KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1064
- Karar No
- 2025/1214
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Başkan
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 21/12/2022
- Numarası
- ....
- Davanın konusu
- YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
890 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2022 tarih ve 2022/67 E. - 2022/375 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin alkolsüz gazlı ve gazsız içecek, su, süt ürünlerinin imalatı ve ticareti ile ana
sözleşmesinde yazılı diğer faaliyetlerde bulunduğunu,
sektörünün lideri olduğunu, "..." ibareli çok sayıda markası bulunduğunu,
davalı Şirketin ise 2020/28353 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 32. sınıf malların çıkarıldığını, bu defa davalı tarafından söz konusu karara itiraz edildiğini, YİDK tarafından davalı itirazının kabul edildiğini ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığını, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, başvuru konusu markanın ayırt ediciliğinin olmadığını,
Müvekkili markaları ile dava konusu başvurunun benzer olduğunu, başvurunun,
seri marka imajı yaratacağını, tüketici nezdinde taraf markalarının karıştırılacağını,
emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, müvekkilinin markasına büyük yatırım yaptığını ve tanınmış hale getirdiğini, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-11970 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkil markası ile davacı markalarının tamamen farklı olduğunu,
iki markanın içinde aynı harflerin bulunmasının markaların benzer olduğu veya ortalama
tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi yaratacağı anlamına gelmeyeceğini,
ortalama tüketici algısı yönünden ilk okunuşta "..." ibaresinin dikkat çektiğini,
müvekkil şirkete ait "... ..." markası ile davacı tarafın markasının yazım stilleri,
tertip tarzı, şekil, renk ve kelime unsurlarının açıkça farklılık gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+şekil" ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı,
taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkeme tarafından denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, bilirkişi raporuna süresinde itiraz ederek yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmelerine rağmen bu taleplerinin mahkemece değerlendirilmediğini, bu yönüyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili adına tescilli "..." esas unsurunu barındıran markalar ile davalı tarafa ait ''..." ibaresini içeren markanın görsel, işitsel, anlamsal anlamda benzer bulunduğunu, mal ve hizmet sınıfları bakımından ise hiçbir farklılık bulunmadığını,
ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılmaya yol açacağını, müvekkiline ait marka ile davalı tarafa ait markanın tüketici çerçevesinde aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin bulunduğunu, karıştırılma ihtimalinin varlığı için tüketicilerin belli bir ürünün işletmesel kökeni bakımından yanılgıya düşmeleri gerektiğini, tüketicinin mutlaka yanılmalarının gerekmeyip böyle bir tehlikenin varlığının da yeterli bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve bu durum gözetilmeksizin karar verildiğini,
davalı yanca müvekkiline ait "..." ibareli markaların esas unsuru korunarak seri marka imajı da verecek şekilde ''... ..." ibareli markanın oluşturulduğunu, davalının, dava konusu marka ile haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı,
zira dava konusu başvurunun, davacı markalarından tamamen farklı bir algı yarattığı, aralarındaki farklılıklar nedeniyle başvurunun, davacının seri markası olarak da algılanmayacağını, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, tanınmışlıktan kaynaklı bir tescil engelinin de bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1064, K. 2025/1214, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama