KÜNYE
T.C. Adana Bam 9. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2022
- Dosya no
- 2020/980
- Karar no
- 2022/1345
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/03/2020
- Numarası
- 2019/... ESAS 2020/... KARAR
- Davacı
- ... -...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ... ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 25/11/2022
- Karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.596 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/... esas 2020/... karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin ... Belediyesi'ni temsilen davalı ... ... İmar İnş. ve Özel Sağlık Hiz. A.Ş.'nde 2007 yılından itibaren yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığını, davalı şirketin SGK 'na olan borçlarının şirketten tahsil edilemeyince yönetim kurulu üyesi olarak müvekkilinin şahsi sorumluluğuna gidildiğini, SGK tarafından maaş haczi yapılarak maaşından kesinti yapıldığını, müvekkilinin maaşından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebiyle davalı şirkete karşı Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu belirterek itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirketi iyi yönetmediğini ve zarara uğrattığını, bu nedenle şirketin uğradığı zararlardan şahsen sorumlu olduğunu, davacının özen borcunu yerine getirmediğini, takip tarihinden önce temerrüt gerçekleşmediğini bu nedenle icra takibinin başlatıldığı tarihe kadarki faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Yerel mahkemece verilen karar ile; "davalı şirketin prim borçlarından dolayı SGK tarafından şirket yöneticisi olmasından dolayı davacının maaşından kesinti yapıldığı, davacının yapmış olduğu ödemelerden dolayı 6183 sy. yasanın mükerrer 35.md gereğince, davalı şirkete rücu edebileceği, icra takibinden önce temerrüt gerçekleşmediği, bu sebeple ancak takip tarihinden itibaren faiz istenebileceği, diğer taraftan davacının şirketi iyi yönetmediği, özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, şirketi zarara uğrattığı ileri sürülmüş ise de, bu konuda açılmış bir dava bulunmadığı anlaşıldığından davanın 18.240,76.TL üzerinden kısmen kabulüne" şeklinde karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davalı şirketin SGK'ya olan borçları nedeniyle müvekkilimizin o dönem yönetim kurulu olması nedeniyle müvekkillerinin maaşından her ay düzenli kesinti yapıldığını, takip öncesi faiz taleplerinin reddine karar verilmediğini, müvekkili lehine ödene tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk masrafının kısmen de olsa müvekkilleri üzerinden bırakılması yerinde olmadığını, tamamından davalının sorumlu olması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını beyan etmiştir.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde, yönetim kurulunun şirketi iyi yönetememesi nedeniyle şirket tasfiyeye girdiğini, şirketin iyi yöneltilmediği ve şirketin zarara uğratıldığını, TTK 320.maddesinde düzenlenen özen borcu ve şirket yöneticisinin sorumluluğu konusunda da hiçbir inceleme ve değerlendirme yapmadan davanın esası hakkında karar verildiğini, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar, içeriği itibariyle hüküm vermeye elverişli olmadığı gibi, Yargıtay denetimine elverişli olmadığını, mahkemece eksik inceleme yapıldığını,
HMK 31 ve 281 vd. maddelerinin açıkça ihlal edildiğini, mahkemece müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiğini, icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, Adana 13.İcra Dairesi'nin 2019/... esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava, SGK borcu nedeniyle yapılan maaş kesintilerinin rücuen tazmini amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafından, davalı şirkette ... Belediyesi'ni temsilen 2007 yılından itibaren yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı, davalı şirketin SGK'ya olan borçlarının şirketten tahsil edilemeyince yönetim kurulu üyesi olarak şahsi sorumluluğuna gidilerek, maaş haczi yoluyla maaşından kesinti yapıldığı iddia edilerek, yapılan ödemelerin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talep edilmiş, davalı ise, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde şirketi iyi yönetmediğini ve zarara uğrattığını, bu nedenle şirketin uğradığı zararlardan şahsen sorumlu olduğunu savunmuş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Adana 13. İcra Müdürlüğü'ne ait 2019/... sayılı dosya ile alacaklı davacı tarafından, borçlu davalı aleyhine 19.406,03.TL asıl alacak ve 4.679,33.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.085,36.TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının maaş kesintileri olarak belirtildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35/1 maddesi; "tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 35/4 maddesi ise, "Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler" şeklindedir. Madde hükmü gereğince, tüzel kişiden tahsil olanağı bulunmayan kamu alacağından, tüzel kişinin temsilcileri sorumlu tutulabilecektir.
Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan 30/03/2007 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararla, davacı ..., dava dışı ... ve ... ile beraber 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiği, davacının, yönetim kurumu üyesi olduğu dönemde, şirketin prim borçlarının şirketten tahsil edilememesi üzerine davacının maaşına haciz konulduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davacının emekli maaşından toplam 18.871,01.TL kesinti yapıldığının, bunun 632,25.TL 'sinin iade edildiğinin, davacının 18.240,76.TL alacağının bulunduğunun ve takip tarihine kadar işlemiş yasal faiz alacağının ise 6.983,14.TL olduğunun tespit edildiği,
davalı şirketin prim borçlarından dolayı SGK tarafından, şirket yöneticisi olmasından dolayı davacının maaşından kesinti yapılan 18.871,01.TL'nın, 6183 sayılı yasanın mükerrer 35/4.maddesi gereğince, davalı şirkete rücu edilebileceği, davalının, davacının şirketi iyi yönetmeyerek, zarara uğrattığı, bu nedenle tazminat talebinde bulunamayacağı yönündeki istinaf sebebinin ise yerinde olmadığı,
ancak, rücu hakkının, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin, malvarlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olup, davacının mal varlığındaki eksilmenin, ödeme tarihinde gerçekleştiği, bu nedenle mahkemece, ödeme gününden takip tarihine kadar işlemiş yasal faize de hükmedilmesi gerekirken, mahkemece icra takibinden önce temerrüt gerçekleşmediği gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, Arabuluculuk masrafının kısmen de olsa kendilerinden tahsil edilemeyeceği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A ve HUAK Yönetmeliği'nin 25-26 maddeleri gözetilerek, davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanması gerektiğinden, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile 18.240,76.TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak 4.679,33.TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.920,09 TL yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının itirazında haksız olduğu ve alacağın likit olduğu anlaşıldığından, davalının hükmolunan alacağın % 20'si oranında hesaplanan 4.584,01.TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
... · Başkan · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... · ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/980, K. 2022/1345, 25 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama