KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/773
- Karar no
- 2024/1021
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/04/2021
- Numarası
- 2019/196 E. - 2021/129 K.
- Davacı
- ...
- Vekili
- —
- Davalı
- —
Karar Metni
1.432 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
...
DAVANIN KONUSU
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/04/2021 tarih ve 2019/196 E. - 2021/129 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2017 yılında kurulduğunu, 150’den fazla ülkede madencilik, inşaat, su, petrol, gaz, yakım ve geri dönüşüm ve diğer altyapı endüstrilerinde ekipman, sarf malzemesi ve servis hizmeti sunduğunu, davalıya ait 2017/42824 sayılı “...” marka başvurusuna itirazlarına ilişkin vermiş olduğu kararda müvekkili şirkete ait marka ile dava konusu marka arasında benzerlik olduğuna ve kısmen aynı tür malları ve hizmetleri kapsadıklarına karar vermiş olsa da, dava konusu markanın eşya listesinde kalan mal hizmetler açısından ret talebinin yerinde olmadığını,
SMK 6/9. madde gereğince kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedildiğini, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağını, davalı şahsın müvekkilinin bağlı olduğu ... A.B. şirketinin Türkiye ayağı olan ...
Makinaları İmalat A.Ş.’de 2001-2010 yılları arasında servis teknisyeni olarak çalıştığını, şirketin eski çalışanı olduğunu, müvekkilinin ... markasının AB çapında tescil başvurusunu 25/04/2017 tarihinde yaptığını, ...- ... şirketler ayrımının ve bu suretle müvekkilinin 2018 yılından sonra faaliyetlerine ... hissedarı yeni bir firma olarak devam edeceği duyurusunun 02/05/2017 tarihinde yapıldığını, davalının “...” markası için tescil başvurusu yapmasının tesadüf olmadığını kötüniyetli olduğunu, davalının 9 sene kadar bir süre müvekkili şirkette servis teknisyeni olarak çalışıp bu markayı bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
davalı tarafça aynı ibarenin aynı/benzer mal ve hizmet sınıflarında tescil başvurusu yapıldığını, müvekkilinin bu markayı AB çapında tescil ettirmek üzere 25/04/2017 tarihinde başvurduğunu, rüçhan hakkına dayanıldığını, müvekkili şirketin ... ibaresini Latince’de açıkta ve üstünde anlamına gelen “...” ve İngilizcedeki kaya anlamına gelen ... ibaresini hatırlatan “...” ibaresini seçerek belirlediğini, YİDK incelemesi aşamasında istihdam ilişkisinin incelenmediğini, markaların görsel ve işitsel olarak birbirinin aynısı olduğunu,
anlamsal olarak da müvekkili şirketin iki kelimeyi birleştirip oluşturduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-2513 sayılı kararının iptaline, 2017/42824 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, bir işaretin tescilli marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali varsa o işaret tescilli markanın benzeri olduğunu, somut olayda davalının başvuru markası ile davacı markası işaret anlamında benzer olduğunu, yapılan mal ve hizmet benzerliği neticesinde benzer olan mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını,
başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler açısından ise emtia benzerliği bulunmadığı için iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının kötüniyet itirazını ispatlar yeterli delil sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şahıs vekili, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmayı yaptığını, müvekkilinin önce ... İnş. İş Mak. Yedek Parça İmalat San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi kurduğunu akabinde aynı adreste ... makine şirketinin kurulduğunu, müvekkilinin marka başvurusunu yaptıktan sonra ...
Makine İmalat A.Ş.’yi 23/08/2017 tarihinde kurduğunu, planlamayı daha önce yaptığını, müvekkilinin davacı grup şirketlerinden ...’da çalışmasının mezkur dosya ile ilgisi olmadığını, müvekkilinin 9 yıl boyunca çalışmış olsa da davacı şirket tarafından ... ibaresinin 02/05/2017 tarihinde duyurulduğunu, müvekkilinin ise 09/05/2017 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin ise çok daha öncesinde ilgili sektöre ilişkin ticari girişimlerde bulunduğunu, ... markasının bir bütün olarak anlam ifade etmediğini “...” ibaresinin Doğu Karadeniz’de ve Lazca ’da taşmak-taştı anlamına geldiğini, bütün olarak taşan kaya anlamına geldiğini,
her iki marka arasında görsel anlamda benzerlik olmadığını, müvekkilinin birebir örtüşmeyen alanlarda marka tescilinde bulunmasının davacının marka hakkını ihlal etmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının itiraza mesnet markasının asıl ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markasının da “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının büyük harf/küçük harf şeklinde yazım farklılığı dışında aynı olması karşısında taraf markalarının görsel olarak aynı/benzer oldukları, davaya konu markaları oluşturan “...” ibaresinin doğrudan bir Türkçe karşılığının bulunmadığı, davaya konu markaların başkaca bir unsur bulunmaksızın sadece “...” ibaresinden oluşması karşısında taraf markalarının sesçil olarak aynı olduğu,
markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olduğu, davaya konu marka başvurusunda davalı kurum tarafından çıkartılmasına karar verilen mal ve hizmetler çıkartıldıktan sonra kalan mal ve hizmetlerin davacıya ait marka ile aynı/benzer/ilişkili olmaması karşısında kalan emtia bakımından SMK’nın 6/1. madde bağlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, taraf markalarının görsel/işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerliği, “...” ibaresinin uyuşmazlığa konu mallar için günlük hayatta veya ticaret hayatında kullanılabilen bir kelime değil, özgün bir ibare olması,
davalının, davacı bünyesinde daha önceden çalışmış olması yani ondan haberdar olması, davacı ile aynı tescil sınıfları için başvuruda bulunması, hayatın olağan akışına göre, sayısız seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından “...” ibaresinin benzer mal ve hizmetler için tescili talebinde bulunulmasının tesadüfi olmadığı; davalının kötüniyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile YİDK'nın 2019-M-2513 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/42834 kod nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesince eksik inceleme yapıldığını, tanıklar dinlenilmeksizin hüküm kurulduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davrandığını, müvekkilinin kötüniyetli olduğunu iddiasının kati suretle kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davacının grup şirketlinde çalışmış olmasının mezkûr dosyayla herhangi bir ilgisinin olmadığını, varsayımla elde edilen yorumlar dikkate alınarak müvekkilinin yurt dışında duyurulan "..." markasından haberdar olduğu hususuna itibar edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötüniyet hususunu ispatlar nitelikte yeterli kanıt sunulmadığını, kötü niyetten bahsedebilmek için, pek çok koşulun bir araya gelmesi gerektiğini, dava konusu marka başvurusu kötü niyet açısından irdelendiğinde, markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğunun ispat edilemediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün olduğu bu düzenlemelerin, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibaret bulunduğu (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar),
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar ve 02/4/2013 Tarihli kararına konu bir olayda, mahkemece, "..." markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı,
bu nedenle davalının marka tescili sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli olduğunun belirlendiği, somut olayda da taraf markalarının görsel/işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzediği, “...” ibaresinin uyuşmazlığa konu mallar için özgün bir ibare olduğu, davalının, davacı bünyesinde daha önceden çalışmış bulunduğu, hayatın olağan akışına göre, sayısız seçenek özgürlüğü olan ve basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından “...” ibaresinin benzer mal ve hizmetler için tescili talebinde bulunulmasının tesadüfi olmadığı,
davalının kötü niyetli olduğu, esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953) anlaşılmakla, davalı şahıs ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/05/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/773, K. 2024/1021, 31 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama