KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Esas No
- 2023/1216
- Karar No
- 2025/1397
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2025
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/04/2023
- Numarası
- ....
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.502 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/04/2023 tarih ve 2022/383 Esas - 2023/162 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin ... ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ..... başvuruda bulunduğunu, 2020/76707 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu markanın görsel,
işitsel, kavramsal açıdan benzer olduğunu, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, "..." markasının gerçek ve önceki hak sahibinin müvekkil olduğunu ileri sürerek, .......sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/76707 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Kooperatif, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları kapsamındaki tüm mallar yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği, genel olarak markaların aynı kelime yapısına sahip olması, aynı sesli harfleri ve de "...." dışında aynı sessiz harfleri içermesinin yarattığı benzerlik ile "..." markalarının 30. sınıftaki yoğun kullanımı nedenleriyle karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 2022-M-9470 sayılı kararının iptaline, 2020/76707 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, markaların genel izlenim olarak farklı olduklarını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Kooperatifin "..." ibaresinin, 30. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2022-M-9470 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 20.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 20.09.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, gelinen aşama itibariyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır.
Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır.
Başvuruda yer alan "......" ibareleri her ne kadar birleşik olarak yazılmış ise de, dava konusu marka kompozisyonunda sarı renkli bir zemin üzerine yerleştirilen bu ibarelerden .... yazılmak suretiyle ayrıştırılmış ve görselde bir arı figürü ile bu arının uçusu sonrası arkasında bıraktığı izi anımsatan kesik çizgilere de yer verilmek suretiyle "..." ibaresi vurgulanmış ve anlamsal olarak güçlendirilmiştir.
Davacının itirazına mesnet markaları ise, yine birleşik olarak yazılmış "...." ibarelerinden oluşmaktadır. Buna göre yapılan değerlendirmede, her ne kadar taraf markaları, 6 harften oluşmaları, ilk iki ve son iki harflerinin ortak olması nedeniyle kısmi bir görsel benzerlik içermekte ise de, yukarıda ifade edildiği üzere, taraf marka işaretleri arasındaki farklar, dava konusu markanın kompozisyonunda öne çıkartılmış durumdadır.
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu marka, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaşmıştır. Dava konusu markada, davacı markalarını çağrıştıracak bir unsura yer verilmemiştir. Başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılaması mümkündür.
Açıklanan nedenle, Dairemizce, taraf marka işaretleri arasında, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüne itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir.
Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı Kooperatif tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ... istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı kooperatifi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, taraf marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/07/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1216, K. 2025/1397, 7 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama