KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/459
- Karar no
- 2025/767
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/06/2022
- Numarası
- 2020/141 E. - 2022/202 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.021 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2022 tarih ve 2020/141 E.-2022/202 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli birçok tescilli markasının bulunduğunu, davalı Şirketin 2019/45567 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerine 1974 yılında başladığını, "... ..." olarak ülkemizde uzun yıllardır faaliyetlerine devam ettiğini, "..." markasının sektöründe ön sıralarda yer alan bir marka olduğunu, Türkiye'de yüksek bir bilinirliğe sahip bulunduğunu, tanınmış hale gelen müvekkili markasının,
davalı tarafça hiçbir emek sarf etmeksizin kötü niyetli olarak kullanılacağını, sektöründe öncü olan müvekkiline ait "..." markalarının, başvuru sahibi tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, davalıya ait marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında "..." ibareleri açısından aynılık bulunduğunu, müvekkilinin, "..." ibareli markalarını ayırt edici hale getirdiğini, "..." ibaresinin müvekkiline ait markaların ana unsuru olduğunu, her iki markaya bütünsel açıdan bakıldığında, "..." ibaresinin müvekkili markasıyla iltibasa yol açacağını, davalının marka başvurusunun 35. sınıf için talep edildiğini,
müvekkilinin tescilli markalarının da aynı sınıflarda tescilli olduğunu, davalı başvurusunun başında yer alan "ÖZ" ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, SMK'nın 6/1 ve 6/5 hükümleri uyarınca başvurunun reddedilmesi gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve haksız rekabet amacı taşıdığını, "..." ibaresinin tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-3384 sayılı kararının iptaline, davalı tarafın marka tescil talebinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, "..." ibaresinin, bir aile şirketi olarak 2004 yılında kurulduğunu, inşaat sektöründe faaliyet gösteren, sektöründe saygın bir şirket olduğunu, müvekkilinin kurucu ortaklarının soy isimleri olan "..." ibaresinin, ticaret unvanında da yer aldığını, "..." ibaresinin, anlamlı iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluştuğunu ve "..." kelimesinden farklı anlama sahip olduğunu, müvekkili başvurusunun, davacı markalarından yeterince farklılaştığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, başvuru kapsamındaki hizmetleri satın alan ve kullanan ortalama bir tüketicinin, "..." markasını bütün olarak algılayacağı ve davacının "..." markaları ile ilişkilendirmeyeceği, "..." kavramının, insanın kendine güvenme duygusunu ifade etmek için ortalama tüketicilerin oldukça aşina bulunduğu bir kelime olduğu, buna göre taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde, bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, dosya kapsamında davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin bir delile rastlanılmadığı, salt benzerlik iddiasının kötü niyetin varlığına kanaat getirmeye yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkilinin sağlık sektörü başta olmak üzere faaliyet gösterdiği diğer tüm alanlarda da yıllardan beri "..." markasını kullandığını, bu ibarenin müvekkili adına tescilli bulunduğunu, davalıya ait "..." ibareli markanın anlamının kişinin kendisine olan güvenini ifade ettiğini ve bu sebeple müvekkiline ait "..." ibaresi yönünden, her iki ibare için anlam farklılığı olduğu tespitinin doğru olmadığını, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, kaldı ki tüketicilerin bir mal veya hizmet satın alırken marka ibaresine dikkat ettiklerini ve bilinmiş marka ile bağlantı kurduklarını,
müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar ile dava konusu başvuru arasında benzerlik ve hatta aynılık bulunduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olduğunu, "has", "öz", "yeni" gibi ön eklerin genel olarak markaların benzerlik ilişkisini ortadan kaldırmayacağını, bu eklerin ilgili tüketici kesiminde aynı firmanın ürünü izlenimini bıraktığını, "..." markasının, bir başka firma tarafından hiçbir emek sarfedilmeden iktisap edilmesinin kötü niyet göstergesi bulunduğunu ileri sürerek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu ve "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı,
bunun dışında davacı markalarını oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin de zayıf bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/3668 E., 2024/6180 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, tüm bu hususlar da gözetildiğinde taraf markalarının karıştırılacağının söylenemeyeceği, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmasının da başvurunun tesciline engel teşkil etmeyeceği, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/459, K. 2025/767, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama