KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi Sabuncu
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Esas-Karar No
- 2025/1769 - 2025/2241
- Esas no
- 2025/1769
- Karar no
- 2025/2241
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 08/07/2021
- Numarası
- 2017/110 E. - 2021/265 K.
- Davanın konusu
- Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.377 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Dairemizce verilen 10/06/2024 tarih ve 2022/845 Esas, 2024/1117 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/06/2025 tarih ve 2024/4955 Esas, 2025/4445 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili ,müvekkili şirketin 1995 yılından bu yana emlakçılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye çapında tanınmış ve önde gelen emlak firmalarından birisi haline geldiğini, 16/11/2007 tarih ve 2007/60684 tescil numaralı "..." markasını 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.
Gümrük müşavirliği hizmetleri." üzerinde tescil ettirdiğini, davalıya ait "www.....com" web sitesi üzerinden "... İnşaat & Gayrimenkul", "... Emlak Mimarlık & Gayrimenkul", "... ... Gayrimenkul", ".... Gayrimenkul Danışmanlığı" ve "...
Emlak ve Gayrimenkul Danışmanlık Hizmetleri" adlarında ilanlar yayınlandığını, bu ilanların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinden bahisle davalının telefon görüşmeleriyle uyarıldığını ve 20/12/2016 tarihinde davalıya noterden ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtara cevap olarak işbu ilanları veren üyelerinin bilgilendirildiğini, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan bir işlem yapılamayacağını belirttiğini, tüm uyarılara rağmen davalının hukuka aykırı davranışlarına devam ettiğini ileri sürerek,
davalının fiillerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil teşkil ettiğinin tespitini, refi ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 78.289,00 olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili firmanın sahibi olduğu internet sitesinde yalnızca ticaret odasına kayıtlı olan şirketlere yer verildiğini, dava konusu kullanımların, ticaret sicil odasına kayıtlı kişi ve kurumlarca hukuka uygun olarak kullanıldığını, 5651 s. Kanunun 5.maddesi uyarınca, somut olay bağlamından yer sağlayıcı olan müvekkili şirketin hiçbir hukuki sorumluluğunun olmadığını, müvekkilinin ancak resmi makamlarca bildirilecek mahkeme kararı bulunması halinde 5651 s. Kanunun 5.maddesi uyarınca sorumluluğunun doğacağını, müşterilerin aktif olarak kullanacağı markalara müdahale etme şansı bulunmayan müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece,davalı yana ait www.milliyetemlak.com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı yanın “...” ibaresi ile tescilli markalarının kapsadığı “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetlerine” hizmetlerinde gerçekleştiği anlaşılmış olup bu kullanımların davacı adına tescilli marka hakkına ihlal oluşturacağı, 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesi gözetilerek,
davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın TBK 50/2 maddesi uyarınca (582.507,00 x %13,44)= 78.289,00 TL olacağı, davalının marka hakkına tecavüz eylemi kusur niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağından hareket ile somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği talep edilen 5.000,00-TL manevi tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile "... emlak" ibaresinin davalının web sitesi içerisinde kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin men ve ref'ine,
78.289,00 TL maddi tazminatın 24/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, müvekkilinin yer sağlayıcı konusunda olup sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkiline gönderdiği ihtarnamenin dava konusu kullanımların müvekkili tarafından kaldırılması için yeterli olmadığını, müvekkilinin işlem yapabilmesi için haklılığını ortaya koyan bir mahkeme kararı bulunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitelerinde üyelerine ilişkin ilanları yayınlandığını, davacının markasının kullananın müvekkili olmadığını, dava konusu markasal kullanımlarından kazanç sağlamayan müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesabında müvekkilinin tüm karının esas alınmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Dairemizin 10/06/2024 tarih ve 2022/845 Esas, 2024/1117 Karar sayılı kararı ile davalının yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesinde, davacı tarafın 2007/60684 sayılı "..." ibareli 36. sınıfta tescilli markasıı ile iltibasa meydan verecek şekilde, "..." esas unsurlu ve 36. sınıf kapsamında değerlendirilebilecek ilanlar vermesinin, 6769 sayılı Kanun'un 29. maddesi yollaması ile 7. maddesi uyarınca marka tecavüzü ve TTK.'nın 54. maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, davalının devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması,
önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri bakımından, kusurunun varlığı ya da yokluğuna bakılmaksızın sorumluluğu bulunduğu, açıklanan nedenle davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin benzer bit uyuşmalık hakkında verdiği emsal niteliğindeki 16.12.2019 tarih ve 2019/618 E.- 8167 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, 6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu uyarınca,
içerik sağlayıcı sıfatı bulunmayan internet yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşların tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği,
somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, bu durum karşısında davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduğunun söylenemeyeceği, bu duruma göre mahkemece davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 26/06/2025 TARİH VE 2024/4955 ESAS, 2025/4445 SAYILI SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Yüksek Daire'nin yerleşik içtihatlarında ve 6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu’nda da vurgulandığı üzere, içerik sağlayıcı sıfatı bulunmayan internet yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşların tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için,
imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmeleri gerektiği,. bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken, kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut olayda, davacının,
hukuka aykırı içerikleri kaldırması için noter vasıtası ile davalıya davadan önce ihtar gönderdiği ve bu ihtara rağmen davalı tarafından içeriklerin kaldırılmadığı, davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise yayının kaldırılmasına ya da durdurulmasına yönelik tedbiren verilmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığından yayından kaldırma talebinin hukuken mümkün bulunmadığı, ayrıca davacının marka hakkı üzerinde hukuken ihlale sebebiyet verecek herhangi bir tasarrufta bulunulmadığının bildirildiği,
davalı yanca gönderilen bu cevabi ihtarname ile davacının marka hakkı sahibi olduğu kabul edilmekle, davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, bu durumda, davalının tazminat sorumluluğu bakımından davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun var olduğu gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına bozulmasına ve bozma sebep ve şekline göre,
davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
GEREKÇE
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ref'i ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince , davalı yana ait www.....com alan adlı internet sitesinde yer alan “...” ibareli muhtelif kullanımların, davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin de yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizce ise davalının yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesinde yer alan "..." ibareli kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu , davalının devam etmekte olan tecavüz ve haksız rekabet eylemleri yönünden, bu eylemlerin tespiti, tecavüzün durdurulması,
önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talepleri bakımından, kusurunun varlığı ya da yokluğuna bakılmaksızın sorumluluğu bulunduğu, ancak yer sağlayıcı olan davalının tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, imkan sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun bilmeleri gerektiği bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerektiği, ayrıca hak sahiplerinin, içeriğinin kaldırılmasını talep ederken,
kendilerinin önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini de anılan kuruluşlara sunmuş olmaları gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı,
bu durum karşısında davalının, anılan ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduğunun söylenemeyeceği, bu duruma göre mahkemece davalının maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Dairemiz kararı yukarıda özetlenen gerekçe ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuş olup gelinen aşama itibariyle Yüksek Daire ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık davacının ihtarı üzerine davalının yer sağlayıcısı olduğu internet sitesindeki tecavüz oluşturan içerikleri, kaldırmamasında kusurlu olup olmadığı bu bağlamda tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Dairemizin önceki kararında belirtildiği üzere, davacının davadan öce davalıya gönderdiği ihtarda, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunun ispatına yönelik hiçbir delil sunulmamıştır.
Esasen bu husus Yüksek Dairenin'de kabulünde olup Yüksek Dairece, davacının davadan önce davalıya gönderdiği ihtara davalı tarafından verilen cevapta davacının marka hakkı sahibi olduğunun kabul edildiği, davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, bu durumda, davalının tazminat sorumluluğu bakımından davacının üstün hak sahibi olduğuna yönelik yaklaşık ispat koşulunun var olduğu gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak davalının dosya kapsamında bulunan cevabı ihtarının incelenmesinden, davacının marka hakkı sahibi olduğuna yönelik açık bir kabulünün bulunmadığı, aksine bir yargı merci tarafından içeriklerin kaldırılması veya durdurulmasına yönelik verilmiş bir tedbir kararının bulunmadığının, yer sağlayıcısı olduğu internet sitesinde 3. kişilere ait ilanların yayımlandığı, kendilerine atfedilecek herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından talebin kabulünün hukuken mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar bahsi geçen ihtarnamede yer alan " muhatabın marka hakkı üzerinde hukuken ihlale sebebiyet verecek herhangi bir tasarrufu da bulunmamaktadır" ibaresi Yüksek Daire tarafından davalının davacının marka sahibi olduğunu kabul ettiği şeklinde yorumlanmışsa da ihtarname de bu cümleden önce dava konusu internet sitesinde 3. kişilere ait ilanların yayınlandığının bildirilmesi karşısında davalı Şirketin bu eylemlerden sorumlu olmadığının yani muhatapların ilan sahiplerinin olduğunun belirtilmek maksadıyla bahsi geçen ifadeye yer verildiğinin kabulü gerekmiştir.
Nitekim, davacının işbu davada davalı ile birlikte 20.12.2016 tarihli aynı ihtarı gönderdiği dava dışı ...
İnternet Hizmetleri Danışmanlık Eğitim Reklam ve Organizasyon Tic A.Ş'ye karşı Ankara 4 FSHHM'nin 2017/114 esasında, aynı nitelikte açtığı dava hakkında verilen Dairemizin 2019/32- 2020/754 E/K sayılı ilamında da, anılan dava dışı şirketin davacının 20.12.2016 tarihli ihtarına, işbu davada davalı Şirketin cevabı ihtarında yer alan ifadelerle verdiği cevap, davacının marka sahibi olduğunun kabul edildiği şeklinde yorumlanmamış, dava dışı şirketin kusuru bulunmadığından tazminat sorumluluğunun olmadığı kabul edilerek,
davadaki tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, Dairemizin anılan kararı da tarafların temyizi üzerine Yüksek Daire'nin 2020/7831 E- 2022/4545 K sayılı ilamıyla onanmıştır. Görüldüğü üzere Dairemizin somut uyuşmazlıktaki kabulü, aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlıkta da benimsenmiştir.
Bu durumda, davacı tarafça davalı şirkete keşide edilen 20.12.2016 tarihli ihtarnamenin ekinde, önceden elde edilmiş üstün hak sahibi olduğunu ispata yönelik hiçbir delil sunulmadığı, davalının bu ihtara cevabında da davacının marka hakkı sahibi olduğunu kabul ettiğine yönelik açık bir kabulünün bulunmadığı, bu bağlamda davalının, 20.12.2016 tarihli ihtarnameye dayanılarak yer sağlayıcısı bulunduğu internet sitesindeki içeriği kaldırmamakta kusurlu olduğunun söylenemeyeceğinden, tazminat sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerektiğinden, Dairemizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/1769, K. 2025/2241, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama