KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1259
- Karar No
- 2025/1430
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2025
- Başkan
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/05/2022
- Numarası
- .....
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.653 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/05/2022 Tarih ve 2021/50 Esas - 2022/162 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilin uzun yıllardan beri Kayseri ilinde mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, şirket unvanı olarak da uzun yıllardır aralıksız ... unvanını kullandığını, müvekkilinin bu ünvanla bilinirlik kazandığını, 2009 49190 marka numarası ile 20. Sınıfta tescil aldığını, 10 yıl sonra marka kullanımına ara vermeden logoda küçük değişiklik yaparak tekrar marka başvurusunda bulunduğunu, davalı tarafça başvuruya itiraz edildiğini, davalının itiraza mesnet markasının 2015 78749 sayılı marka olduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın reddedildiğini, ancak YİDK tarafından itirazın kabulü ile başvurunun reddedildiğini,
kararın yanlış olduğunu, müvekkilinin davalının başvurusuna yaptığı itirazın dikkate alınmadığını, kullanım belgelerinin dikkate alınmadığını, davalı ünvanı ile ... markasının bir ilgisinin olmadığını ileri sürerek YİDK’nın 2021-M-374 sayılı kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, markaların son harflerinin farklı olduğunu bu farklılığın fonetik ve görsel açıdan bir farklılık yaratmadığını, karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmadığını, markaların umumi intibaanın aynı olduğunu, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan 20. Sınıf tüm malların davacının itiraza konu marka tescil kapsamında aynen yer aldığı, bu durumda SMK md. 6/1’de sayılan emtianın aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili olması şartının sağlandığı, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil olarak olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
davacının SMK'nın 6/3. maddesi kapsamındaki iddialarının markasal kullanımı gösterir yeterli delil sunulmaması nedeni ile yerinde olmadığı, bununla birlikte davacının müktesep hak iddiasının bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun, başvuru tarihi 30/01/2020 tarihi olup bu tarihten önceki tarihli olan ve taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığı tereddütsüz markaların müktesep hak değerlendirmesinde dikkate alınabileceği, davacı yanın önceki tarihli markalarına bakıldığında, 5 yıllık hükümsüzlük süresini karşılayan karşılayan sadece bir adet markası olduğu, bu markanın 2009/49190 başvuru sayılı marka olduğu,
davacı tarafından daha önceden başvurusu yapılan 2009/49190 başvuru sayılı markanın SMK'nın 6/1. maddesi bağlamında aynı/aynı tür/benzer bulunan emtiayı içerdiği, müktesep hak dayanağı olarak öne sürülen marka ibarelerinin ...+ şekil birleşiminden müteşekkil olduğu, davaya konu marka başvurularının davacının seri markalarından olduğu imajını doğurduğu, dolayısıyla müktesep hakkının bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile YİDK'nın 2021-M-374 sayılı kararın iptaline, davalıya ait marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2020/12268 başvuru numaralı "..." markası ile vekil edene ait 2015/78749 sayılı ‘...’ markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunun tespit edildiğini, bu tespit dikkate alındığında davaya konu YİDK 2021-M-374 sayılı kararın hukuka uygun olduğu ve iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, ancak mahkemece davacının müktesep hakkının bulunduğu değerlendirmesi ve gerekçesi ile hatalı karar verildiğini, davacının 2020/12268 başvuru numaralı "..." marka başvurusuna dayanak olarak göstermiş olduğu 2009/49190 sayılı markasının tescilli olmadığını,
davacı tarafından tescilsiz ve koruma altında bulunmayan markaya dayanılarak müktesep hak iddiasında bulunulduğunu, mahkeme kararının gerekçesinin açıkça hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, uyuşmazlık konusu müktesep hak iddiasına konu markanın koruma süresinin sona erdiğini, müktesep hakka mesnet markanın genel izlenimi muhafaza edilmemiş olup yeni marka başvurusunda görsel anlamda değişikliğe gidildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı ve davalı markasının “işaret” bağlamında aynı veya benzer olup olmadığı konusunda müvekkili Kurum tarafından varılan sonucun da, Yerel Mahkeme kararı ile kısmen aynı doğrultuda olduğunu, 2020/12268 sayılı ibareli başvuru ile davalıya ait 2015 78749 sayılı ibareli marka işaret bağlamında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzer bulunduğunu, mahkemece markalar arasında benzerlik bulunduğu kabul edilmiş olmakla birlikte, davacının önceki markasından kaynaklanan müktesep hakkının bulunduğu şeklinde değerlendirmede bulunulmuş olup, söz konusu tespite katılmanın mümkün olmadığını,
davacıya ait önceki tarihli 2009/49190 sayılı marka, yenilenmemiş olduğu için başvuru tarihinden itibaren 10 yıl sonra yani 15.09.2019 tarihinde koruma süresi sona ererek geçersiz hale gelmiş olup, davacıya ait ortada olmayan bir markanın müktesep hakka dayanak teşkil etmesinin kabul edilemeyeceğini, davacıya ait 2009/49190 sayılı markanın yaşıyor olduğu kabul edilse dahi, “önceden tescilli markanın asli unsurunun muhafaza edilmesi” koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini incelendiğinde davacı adına önceden tescilli 2009/49190 sayılı ibareli markanın, davacının huzurdaki davaya konu ibareli başvurusundan farklı olduğunu,
davacının önceki tarihli 2009/49190 sayılı markasının iş bu davaya konu 2020/12268 sayılı marka başvurusu açısından kazanılmış hak olarak değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgeler çerçevesinde, davacı tarafça 2020/12268 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun 2015 78749 sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali ve kötüniyet gerekçeleriyle başvurunun 6769 s. SMK'nın 6. maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yeniden itiraz edildiği,
YİDK tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, iş bu başvuru ile 2015 78749 sayılı markanın ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları, bunun yanısıra başvuru ile 2015 78749 sayılı “...” ibareli markanın eşya listesi kapsamında, aynı/aynı tür malların yer aldığının belirlendiği,
markaların benzerliği ve malların aynı/anı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, iş bu başvuru ile 2015 78749 sayılı “...” ibareli marka arasında, 6769 s. SMK’nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varıldığından başvurunun reddine karar verildiği, bu karara yönelik olarak başvuru sahibince iş bu davanın açıldığı, davada YİDK iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile, somut olayda SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının bulunduğu, ancak SMK'nın 6/3. maddesi kapsamındaki iddialarının yerinde olmadığı,
diğer yandan davacının müktesep hakkının bulunduğu gerekçesi ile YİDK iptaline ilişkin davanın kabulüne, hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın YİDK iptali davası yönünden davalılar vekillerince istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Bu hale göre, Dairemiz önüne gelen somut uyuşmazlığın YİDK iptali davası açısından, davacının dava konusu başvurusu yönünden müktesep hakkının bulunup bulunmadığı hususuna indirgenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, davacı yanın önceki tarihli markalarına bakıldığında, 5 yıllık hükümsüzlük süresini karşılayan karşılayan sadece bir adet markası olduğu, bu markanın 2009/49190 başvuru sayılı marka olduğu, bu kapsamda bakıldığında, davacı tarafından daha önceden başvurusu yapılan 2009/49190 başvuru sayılı markanın SMK 6/1. madde bağlamında aynı/aynı tür/benzer bulunan emtiayı içerdiği, müktesep hak dayanağı olarak öne sürülen markalar ibarelerinin ...+ şekil birleşiminden müteşekkil olduğu, davaya konu marka başvurularının davacının seri markalarından olduğu imajını doğurduğu, dolayısıyla müktesep hakkının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Oysa, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece müktesep hak olarak görülen 2009/49190 başvuru sayılı markanın, dava konusu markanın başvuru tarihinde tescilli olmadığı ve en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanıldığının belirlenemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, tescilli olmayan ve kullanımı ispat edilemeyen markanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterleri karşılamadığı, davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Diğer yandan, mahkemece verilen karar ile, "davalıya ait marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiş olup, bu karara yönelik olarak davanın ilgili taraflarınca kanun yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi konusunda verilen karara yönelik olarak Dairemizce bir inceleme yapılmamış, aşağıda gösterildiği şekilde önceki hüküm aynen korunmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/1259, K. 2025/1430, 7 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama