KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- Esas-Karar No
- 2024/436 - 2024/718
- Esas no
- 2024/436
- Karar no
- 2024/718
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/12/2019
- Numarası
- 2018/304 E. - 2019/478 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
2.482 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Dairemizce verilen 17/02/2022 tarih ve 2020/840 Esas, 2022/169 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2023 tarih ve 2022/3723 Esas, 2023/7663 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkil Şirketin 2017/14969 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, marka kapsamında 9. sınıf malların yer aldığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, bu karara müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin optik cam ve gözlük çerçevesi ithalat, ihracat ve satışı işiyle iştigal ettiğini, davalı Şirketin ise ayakkabı satışı yaptığını, gözlük sektöründe faaliyet göstermediğini,
dolayısıyla taraf şirketlerin iştigal sahalarının farklı olduğunu, dava konusu YİDK kararında da kabul edildiği üzere davalının redde mesnet markalarının tanınmış marka olmadıklarını, davalının fiilen kullanmadığı markası ile müvekkili markası arasında iltibas tehlikesinden söz edilemeyeceğini, davalının "..." adlı ayakkabı mağazalarında çeşitli markalara ait ayakkabıları sattığını, 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun uyarınca gözlük ve ayakkabının aynı mağazada satılamayacağını, özel ruhsat almayan bir mağazanın gözlük ve çerçevelerini hukuken satamayacağını,
gözlük üzerinde kullanılan bu markanın anlamından uzak olduğundan yüksek ayırt ediciliğinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun 2016/09174 sayılı müvekkili markasının devamı olduğunu ve müvekkilinin başvuru üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-4282 sayılı kararının iptaline ve müvekkili markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilin 1990 yılından beri faaliyette olduğunu, ... gibi dünyaca ünlü markaların distribütörlüğünü yaptığını, "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma tehlikesi olduğunu, gözlük ve ayakkabının aynı mağazada satılabileceğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının "şekil+ ..." ibareli marka başvurusu ile davalının "...+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunsa da taraf markalarının kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmet bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, aksi yöndeki YİDK kararı hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2018-M-4282 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, "..." markasını yaratan müvekkilinin markanın tanıtımı için harcadığı emek ve para sonucunda tüketiciler tarafından güven duyulan, bilinir ve garanti fonksiyonu yüksek markalarını tescil ettirdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında eksik ve hatalı değerlendirmeler yapıldığını, İstanbul 1. FSHHM tarafından verilen kararın bilirkişi tarafından değerlendirmeye alınmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunun tespit edildiğini ancak marka kapsamları benzemediğinden karıştırılma ihtimalinin olmadığına karar verildiğini,
oysa davacı markasının gözlük alanında tescil etmek isterken müvekkilin markası gözlük satışı alanında tescilli olduğundan markalar arasında karıştırılma riski söz konusu olacağını, Yargıtay kararları ışığında da konu mal ve hizmetlerin benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Dairemizin 17/02/2022 tarih ve 2020/840 Esas, 2022/169 Karar sayılı kararıyla, gerek dava konusu başvurunun, gerekse de redde mesnet markaların asli unsurlarını "..." ibaresi oluşturduğundan ve dava konusu başvuruda yer verilen şekil unsuru, ayırt edicilikte geri planda kaldığından, marka işaretleri arasında yüksek düzeyli bir benzerlik bulunduğu, dava konusu başvurunun kapsamında 9. sınıfta yer alan malların olduğu, redde mesnet 2015/40271sayılı markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, 9. sınıfta yer alan bir kısım mallara özgülendiğinden,
bu hizmetlerle dava konusu markanın kapsamındaki "Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar.
Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları." malları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, bunun dışında başvuru kapsamında kalan mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, davacının 2016/09174 sayılı markasının uzun süreli kullanım koşulunu sağlamadığından dava konusu başvuru yönünden davacıya müktesep hak sağlamayacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 25/12/2023 TARİH VE 2022/3723 ESAS, 2023/7663 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davacı ve davalı ... vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davalının "..." ibareli 02, 03, 05 ve 25. sınıf mallar ile 35. hizmet sınıfı için tescilli markalarının bulunduğu, davacının "..." ibareli 2017/14969 sayılı marka başvurusunun kapsamında ise 9. sınıf malların yer aldığı, davalı şirketin 9. sınıfta mal markası olmadığı, davalı Şirketin hizmet markasının sadece kendi adına tescilli mallarla ilgili hizmet sınıfı açısından koruma sağladığı,
tescilli olmayan mallar açısından 35. hizmet sınıfının davalı açısından herhangi bir korumaya mazhar olmadığı, daha açık bir anlatımla, davalının 35. sınıfta hizmet markasının bulunmasının, 35. sınıfta sayılan tüm hizmetler açısından davacının mal markasının engellenebileceği anlamına gelmediği,
aksinin kabulü halinde, bir marka ile ilgili olarak salt 35. sınıfta tescilin bulunmasının ilgisiz mal emtiaları bakımından koruma sağlanması anlamına geleceği, bu durumda, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yapılacak değerlendirmeye göre, bir arada sağlanması gereken şartlardan aynı/benzer sınıf mal benzerliği sağlanmadığı,
ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olduğu halde, bir kısım mallar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğundan bahisle ayrıştırma yapmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunsa da taraf markalarının kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmet bulunmadığından,
6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki bir kısım mallarla, redde mesnet 2015/40271 sayılı markanın kapsamında yer alan bu malların satışına özgülenmiş 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince de, davalı Şirketin hizmet markasının sadece kendi adına tescilli mallarla ilgili hizmet sınıfı açısından koruma sağladığı,
davalının 35. sınıfta hizmet markasının bulunmasının, davacının mal markasının engellenebileceği anlamına gelmediği gerekçesiyle Dairemiz kararı bozulmuştur. Görüldüğü üzere uyuşmazlık, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki bir kısım mallarla davalının 2015/40271 markasının kapsamında bulunan bu malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıftaki perakendecilik/mağazacılık hizmetleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olup olmadığı noktasındadır.
SMK'nın 6/1 maddesi, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." düzenlemesini içermektedir.
Anılan madde kapsamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için diğer şartların yanında, markaların kapsamlarındaki mal veya hizmetlerin de aynı ya da benzer olması gerekmektedir. SMK’nın 11/3 maddesine göre başvuruya konu mal veya hizmetler, 12/7/1995 tarihli ve 95/7094 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmamız kararlaştırılan Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Nis Anlaşmasına göre sınıflandırılır.
Aynı maddenin müteakip bendinde ise mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almalarının benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumu, mal ve hizmetlerin sınıfları ile ilgili esasları, çıkardığı sınıflandırma tebliğleri ile göstermektedir. Ancak, yukarıda belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7808 E, 2018/1281 K. sayılı ilamında da, "… markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer tür kabul edilmesi için aynı sınıfta tescil koşulu olmadığı gibi Mal ve Hizmetlere Dair Sınıflandırma tebliği de markaların koruma sınırlarının değerlendirilmesinde bağlayıcı değildir." açıklamasına yer verilerek, ... tarafından çıkarılan sınıflandırma tebliğlerinin, mahkemeler bakımından bağlayıcı olmadığı kabul edilmiştir.
O halde, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, karşılaştırmaya konu markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, her somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer olup olmadıkları hususunda dikkate alınması gereken kriter, halkın karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin artık istikrar kazanmış kararlarına göre, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması,
aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir (Örneğin 2011/15502 E.-2013/461 K., 2015/6186 E.- 2015/13578 K., 2016/7808 E.- 2018/1281K. sayılı ilamlar).
Dava konusu başvuru, 9. sınıf mallara ilişkindir. Davalı Şirketin redde mesnet markalarının kapsamlarında 9. Sınıf malların bulunmadığı açıktır. Ancak redde mesnet 2015/40271 sayılı markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, 9. sınıfta yer alan bir kısım mallara özgülenmiştir.
Dolayısıyla redde mesnet markanın kapsamındaki 9. sınıftaki bir kısım mallara özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile başvuru kapsamındaki bu malların benzer olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, farklı malların bir araya getirilerek satışına ilişkin bulunmaktadır.
Burada markanın, mal üzerinde kullanılması söz konusu olmayıp, malın satışa sunulduğu fiziki veya sanal ortam üzerindeki bir markasal kullanım mevcuttur. Bununla birlikte, bir malı üreten kişinin, onu satması ticari hayatın gereği olduğundan, mal sınıfında tescilli marka ile bu malın satışına özgülenmiş hizmet markasının ilişkili olduğu kabul edilmelidir.
Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması da bu yöndedir (Örneğin 2020/1004E.,2020/5605 K.-2021/4262 E.,2022/8110 K.-2021/1239 E., 2022/5093 K. sayılı ilamlar). Buradan hareketle belirli bir malın satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetinde tescilli marka ile o malı kapsayan mal markası arasında da benzerlik olduğunun kabulü yerinde olacaktır.
11. Hukuk Dairesinin 2022/4179 Esas, 2024/311 Karar sayılı ilamı ile 9. sınıf malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıfta tescilli bir markaya dayalı olarak 9. sınıf malları kapsayan bir marka başvurusunun iptali için açılan davanın reddine dair mahkeme kararı onanarak, aynı sonuca ulaşılmıştır.
Dairemiz kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay ilamındaki muhalefet şerhinde de açıklandığı üzere Kanunun, 35/5. sınıftaki mağazacılık hizmetleri yönünden herhangi bir istisna öngörmemesi, SMK'nın 6/1 maddesindeki hüküm kapsamında uyuşmazlığın çözümlenmesinin gerektiği gözetildiğinde, belirli malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmeti ile o mal arasında benzerlik bulunduğunun kabulünün gerektiği, zira bu mal ve hizmetlerin ilişkili mal/hizmetler olduğu kanaatine varılmıştır.
Özellikle somut olayda olduğu gibi marka işaretleri arasında yüksek düzeyli benzerliğin olduğu hallerde, anılan mal ve hizmetlerin benzer olmadığını söylemek mümkün olmayacaktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/436, K. 2024/718, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama