KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Davacı
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1425 - 2024/1571
- Esas no
- 2022/1425
- Karar no
- 2024/1571
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 08/06/2021
- Numarası
- 2019/312 E. - 2021/191 K.
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
863 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2021 tarih ve 2019/312 Esas - 2021/191 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markların sahibi olduğunu, davalı Üniversitenin 2018/74547 sayılı ve "...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, başvurunun tescil edilmek istendiği 29, 30 ,32 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin itirazına mesnet markaları kapsamında da bulunduğunu,
dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, 2019-M-5174 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde 29, 30, 32 sınıf mallar ile 35. sınıfta anılan malların satışı hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında işitsel, anlamsal ve görsel benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin yaygın kullanılan bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, tarafların markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığı,"..." kelimesi ile kavramsal kurgulanış bakımından dahi, herhangi bir ilgisi ve benzerliği bulunmayan "..." ibareli dava konusu başvurunun davacının markalarıyla iltibas yaratmayacağı, markaların hitap ettiği tüketici kesimi markaların farklı işletmelere ait, ilişkisiz markalar olduğunu kolaylıkla anlayacakları ve markalar arasında bağlantı kurmayacakları, "..." ibaresinin davalının markası içerisinde tek başına özgün olarak kullanılmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, iltibas değerlendirmesi hukuki bir konu olduğundan, bilirkişi raporundaki bu yöndeki tespitlerin dikkate alınmaması gerektiğini, uyuşmazlık konusu malların hitap ettiği tüketici kitlesi nazara alınmaksızın inceleme yapıldığını, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu,
diğer taraftan mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi dava konusu markanın "...” anlamına gelecek şekilde oluşturulduğu kabul edildiğinde de başvurunun SMK'nın 5/1-c maddesi gereğince de reddini gerektiğini, mahkemece markaların tescil kapsamlarında yer alan malların aynı olduğunun tespit edilmesine rağmen markalar arasında iltibas bulunmadığına karar verilmesinin ve başvuru kapsamında yer alan 5 ve 35 sınıf mal ve hizmetler yönünden de emtia benzerliği olduğunun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,
Ankara 1. FSHHM'nin 2019/272 esas sayılı dosyasında "..." ibaresinin müvekkilinin markası ile benzer kabul edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, , zira dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olmadığı, başvuruda bu ibarenin öne çıkarılmadığı, ayrıca başvuruda "..." kelimesinin değil, bitki ön eki anlamına gelen "..." ibaresinin kullanıldığı, bu hali dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarından hem işitsel hemde anlamsal olarak yeterince farklılaştığı, diğer taraftan tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından,
davacı vekilinin emtia benzerliği yönünden ileri sürdüğü istinaf itirazlarının sonuca etkili olmadığı, ayrıca davacının ne davalı Kurum nezdinde ileri sürdüğü itirazlarında ne de dava ve iddianın genişletilmesinin mümkün bulunduğu cevaba cevap dilekçesinde dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-c maddesi uyarınca tescil edilemeyeceğini ileri sürmediği, ilk kez bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde ileri sürülen bu iddianın, davalı tarafın açık muvafakatinin bulunmaması karşısında, ilk derece mahkemesince değerlendirilmemesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı,
anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :25/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1425, K. 2024/1571, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama