KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- T.c. ankara bam 13. hukuk dairesi esas no
- 2024/1557 KARAR NO:2024/1458
- Esas no
- 2024/1557
- Karar no
- 2024/1458
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/07/2023
- Numarası
- 2023/448 Esas 2023/544 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Talep
- Yargı Yerinin Belirlenmesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada Ankara 39.Asliye Hukuk ve Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesince ; uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince; uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, dava dışı sigortalının tacir olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.
17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, Kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanunu'nun 44. maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği;
tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve 37 E.- 9 K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir."
Somut olayda; davacı vekili, 26.12.2021 tarihinde, davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı aracın, davacı sigorta şirketinin nezdinde sigortalı dava dışı ...'a ait ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada oluşan hasar nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sigortalısına 24.940,50 TL ödeme yaptığını, ödenen tazminatın davalıya kusuru oranında rücu etmek amacıyla Ankara 11. İcra Müdürlüğü 2022/11597 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun başlatılan icra takibine haksız ve mesnetsiz itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını bu süreçte anlaşma sağlanamadığını, dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, takibe yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosya kapsamından, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, ancak davacı sigorta şirketinin yerine geçtiği sigortalısının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde çözüme kavuşması gerekmektedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1557, K. 2024/1458, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama