KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Esas-Karar No
- 2024/1083 - 2025/2532
- Esas no
- 2024/1083
- Karar no
- 2025/2532 TÜRK MİLLETİ ADINA
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/10/2021
- Numarası
- 2019/103 E. - 2021/332 K.
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Tescili
Karar Metni
1.094 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2021 Tarih ve 2019/103 Esas - 2021/332 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2017/107932 sayılı ... ibareli 36.sınıf hizmetleri içeren markanın tescili için gerçekleştirdiği başvurunun, davalı şirketin itirazı üzerine YİDK kararı ile SMK'nın 6/2.maddesine dayalı olarak reddedildiğini ancak dava konusu marka başvurusu ile davalının itiraza mesnet markalarının benzer olmadığını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin 174119 ve 2002/21178 sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bunlardan sonra 39.sınıfta "... ..." gibi markaların da müvekkili adına tescil edildiğini ileri sürerek, 25.12.2008 tarihli, 2008-M-11452 sayılı YİDK kararının iptali ile markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının emtia listelerinin benzer olduğu, teknik bir inceleme olmadan da benzerliğin ayniyet nedeni ile anlaşıldığı, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik ve iltibas bulunduğu,
başvuru sahibine ait 174119, 2002 21178 sayılar ile tescilli ''... ...-... şekil'', ''... ... ... uluslararası nakliyat servis ve tic a.ş şekil'' ibareli markalarının tanınmışlığı iddiasının, somut olayla alakalı bulunmadığından bu iddianın varılan sonuca etki eder nitelikte olmadığı, ''...'' ibaresinin başvuru sahibinin ticaret unvanında yer alan bir ibare olmasının da, marka ve ticaret unvanın birbirinden farklı iki mevzuat uyarınca tescil edilen, iki ayrı hak olması karşısında SMK'nın 6/1 maddesindeki tescil engelini ortadan kaldıran bir husus olarak görülemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markaları kullanımının ilk olarak 1982 yılına dayandığını, 174119 ve 2002/21178 sayılı "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, daha sonra da 39.sınıfta "..." ibareli markaların müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt edicilik kazanarak tanınmışlığa ulaştığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun söylenemeyeceğini, aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının ayırt edici unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğunu, "..." ibaresinin öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu,
emsal yargı kararlarında müvekkilinin markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu yönünde kararlar verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve tescil istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...-SİGORTA" ibareli dava konusu başvuru ile davalı Şirket'in "... güvenli öde" ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu,
zira davacının itiraza mesnet markasının asli unsurunun dava konusu markada da asli unsur olarak kullanıldığı ve bunun dışında başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, öte yandan dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 36.sınıf hizmetlerin, redde mesnet markaların kapsamında da bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı tarafça 174119 ve 2002/21178 sayılı markaları nedeniyle dava konusu başvuru yönünden müktesep hakkının bulunduğu da ileri sürülmesine rağmen ilk derece mahkemesince bu hususta olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Bu açıklamadan sonra somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davacının müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürdüğü 174119 sayılı sayılı markanın 36.sınıfta tescilli olmadığı, 2002/21178 sayılı markanın ise 36.sınıfta tescilli olmakla birlikte müktesep hakka mesnet gösterilen her iki marka yönünden markanın uzunca bir süre çekişmesiz şekilde kullanılması şartının sağlandığının ispat edilemediği, kaldı ki dava konusu başvuruda önceki markaların asli unurunun muhafaza edildiğinin de söylenemeyeceği, bu nedenle davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda mahkemece, müktesep hak müessesesi tartışılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından ve HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf itirazlarının hükmün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1083, K. 2025/2532, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama