KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2024
- Esas-Karar No
- 2024/1556 - 2024/1724
- Esas no
- 2024/1556
- Karar no
- 2024/1724
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/05/2024
- Numarası
- 2024/356 E. - 2024/308 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan
Karar Metni
1.422 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/05/2024 Tarih ve 2024/356 Esas - 2024/308 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin "...", "... ..." ibareli markaların sahibi bulunduğunu, ticaret unvanının da "... Tıbbi Cihaz ve Medical Gaz Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (...
Tıbbi Cihaz)" biçiminde olduğunu, davalı şirketin ise 2009 yılında tescil edilen iştigal mevzuunun tıbbi cihazların üretimi, alımı, satımı ve ticaret mevkiine konulması olmadığını, aksine her türlü ... işleme ve ticareti olduğunu, davacı ve davalı şirket ile ortakları arasında ortaklık devri için yapılan 09/02/2021 tarihli protokolün imza edilmesinden sonra, davalı şirketin 04/03/2021 tarihinde ticaret unvanını "... Hastane Ekipmanları ... İşleme San. ve Tic.
A.Ş." olarak değiştirdiğini, protokolün 15. maddesinde "... Tıbbi Cihaz"ın Türkpatent nezdinde kayıtlı markalarının protokolün imza tarihinden itibaren 3 yıl süre ile kullanmayacağının ve üçüncü şahıslara devretmeyeceğinin, 16. maddesinde yine "...
Tıbbi Cihaz"ın "... ..." markası ile sınırlı olmak üzere ... ... tarafından Türkpatente yapılacak başvuruya karşı itirazda bulunulmayacağının kararlaştırıldığını, protokolde müvekkili şirketin haksız rekabet ve fikri mülkiyet hukukuna göre koruma altında olan geçmişinin, ürünlerinin, faaliyetlerinin kullanımı konusunda davalı yana verilmiş bir izin bulunmadığını, karşı yana sadece "... ..." ibareli marka ile ticaret unvanını tescilli olduğu gibi kullanma yetkisinin verildiğini, ancak davalı yanın müvekkili marka hakkını ihlal eden eylemlere giriştiğini,
ardından da ticaret unvanını müvekkilinin ticaret unvanıyla karıştıracak şekilde değiştirdiğini, hakları müvekkili şirkete ait fotoğrafları izinsiz olarak kullanmaya başladığını, bu eylemleri ile ilgili olarak Ankara 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine açılan ve halen derdest bulunan davalar olduğunu, bununla yetinmeyen davalıların "www.....com.tr" alan adlı internet sitesinde gerçekte müvekkili şirkete ait izin, ruhsat, sertifika, yeterlilik belgesi gibi belgeleri ve müvekkil şirketin kurucusu ... ...'nün ...
Tıbbi Cihazlara ait geçmişte gösterdiği faaliyetleri, kendisine aitmiş gibi göstermek suretiyle kendisi, ticari işletmesi, faaliyetleri ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunduğunu ve bu yolla kendisini rekabette öne geçirmeye çalıştığını, yine davalı şirket yetkilisi ... ...'nün "www.....com" sitesindeki röportajında yanıltıcı açıklamalarına devam ettiğini ileri sürerek,
davalıların haksız rekabet oluşturan internet sitelerinde yer alan haksız eylemlerinin önlenmesini ve durdurulmasını, internet sayfalarına erişimin engellenmesini, ihlal konusu kopya fotoğrafların dijital ve fiziki ortamlardan kaldırılmasını ve imhasını, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, müvekkilinin uğradığı manevi zararlar karşılığı 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davada uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinin yollamasıyla, aynı Kanun'un 7/3. maddesinin e bendi uyarınca, markaya konu işaretin ticari amaçlarla ticari teşebbüsün ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılması hali marka hakkına tecavüz eylemleri arasında sayıldığı, diğer bir anlatımla mülga 556 sayılı KHK döneminden farklı olarak,
markaya konu işaretin, başkalarınca izinsiz olarak ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılması halinin marka hakkına tecavüz eylemleri arasında sayılmış olup, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun tüm sınai mülkiyet haklarına ilişkin ortak maddeleri arasında olan 149. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca hak sahiplerinin tecavüzün tespit, durdurma ve önlenmesi yanında, tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep haklarının da bulunduğu,
marka hakkına tecavüz eylemlerinde, tescilsiz markalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda TTK'nun 56 ve 57. maddeleri anlamında haksız rekabet hükümleri uygulanacağı, tescilli markalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 156. maddesi gereğince ihtisas mahkemesi sıfatıyla Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkili şirket adına tescilli "...", "... ..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, "...
Tıbbi Cihaz"ın da Türkpatent nezdinde kayıtlı markaları olduğunu belirterek, söz konusu markalardan kaynaklı fikri mülkiyet haklarına ve markalardan kaynaklı ticari geçmişine dayanmak sureti ile talepte bulunduğundan, uyuşmazlığın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği gerekçesiyle HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olmaması nedeni ile davanın HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine,
kararın kesinleşmesi ve taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın görevli Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların aynı aile grup şirketleri bünyesinde iken davalılardan ... ...’nün babası ... ...’nün vefat etmesinden sonra ortaklar (amca-kardeş-kuzen) arasında 09.02.2021 tarihli protokolle şirketlerin paylaşıldığını, bu protokolle davacı şirketin ... ... ve çocuklarına, davalı şirketin ise müteveffa ... ...'nün eş ve çocuklarına bırakıldığını, davacı iddialarının "haksız rekabet" hukuk kuramına ilişkin olduğu gibi talep sonucunun da tamamen "haksız rekabetin tespit ve önlenmesi" istemlerine ilişkin olduğunu, haksız rekabet davalarının mutlak ticari dava olup,
TTK'nın 5. maddesi uyarınca görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğunu, dava dilekçesinde talep sonucunda FSEK hükümlerinden kaynaklanan hiçbir talep sonucunun bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde, huzurdaki davanın, davalılar tarafından gerçekleştirilen ve hukuki anlamda haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle ikame edildiğini, haksız rekabet kurumunun Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden, TTK m. 4 uyarınca bu husustan doğan uyuşmazlıkların niteliği itibariyle mutlak ticari dava teşkil edeceğini ve TTK m. 5 uyarınca bu davalarda Asliye Ticaret mahkemesi görevli mahkeme olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerine dayalı haksız rekabetin önlenmesi, durdurulması ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince her ne kadar dava dilekçesinde, davacının tescilli "...", "... ..." ibareli markalarının sahibi olduğu, "...
Tıbbi Cihaz"ın da Türkpatent nezdinde kayıtlı markaları olduğu belirtilerek, söz konusu markalardan kaynaklı fikri mülkiyet haklarına ve markalardan kaynaklı ticari geçmişine dayanmak sureti ile talepte bulunduğundan, uyuşmazlığın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, dava dilekçesinde belirtilen bu haklar, taraflar arasındaki olay örgüsünü anlatmak için dile getirilmiş, dava dilekçesinde belirtilen bu haklara ilişkin herhangi bir talepte bulunulmamıştır.
Esasen taraflar arasında marka ve ticaret unvanına dayalı unvan terkini veya marka ve fikri mülkiyet hakkına dayalı ihlal davalarının, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görüldüğü, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
İşbu davanın konusu ise davalıların internet sitesinde, gerçekte davacıya ait olduğu ileri sürülen geçmişin, izin, ruhsat, sertifika, yeterlilik belgesi gibi belgeleri ve davacının kurucusu ... ...'nün ...
Tıbbi Cihazlara ait geçmişte gösterdiği faaliyetleri, kendisine aitmiş gibi göstermek suretiyle kendisi, ticari işletmesi, faaliyetleri ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak ve bu yolla kendisini rekabette öne geçirmeye çalışmak, yine davalı şirket yetkilisi ... ...'nün "www.....com" sitesindeki röportajında yanıltıcı açıklamalarına devam etmek suretiyle gerçekleştirildiği belirtilen eylemlerin, TTK'nın 55/1-a.2., 54/2. maddelerinin ihlalini oluşturduğu iddiasıyla TTK'nın 56. maddesine dayanılarak,
haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayalı, haksız rekabetin önlenmesi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuştur.
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca, TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabete ilişkin hükümlere dayalı hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı ve bu tür davaları görüp incelemeye de ticaret mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi uyarınca, bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme görevi ise hakime aittir.
Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde herhangi bir fikri ve sınai mülkiyet hakkına dayanılmadığı, münhasıran TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayalı taleplerde bulunulduğu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta davayı görüp incelemeye de ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek,
işin esasının incelenmesine girişilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/1556, K. 2024/1724, 1 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama