTK'de düzenlenen bir konu olmadığından dava mutlak ticari dava değildir. Dava, TTK'nin 4/1-son cümlesinde yer alan ticari davalardan da değildir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta davanın üçüncü grup dava yani nispi ticari dava olup olmadığının tespiti gerekir TTK'nin 4/1 maddesi uyarınca her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Öte yandan, görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2007/12362 sayılı "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin'' Bakanlar Kurulu kararı ve VUK'in ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.
TTK'nin 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki hâlinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, hâlen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.
Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nin 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır.
VUK'nin 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.
Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
... Vergi Dairesine yazılan müzekkeremize cevaben gönderilen yazıda davacının işletme esasına göre defter tuttuğu, 2. Sınıf tacir olduğu kayıtlarımızın tetkikinden anlaşılmıştır" şeklinde cevap verildiği, davacının yıllık alım satımlarının VUK 177/3 maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı, davalının faaliyetinin ticari nitelikte olmadığı,
davacı tacir olmakla birlikte davalı tacir olmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmakla ....
Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
... · Başkan · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... · ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2896, K. 2024/2080, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama