KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1645 - 2024/1527
- Esas no
- 2022/1645 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/1527
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/04/2022
- Esas-karar no
- 2021/43 E - 2022/235 K
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 17/12/2024
Karar Metni
1.134 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin ... marka otomobil ve motosikletlerin yeniden satışı faaliyesi ile iştigal olduğunu, davalı ile teknik şartname uyarınca 755 adet Scooter tipi motosiklet için fiyat teklifi talep edildiğini, teklif verilmesi akabinde şartnamenin damga vergisi ile karar pulu harcını toplam 81.318,79TL olmak üzere davalı taraf hesabına yatırdığını, müvekkilinin davalı ile sözleşme imzalanmasından önce Resmi Gazete'de yayımlanan motosiklet ithalatına %20 ek vergi yükü getirildiğini,
fiyat mutabakatı sağlanan ve imzası tamamlanarak davalıya verilen sözleşme sonrası ek vergi yükü nedeniyle müvekkilinin birim başına 1.038,14TL fark ve %8 ÖTV 83,05TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, ek vergi yükümlülüğünün 812.862,75TL+KDV olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalının ek vergi yükümlülüğünden sorumluluğuna ilişkin miktarların zaten nihai tüketicinin ödemekle yükümlü olduğunu, huzurdaki dava ile 959.178,05TL bedelin davalıya fatura edildiğini,
faturanın kesinleştiğini fakat davalının ödeme yapmadığını belirterek kesinleşen fatura alacağının şimdilik 10.000,00TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25/10/2023 tarihli karar tarihinden sonraki dilekçesinde dava değerini 959.178,05TL olarak tahsili şeklinde taleplerini artırdıklarını beyan etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacının 20/07/2017 tarihinde sözleşme imzalanmaya davet edildiğini, davacının ise 25/07/2017 tarihinde kesin teminat mektubu ile müracaat ettiğini, sözleşmenin imza onayına 27/07/2017 tarihinde sunulduğunu, aradaki sürenin hafta sonu tatiline denk geldiğini, sözleşmenin geç imzalandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının siparişlerini 12/06/2017 tarihinde verdiğini, sözleşmeden dolayı bir gecikmenin söz konusu olmadığını,
yürürlüğe giren ek vergi yükümlülüğünde taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılan eşyanın bu kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 45 gün içerisinde gümrük beyannamesi verilmesi halinde bu karar hükümlerinin uygulanmayacağının belirtildiğini, sözleşmenin hemen arkasından geçen kısa sürede bahse konu miktardaki motosikletlerin üretilmesinin mümkün olmadığını, 755 adet scooter tipi motosikletin teslim ve muayene kabul işlemleri yapılarak firmaca düzenlenen faturalara istinaden ödeme işlemleri yapıldığını 13/02/2018 yılında alımın tamamlandığını,
ek gümrük vergisine dair fiyat farkı talebine ilişkin sözleşme tarihinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra faturanın düzenlenmiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesi gereğince davacının vergi ödemesi nedeniyle fatura ettiği alacağın sözleşme bedeline dahil olduğu, davalıdan tahsiline yer olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davacı vekili tarafından; Dava konusunun vergi olmayıp, ek mali yükümlülük olarak nitelendirilmesi gerektiğini, %20 ilave gümrük vergisinin vergilerin sözleşme bedeline dahil olacağına dair ibarenin kapsamına alınmayacağını, sözleşmenin 11. maddesinin basiretli tacir ve iyiniyet kuralları çerçevesinde yorumlanması gerektiğini, davalı yanın ticari kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, müvekkili tarafından Resmi Gazete yayım tarihinden önce sözleşmenin imzalanması için idareye başvurulduğunu, ancak idare tarafından sözleşmenin imzalanma aşamasının uzun tutularak müvekkilinin değişiklik nedeniyle zarara uğramasına sebebiyet verdiğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafından ödendiği iddia edilen vergi yükünden kimin sorumlu olduğu noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesi kapsamında ilave gümrük vergisinin tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Her ne kadar davacı yanca karar tarihinden sonra istinaf aşamasında talep artırım dilekçesi ile dava değerinin 959.178,05TL olduğu belirtilerek harçlar yatırılmış ise de davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, talep artırımına konu olamayacağı, ancak ıslah yapılabileceği, istinaf aşamasında da ıslahın mümkün olmadığı da gözetildiğinde dava değerinin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan 10.000,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında 31/07/2017 tarihli 755 adet Scooter tipi motosiklet alımına ait sözleşme imzalandığı, sözleşme maddeleri içerisinde mevzuat değişikliği durumlarında geçerli olacak hükümler ile ilgili bir madde bulunmadığı, ancak sözleşmenin 10. maddesinde, “Yükleniciye fiyat farkı verilmeyecektir” ibaresinin yer aldığı, yine sözleşmenin 11. maddesinde, “Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dâhildir.
Bu gider kalemlerinde aratış olması ya da benzeri yeni gider kalemleri oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu yür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilecektir.” hükümlerinin yer aldığı, 28/07/2017 tarihli 30137 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan “İthalat Rejimi Kararına Ek Karar” kapsamında ürüne getirilen ek vergi maliyeti ile ilgili faturanın 22.06.2020 tarihinde düzenlendiği, davacı ve davalı tarafından defter kayıtlarına alındığı, ilgili faturaya istinaden davalı firma tarafından 10/07/2020 tarih PTT2020000133746 numaralı iade faturası düzenlendiği,
davacı tarafından Kartal 26. Noteri kanalıyla 11/07/2020 tarihinde 11813 yevmiye numaralı ihtarname ile iade edildiği ve 22.06.2020 tarihli faturanın ödenmesi talebinde bulunulduğu, davalı tarafından 10/12/2020 tarihinde PTT2020000248720 numaralı fatura ile aynı tutar için tekrar iade faturası düzenlendiği, davacı tarafından Kartal 26.Noteri kanalıyla 11/12/2020 tarihinde 20616 yevmiye numaralı ihtamame ile iade edildiği, 22/06/2020 tarihli faturanın ödenmesi talebinde bulunulduğu, noter aracılığı ile iade sonrası davalı kayıtlarında iade edilen fatura ile ilgili kayıt bulunmadığı,
ticari defter kayıtlarına göre 2020 yılı sonu itibari ile davalının davacıya borcu bulunmadığı, davacının davalıdan 959.178,05TL alacağı bulunduğu, davalı daveti üzerine davacı tarafından 25/07/2017 tarihinde teminat mektubu temin edildiği, sözleşme kapsamındaki vergilerin 26/07/2017 tarihinde yatırıldığı ve davalı yanın beyanından 27/07/2017 tarihinde davalı yana başvurulduğu, sözleşmenin değişikliğin ilanından sonra imzalandığı dosya kapsamı ile anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin 11.maddesine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1645, K. 2024/1527, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama