KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Vekilleri
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2025
- Esas-Karar No
- 2022/2109 - 2025/177
- Esas no
- 2022/2109
- Karar no
- 2025/177
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 18/05/2022
- Numarası
- 2021/99 E. - 2022/156 K.
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Karar İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
3.641 kelime·18 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2022 Tarih ve 2021/99 Esas - 2022/156 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı, davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." asıl unsurlu tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin "... ...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek,
başvuru kapsamında bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının da gerçekleştiğini, dava konusu başvuru ile müvekkilinin ticaret unvanını oluşturan ibare ile de benzer olduğunu, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT
YİDK’ın 2020-M-8824 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davalının dava konusu edilen
markanın kapsamına giren emtialarla ilgili olarak 2008 yılından beri ticari faaliyetlerini
yürüttüğünü, huzurdaki davanın mevzuatta öngörülen yasal süresi içerisinde ve yetkili
mahkemede ikame edilmediğinden usulden reddinin gerektiğini, taraf markalarının kapsamına
giren emtiaların farklı olduğunu, z davacının markalarını sadece “elektrikli ev
aletleri”nde kullandığını, markalarının kapsamına giren diğer emtialar açısından bir koruma
talep edemeyeceğini, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan
herhangi bir benzerlik olmadığını, uyuşmazlık konusu olan
“...” ibaresi Türkçe’de yaygın bir anlamı olan bir ibare olduğundan, herkesin bu ibareyi
kendisine marka olarak seçebileceğini, anılan ibareyi taşıyan bir çok tescilli marka bulunduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "... ...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında dava konusu 2019/57288 sayılı markanın kapsamında kalan '' 35. Sınıfa giren tüm hizmetler ile 21. Sınıfa giren “diş fırçaları, elektrikli diş firçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” malları açısından ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, her iki markada ... ibaresinin asli ayırt edici olduğu,
sayılan mal ve hizmetler yönünden iltibas koşularının gerçekleştiği, davacının SMK'nın 6/5-6-9 maddelerine dayalı iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Türk Patentin 2020-M-8824 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2019/57288 sayılı markanın kapsamında kalan ' 35. sınıfa giren tüm hizmetler ile 21. Sınıfa giren “diş fırçaları, elektrikli diş firçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” malları açısından iptali ile dava konusu markanın bu mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkilinin itirazına mesnet markalarının tanınmış olduğunu, somut olay açısından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ve SMK'nın 6/6 maddesi gereğincede dava konusu başvurunun tescili engeli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında mahkemece iltibas bulunduğu kabul edilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazları karşılanmadan eksik ve demetime elverişli olmayan bilirkişi raporuyla karar verildiğini, tarafların markları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, davacının markalarını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerde kullanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin "... ..." ibaresinin, 8, 11, 20, 21, 24 ve 35 sınıf mal ve hizmetler yönünden tescili için yaptığı 2019/57288 sayılı başvurusuna, davacının T/02303, 91583, 189989 2010/27985, 2014/103924, 2015/26495, 2016/14765, 2017/27489 sayılı ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verilerek, başvuru kapsamından 8, 21 ve 35 sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin bir kısmı ile 11 sınıf malların tamamının çıkarıldığı,
davacının bu karara, başvurunun ilanına itirazında ileri sürdüğü markaları yanında 2018/18275 ve 2018/11091 sayılı markalarını da gerekçe göstererek itiraz ettiği, davacının bu itirazının, T/02303, 191583, 189989 2010/27985, 2014/103924, 2015/26495, 2016/14765, 2017/27489 sayılı markaları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluşmadığı,
diğer iddiaların da yerinde olmadığı gerekçesiyle YİDK'ın 2020-M-8824 sayılı kararı ile reddedildiğini, anılan kararın davacı tarafa 05.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 31.03.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve tarafların istinaf itirazları gözetildiğinde, istinaf inlemesine konu uyuşmazlık, tarafların markları arasında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, dava konusu başvurunun SMK'nın 6/5 ve 6/6 maddeleri kapsamında tescili engeli bulunup bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı hususlarıdır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı gerek başvurunun yayımına itirazında gerekse de dava ve iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde 2018/18275 sayılı markaya dayanmamıştır. Bu itibarla davacının bahsi geçen markasının ne davadaki YİDK kararının iptali ne de marka hükümsüzlüğü istemi bakımında iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün değildir.
Her ne kadar davacı Markalar Dairesi kararına itirazında 2018/18275 sayılı markasına dayanmışsa da inceleme yetkisi, Markalar Dairesince verilen kararın kapsamı ve kendisine yapılan itirazla sınırlı olan YİDK tarafından verilen kararın iptali istemli davada başvurunun yayımına itiraz aşamasında ileri sürülmeyen yani Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından değerlendirilmeyen markanın nazara alınması mümkün değildir.
Nitekim dava konus YİDK kararında da davacının bahsi geçen markası dikkate alınmaksızın sadece davacının başvurunun yayımına itirazında ileri sürdüğü markalar değerlendirilerek davacının itirazının reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 2018/18275 sayılı markanın iltibas değerlendirmesinde dikkate alınarak, sadece bu marka kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğunun kabul edilmesi doğru olmamış, davalılar vekillerinin bu husustaki isintaf itirazları yerinde görülmüştür.
Dava konusu başvuru "... ...", davacının itirazına ve davasına mesnet 191583, 189989 2010/27985, 2014/103924, 2015/26495, 2016/14765, 2017/27489, 2018/11091(dava dilekçesinde ileri sürülen), sayılı markaları da "...", "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda yer alan "..." ve basit şekil unsuru ayırt edicilikte geri planda kalan tali unsur niteliğinde olduklarından, dava konusu başvurunun asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır.
Davacının 2016/14765 ve 2010/27985 sayılı markaları dışında kalan diğer markalarının asli unsurları da "..." ibaresidir. Bu duruma göre, davacının 191583, 189989, 2014/103924, 2015/26495, 2017/27489, 2018/11091 sayılı marka işaretleri ile dava konusu başvuruyu oluşturan ibare arasında, "... " ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir.
Ancak aynı sonuca davacının 2016/14765 ve 2010/27985 sayılı markaları yönünden varılması mümkün değildir. Zira 2016/146/765 sayılı davacı markasının asli unsurunu özel bir yazım karakteri le oluşturulan ve "..." ibaresine göre oldukça büyük puntolarla yazılan ve bu nedenlerle ön planda olan "..." ibaresi oluşturmaktadır ve bu ibare ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığı açıktır.
Davacının 2010/27985 sayılı markası da "..." ibareli olup bu ibare ile dava konusu başvuru arasında da benzerlik bulunmamaktadır. Zira sadece bir ibarenin başka bir ibarenin sessiz harflerinden oluşması, o ibarenin diğer ibare ile benzer sayılması için yeterli değildir. Yargıtay 11. HD.'nin "..." ibaresi ile "..." ibaresini benzer bulmayan 21.05.2013 tarih ve 2012/13203 E- 2013/10449 K. sayılı kararı da bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle İlk derece mahkemesinin aynı yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Tarafların marka kapsamlarının karşılaştırmasına gelince, dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler, 8, 20, 21 ,24 ve 35 sınıf mal ve hizmetlerdir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu başvuru kapsamında 21. sınıfta yer alan " “diş fırçaları, elektrikli diş firçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” malları ile bu malların satışına özgü 35. Sınıf hizmetler, davacının 191583, 2014/103924, 2017/27489 ve 2018/ 110911 sayılı markaları kapsamında yer alan mallarla benzer ve ilişkilidir.
Bunun dışında dava konusu başvuru kapsamında yer alan diğer mal ve hizmetler yönünden ise böyle bir benzerlik bulunmadığından, dava konusu başvuru ile davacının 191583, 2014/103924, 2017/27489 ve 2018/ 110911 sayılı markaları arasında dava konusu başvuru kapsamında 21. sınıfta yer alan " “diş fırçaları, elektrikli diş firçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları,
taraklar” malları ile bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kabulü yerinde görülmemiş davalılar vekillerinin bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Esasen Dairemizce varılan bu sonuç ile ilk derece mahkemesinin kabulü arasındaki fark yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece iltibas değerlendirmesinde 2018/18275 sayılı markanın nazara alınmasından kaynaklanmaktadır ki bahsi geçen markanın iltibas değerlendirmesinde nazara alınmasının mümkün olmadığı yukarıda detaylı şekilde açıklanmıştır.
Burada hemen belirtmek gerekir ki, her ne kadar dava konusu başvuru sahibi başvurunun ilanına itiraza karşı görüşünde ileri sürmemekle birlikte cevap dilekçesinde, davacının markalarının sadece "elektrikli ev aletlerinde" kullanıldığını savuınmuşsa da davalının bu beyanın kullanmama defi olarak kabulü mümkün değildir..
Zira SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği'nin 29/2. maddesinde kullanımın ispatı talebinin açık, net ve koşulsuz olarak yapılması gerektiği, bu talepte, kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu aksi halde talebin yapılmamış sayılacağı düzenlenmiş olup dava konusu başvuru sahibi davalının davacının hangi markasının hangi sınıflarda kullanımının ispatını talep ettiğini belirtmeden genel olarak davacı Şirketin markalarını yine sınıf belirtmeden sadece "elektrik ev aletlerinde kullandığını beyan etmesi SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği'nin 29/2 maddesine uygun olduğunun,
bu bağlamda da usulüne uygun bir kullanmama def'i olarak kabulü mümkün değildir.
Bir an için aksinin kabulünde dahi, davacının dava dilekçesinde dayandığı ve tescil tarihi itibariyle kullanmama def'ine muhatap olmayan 2017/274,89 ve 2018/ 110911 sayılı markaları kapsamında yer alan mallarla dahi başvuru kapsamında 21. sınıfta yer alan " “diş fırçaları, elektrikli diş firçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” malları ile bu malların satışına özgü 35. Sınıf hizmetler yönünden iltibas koşulları oluştuğundan dava konu başvuru sahibi vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının SMK'nın 6/5 maddesine dayalı itirazlarının incelenmesine gelince, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı,
benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır.
Ayrıca 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, 2015/14059 E., 2017/1721 K. Sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının "..." ibareli markaları elektrikli ev aletleri mallarında tanınmış olup, davacının markalarının tanınmış olduğu ürünler ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve uyuşmazlık konusu olan 8, 20, 21 ve 24 sınıf mallar ile sayılan malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler arasındaki yakın ilişki ve markaların benzerlik düzeyi de gözetildiğinde Dairemizce başvurunun sayılan mal ve hizmetler yönünden tescili halinde davalının, davacı markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği,
davacı markasının itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği kanaatine varılmış, somut uyuşmazlıkta 8, 20, 21 ve 24 sınıf mallar ile sayılan malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında da YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiş, davacının bu yöndeki itirazları yerinde görülmüştür.
Dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan 35 sınıfın 1-2-3-4 alt gruplarında yer alan hizmetler yönünden ise bu hizmetler ile davacının markalarının tanınmış olduğu ürünlerin birbirine çok uzak sektörlerde yer alması sebebiyle bu hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
Diğer taraftan davacının ticaret unvanını oluşturan "..." ibaresi ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunsa da davacının ticaret unvanını fiilen kullandığı "elekitirkli ev aletleri " malları ile dava konusu başvuru kapsamında aynı/ayn tür ve ya benzer mal ve hizmet bulunmadığından davacının SMK'nın 6/6 maddesine dayalı itirazları yerinde görülmediği gibi dosya kapsamı itibariyle kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı kanaatine varıldığından davacının bu yöndeki itirazı da yerinde bulunmamıştır.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının 191583, 2014/103924, 2017/27489 ve 2018/ 110911 sayılı markaları arasında , dava konusu başvuru kapsamında 21. Sınıfta yer alan " “diş fırçaları, elektrikli diş firçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar” malları ile bu malların satışına özgü 35. Sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas koşullarının oluştuğu gibi dava konusu başvuru kapsamında yer alan 8, 20, 21 ve 24. Sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35 sınıf satışı hizmetleri yönünden SMK'nın 6/5 maddesindeki şartların da gerçekleştiği,
bu bağlamda dava konusu YİDK kararının dava konusu başvuru kapsamında kalan 8, 20, 21 ve 24 sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35 sınıf hizmetler yönünden iptali, dava konusu markanın sayılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber,
kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce taraf vekillerinin yukarıda açıklanan hususlara ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/2109, K. 2025/177, 31 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama