KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2024
- Esas no
- 2022/780
- Karar no
- 2024/1026
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 06/10/2020
- Numarası
- 2017/7 E. - 2020/177 K.
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
914 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2020 tarih ve 2017/7 Esas - 2020/177 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, davacıların uzun süredir Ankara’da dönercilik sektöründe hizmet verdiğini, “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalılar adına tescilli bulunan 2013/96779 sayılı ve “...” marka ile müvekkillerinin markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğunu, davacıların “...” ibareli markasının Ankara’daki tüketici nezdinde çok iyi bilindiğini, "..." isimli işletmelerinin 1850-1986 yılları arasında Samanpazarı, 1986 ve devamı yıllarda Bestekar/Çankaya adreslerinde faaliyet gösterdiğini, ayırt edici ve tanınan bir marka haline geldiğini, dava konusu marka başvuru sahiplerinin “...” markasını oluşturarak,
davacıların adresine çok yakın bir adreste, müşterilerde işletmenin devamıymış gibi bir algı yaratarak faaliyete başladıklarını, böylece haksız kazanç ve itibar elde etmeye başladıklarını, müşterilere davacılara ait işletmenin devamı olduklarını söylediklerini, hatta çalışanlarını da davacıların işletmesinin eski çalışanlarından seçtiklerini ileri sürerek, dava konusu “...” markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin “...” markası ile sektöründe ünlü, bilinir bir işletmesinin olduğunu, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu markanın, diğer davalının ... isminin tamamı ile ... isminin baş harfleriyle oluşturulduğunu, "..." ve "..." kelimelerinin hak sahibinin davacı olmadığını, tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunmadığı gibi müvekkilinin markasının kapsadığı sınıfların da farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya süresinde cevap vermemiş, yargılama sırasında sunduğu beyan dilekçelerinde, dava konusu marka adıyla açılan dönercinin, aile ... salonu olan "..." nin devamı olması amacıyla kurulduğunu, iki işletmenin çok yakın yerlerde bulunduğunu, iki işletme arasında fark olmadığını savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacılar adına tescilli bulunan 2011/113222 sayılı ve "..." ibareli marka ile dava konusu "...+şekil" ibareli marka arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada "..." ibaresinin asli ve baskın unsur olarak yer aldığı, dava konusu marka kapsamında yer alan 43 sınıf hizmetler davacıların markası kapsamında da yer aldığı, dava konusu marka kapsamında yer alan 29. sınıf malların da davacıların markası kapsamında yer alan "yiyecek ve içecek hizmetleri" ile ilinti ve bağlantılı olduğu,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacıya ait markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, davalı markası ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu,
idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri arasında gerek 556 sayılı KHK 8/1 ve 42, gerekse yeni mevzuat 6769 sayılı SMK 6/1 ve 25.nci maddesi kapsamında hükümsüzlük koşulunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile davacıların markası arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, dava konusu markanın diğer davalının isminden oluştuğunu, işletme sahibinin adının işletme adında kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğunu, markaların tescilli bulunduğu sınıfların da farklı olduğunu, müvekkilinin davacılardan daha önce markayı sektörde kullanarak tanınmış hale getirdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacılar adına tescilli bulunan 2011/113222 sayılı ve "..." ibareli marka ile 2013/96779 sayılı ve "... +şekil" ibareli dava konusu marka arasında, dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, zira her iki markanın asli unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu markada yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı,
dava konusu marka kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetlerin davacıların markası kapsamında da yer aldığı, 29. sınıf hizmetlerin ise davacıların markasının tescilli bulunduğu 43. sınıf "yiyecek ve içecek hizmetleri" ile benzer bulunduğu,
her ne kadar istinaf yoluna başvurun davalı vekilince dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin dava konusu marka sahiplerinden olan diğer davalının ismi olduğundan, tercih edildiği savunulmuşsa da, diğer davalı ...'in dava konusu markanın davacıların markasının serisi mahiyetinde bulunduğunu beyan etmesi karşısında bu savunmaya itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :14/06/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/780, K. 2024/1026, 31 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama