KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Mart 2024
- Esas no
- 2022/346
- Karar no
- 2024/615
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/04/2021
- Numarası
- 2020/110 E. - 2021/148 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka 2020-M-381 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/04/2021 tarih ve 2020/110 E. - 2021/148 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini, dava konusu "..." ibareli 2019/56191 sayılı başvurunun ilanına, müvekkilinin “...” ibareli markalarına dayanarak gerçekleştirdikleri itirazın TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, "..." kelimesinin yüksek anlamına geldiğini ve bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalı markası ile müvekkili markalarının görsel, fonetik ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olacağını, müvekkilinin ... markasının 29, 30, 32 ve 35. sınıfta tescilli olduğunu, davaya konu olan marka için 03, 05, 29,
30 ve 35. sınıfta tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalı yanın tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini, “...” sözcüğünün müvekkili ile özdeşleştiğini, ayırt edici özellik kazanmış bir marka haline geldiğini, davalının, davacı markalarının tanınmışlığından dolayı haksız kazanç sağlayacağını ileri sürerek, davalı ...YİDK'in 31/01/2020 tarih, 2020-M-381 sayılı kararının iptalini ve diğer davalının 2019/56191 sayılı markasının 5.sınıfın 2.alt sınıfı, 29 ve30.sınıfların tamamı, 35.sınıfta 29,30,32.sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının " ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ve markaların da bütünselliği ilkesi de gözetilerek görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı), dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde,
markalar arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, “...” ibaresinin açıkça müvekkilinin markalarını işaret ettiğini, dava konusu markaların sınıfsal benzerlik içerdiğini, davalıya ait markayı reyonlarda gören
ortalama tüketicinin hem müvekkiline ait “...” markasının hatırında kalan izlenimi ile hem de
müvekkilinin yarattığı seri marka imajı ile davalıya ait markayı müvekkili markası ile karıştıracağını,
bir kısım tüketicinin ise farklı marka olduğunu anlasa bile müvekkiline ait seri markalardan biri yahut
müvekkilinin verdiği lisans ile kullanılan bir marka olduğunu düşüneceğini, dava konusu markanın müvekkili şirket
markalarının arasına sızabileceğini ileri sürülerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka tescil başvurusuna itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun bir bütün olarak “...” biçiminde algılandığı, başvuruda yer alan "..." kelimesinin öne çıkarılmadığı, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685-2022/6319 E/K sayılı ilamında belirtildiği üzere "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu,
nitekim emsal bir uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2024 tarih, 2022/3878 Esas, 2024/180 Karar sayılı kararında da.
"Dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine asli unsur olarak yer verildiği, kelimelerin anlamlarını korumadığı, yeni bir anlam oluştuğu, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı..." gerekçesine yer verildiği,
buna göre taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği uyuşmazlık konusu gıda malları yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/346, K. 2024/615, 22 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama