KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1640
- Karar no
- 2024/1911
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/05/2022
- Numarası
- 2019/612 E. - 2022/375 K.
- Davacı
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Rekabet Yasağından Kaynaklanın Cezai Şart Alacağı ile Haksız Rekabetten KaynaklananTazminat
Karar Metni
2.558 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/05/2022 tarih ve 2019/612 Esas - 2022/375 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalılardan ... ile müvekkili şirket arasında 09.06.2016 tarihinde belirsiz süreli iş akdi imzalandığını davalının 01.07.2016 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 3.1 maddesinde de belirtildiği üzere davalının müvekkil şirketin genel müdürü olarak istihdam edildiğini, davalının işten ayrılmak istediğini beyan etmesi üzerine 14.03.2019 tarihinde ikale sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2. maddesine göre davalının işçilik alacaklarının ödendiğini, sözleşmenin 4. maddesinde de rekabet yasağı hükümlerine yer verildiğini,
davalının davacı şirketten ayrıldıktan hemen sonra kendisinin tek başına hissedarı olduğu, Çankaya Ankara adresinde mukim diğer davalı şirket vasıtası ile müvekkili şirket ile aynı işleri yapmaya başladığını, kendisinin müvekkili şirketin genel müdürü iken muhatap olduğu şirketleri hedef aldığını, müvekkili şirketin iki personelini de şirketten ayrılmaya ikna ederek kendi şirketinde işe başlattığını, davalı ...' ikale sözleşmesini imzalarken davalı şirketin tek hissedarı ve yöneticisi olup, sözleşme hükmüne göre kendisi ve şirketi adına rekabet yasağı altına girdiğini,
sözleşmedeki rekabet yasaklarına aykırı davranışları sebebiyle davalılara ihtarname de gönderildiğini, davalının ihtarname gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, sözleme de belirtilen 300.000 TL (üçyüzbin Türk Lirası) cezai şartın şimdilik 5.000 TL' sinin dava tarihinden işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiş.
03.01.2022 tarihli tam ıslah dilekçesi ile, davalıların ikale sözleşmesinde kararlaştırılan rekabet yasağı hükmüne aykırılığın yaptırımı olarak öngörülmüş 300.000 TL tutarındaki cezai şarttan ve yine ikale sözleşmesinde bu cezai şarttan bağımsız olarak talep edileceği öngörülmüş olan maddi-manevi zararlardan sorumlu olduklarını,
bu sebeple daha önce dava dilekçesinde rekabet yasağına aykırılık sebebiyle talep ettikleri 300.000 TL cezai şart alacağına ek olarak müvekkili şirketin davalıların TTK 54 vd. hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden davranışları sebebiyle uğradığı şimdilik 5.000 TL maddi zararın fazlaya dair hakları ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkili şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cezai şartın yalnızca davalı ...’den talep edildiğini, müvekkili şirkete yönelik açılan davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ...'in, 02.01.2012 tarihinde Avusturya’da bulunan ...şirketinde çalışmaya başladığını, Türkiye’de ... AŞ.’yi kurmak üzere 01.05.2013 tarihinde, 24 ay süreyle geçici görev ile Türkiye’ye geldiğini, 01.05.2015 tarihinde sözleşmesi sona erdiğinde de işten ayrılıp 27.05.2015 tarihinde ... Ltd.
Şti.’yi kurduğunu, 2016 yılının Haziran ayına gelindiğinde müvekkili hâlihazırda şirketini yönetirken, davacı taraftan "genel müdür" pozisyonu için yeniden iş teklifi yapıldığı ve müvekkilinin de çalışmayı kabul ettiğini, bu süreçte, müvekkilinin şirketi olduğunun davacı tarafça bilindiğini, hatta ...
Avusturya merkezi ve Türkiye ofisinin müvekkilinden hizmet alır vaziyette olduğunu, davalı şirketin ikale sözleşmesi imzalandıktan sonra değil daha önce kurulduğunu, davacının bu durumu bilerek tazminat istemesinin iyiniyete dayanmadığını, davacı şirketin ana faaliyetinin hidroelektrik santrallerin ekipman tasarım ve imalatı olduğunu, cirosunun tamamını yeni ekipman üretiminden sağlandığını, müvekkili şirketin ise üretim yapmadığını, yalnızca bakım-onarım ve montaj işi üstlendiğini, davacının müşterilerine teklif sunmadığını, iş almadığını,
müvekkili ...'in toplantı yapılacağı düşüncesiyle işverenlerle bir araya gelindiğinde işten çıkartıldığı, ikale sözleşmesini imzalamasının aksi halde mevcut haklarından da mahrum kalacağının söylendiğini, müvekkilinin bu şartlar altında ikale sözleşmesini imzaladığını, ayrıca yapılan sözleşmesinin tüm Türkiye sınırlarında yasaklama getirmiş olması, sürenin 2 yıl olması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı bir ticari faaliyette bulunmadığını, davacı tarafın iddiasının aksine;
müvekkili şirketin tek çalışanı olan ...'un davacı tarafça ikna edilerek işten ayrılmasının sağlandığını ve hâlihazırda davacı yanında çalıştığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde de cezai şart bedelinin tenkisini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı ...'in, davacının işyerinde hizmet veren bir işçi konumunda değil genel müdür olarak kritik bir görevde olduğu, işveren için önemli teknik sırlara vakıf konumda olduğu ve haksız rekabet yapabileceği, sözleşmenin bu bakımdan geçerli olduğu; davalının manevi baskı ile ikale sözleşmesini imzaladığını savunmasının kabul edilmediği.
TBK'nın 445/1. maddesinde rekabet yasağı süresinin özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağının belirtildiği, taraflar arasında akdedilen ikale sözleşmesinde de rekabet yasağı süresinin TBK'nın 445/1 maddesine uygun olarak 2 yıl olarak belirlendiği, TBK'nın 447. maddesindeki geçersizlik halinin de ispatlanamadığı; ikale sözleşmesinin 4. maddesinin, Türkiye sınırları dâhilinde eski işvereni olan davacı ile rekabet etmesini yasakladığı, bu hüküm çalışma özgürlüğüne aykırı gibi görünmekte ise de başka bir işte çalışmama değil rekabet etmeme yasağı getirildiği,
sözleşmede davalı şirketin temsilcisi sıfatıyla ayrı bir imzanın yer almadığı, sadece ... adına imzalandığı, davalının sözleşme hükümlerini yok sayarak kendi şirketinde aynı sektörde aynı faaliyet konusunda çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiği, ortak müşterileri olduğu, davacının davalı ...'den ikale sözleşmesindeki cezai şartı talep etmekte haklı olduğu, sözleşmede de davalı yada şirket sözleşmeyi ihlal ederse davalının 7 gün içinde 300.000 TL ödeyeceği kararlaştırılmış olup tazminat sorumlusu olarak davalı ...'in gösterildiği, davalı cezai şarttan sorumlu ise de sözleşmedeki 300.000 TL cezai şartın fahiş olduğu,
bu tazminattan rekabet yasağı sözleşmesinin tarafı olan ...'in sorumlu olduğu, davalı şirket bakımından açılan dava için tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirir durum da olmadığı; davacının tam ıslah dilekçesindeki talebi olan ikale sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca talep ettiği maddi tazminat bakımından ise davalı ...' davacıyı zarara uğrattığından davalı aleyhine 5000 TL maddi tazminata hükmedildiği, diğer davalı (şirket) aleyhine açılan dava bakımından ise; davalı şirketin ikale sözleşmesinin tarafı olmaması,
TTK'nın 54. maddesinde sayılan türden haksız rekabet oluşturan eylemi de mevcut olmadığından davacının davalı şirketten talep ettiği 5000 TL maddi tazminat talebinin reddinin gerektiği, TBK’nın 445/2 fıkrasında “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne yer verildiği,
hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceğinin kuşkusuz olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1961 E.- 2019/7515 K., 26.11.2019 T.), tazminatın tenkisi hakimin takdir hakkı ile ilgili olduğundan reddedilen 200.000 TL için davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmeyerek, davalı şirket hakkındaki davaların red sebepleri farklı olan dava ve talepler için davalı aleyhine iki ayrı vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle, davacının tam ıslah dilekçesindeki talebine göre;
ikale sözleşmesindeki rekabet yasağı ile ilgili olarak talep edilen 300.000,00 TL cezai şart bakımından açılan davada, davalı ... Enerji Ltd.
Şti. aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, ikale sözleşmesindeki rekabet yasağı ile ilgili olarak talep edilen 300.000,00 TL cezai şart bakımından açılan davada, davalı ... aleyhine açılan davanın, davada davalının mali ve sosyal durumuna göre cezai şartın tenkisi ile 100.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; davalı ... Enerji Ltd.
Şti' nin davranışlarının TTK'nın 54. maddesinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil etmesi ve ikale sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca para cezasından bağımsız 5.000,00 TL maddi tazminat talebinin davalı şirket bakımından reddine, ikale sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca para cezasından bağımsız 5.000,00 TL maddi tazminat talebinin davalı ... bakımından kabülüne, 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...' den tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin de sorumlu kabul edilmesi gerektiğini, davalı şahsın sözleşme ile davalı şirket adına da taahhütde bulunduğunu, sözleşmede bilinçli olarak çalışan ve şirketi ibaresinin kullanıldığını, davalı şahsın davalı şirketin tek hissedarı olduğunu, indirime ilişkin takdir yetkisinin gerekçelendirilmediğini, fahiş indirim yapıldığını, davalı şahsın geliri itibariyle cezai şartın mahfına yol açacak nitelikte olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının tam ıslahı nedeniyle ıslah öncesi yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması gerektiğini, davalı şirketle ilgili giderlerin de üzerinde bırakılması gerektiğini, ikale sözleşmesindeki cezai şartın batıl olduğunu, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, zararın varlığının değerlendirilmediğini, davalı şirketin ikale sözleşmesinden önce de bulunduğunu, rekabet yasağının ihlal edilmediğini, hükmolunan cezai şart miktarının zarara münasip olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, rekabet yasağına dayalı cezai şart alacağı ile haksız rekabete dayalı tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, TBK'nın 444. maddesindeki rekabet yasağının fiil ehliyetine sahip işçi tarafından işverenine karşı üstlenilebileceği, davalı şirketin bu tahhüdün tarafı olamayacağı, açıklanan nedenle, cezai şart alacağı istemiyle açılan davanın davalı şirket yönünden reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer davalı şahıs yönünden ise ikale sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu,
davalı şahsın davacı şirkette çalıştığı süre boyunca davacı şirketin genel müdürü olarak görev yaptığı, davalının konumu itibariyle davacı işvereninin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olduğu, aynı zamanda bu davalının sahip olduğu bu bilgilerin kullanılmasının, davacı işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte de bulunduğu,
davalı ...'in davacı şirketteki görev ve sorumlulukları dikkate alındığında sözleşmedeki rekabet yasağının orantılı olmadığından da söz edilemeyeceği, kaldı ki işten ayrılması sonrası davalının davacı ile aynı şehirde ve birebir aynı alanda faaliyet gösterdiği, davalının eylemlerinin haksız rekabet de teşkil ettiği, taraflar arasında iş akdinin işveren tarafından veya ona yüklenebilen bir sebeple davalı tarafından feshedildiğinin ise kanıtlanamadığı, öte yandan, şartları oluşan cezai şart yönünden hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu indirmek konusunda takdir hakkının bulunduğu,
davalının cezai şart alacağı dışında yine ikale sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca cezai şarttan bağımsız talep edebileceği maddi zararının bulunduğu, bu zararın da davalı şahsın haksız rekabeti sonucu oluştuğu, tam ıslah öncesi yapılan yargılama giderlerinin ıslah sonrası da talep edilen rekabet yasağına ilişkin olduğu nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin yargılama giderlerine ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Ancak, davacı vekili ıslah dilekçesi ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet de teşkil ettiğini ileri sürerek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece, davalı şirkete karşı açılan dava bu istem bakımından da reddedilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Kanunun “dürüstük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet halleri örnek mahiyetinde sayılmıştır. Bu bağlamda, TTK ve 55-1-a’da “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar” haksız rekabet teşkil eden eylemlerdendir. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu, tüzel kişilerin sorumluluğu meselesine tüzel kişilerle ilgili hükümler arasında genel olarak değinmiştir.
Türk Medeni Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrasında "Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar" demektedir. Doktrin ve mahkeme kararları, bu hükme dayanarak, tüzel kişilerin akdi ve akit dışı sorumluluklarını kabul etmektedir.
Somut uyuşmazlıkta da, davalı şirket defterleri üzerine yapılan incelemeye göre, davalı şirketin tek ortağı ve yöneticisi olan diğer davalı ...'in, davacı şirketten ayrıldıktan sonra eski işvereninin bir kısım müşterisini kendi şirketine transfer ettiği, dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının müşteri sırlarına, fiyat politikasına vakıf olan davalının iş almak için davacı müşterileriyle iletişime geçtiği, daha düşük fiyat teklifi sunduğu, bu şekilde davacı şirketi zarara uğrattığı anlaşılmış, davalı şirketin, organı konumundaki diğer davalının fiillerinden sorumlu olması nedeniyle, haksız rekabete dayalı maddi tazminat talebi yönünden davalı şirkete karşı açılan davanın reddi isabetli bulunmamıştır.
Bu itibarla, haksız rekabet iddiasına dayalı maddi tazminat istemi yönünden davalı şirkete karşı açılan davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu istemin yalnızca diğer davalı şahıs yönünden kabulü doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekillerinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 29/12/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1640, K. 2024/1911, 29 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama