İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2025/810 K.2025/770

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2024 tarih ve 2024/384 Esas - 2024/550 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği…

Esas2025/810Karar2025/770Tarih17 Nisan 2025Okuma16 dk · 3.133 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi

Karar tarihi
17 Nisan 2025
Esas-Karar No
2025/810 - 2025/770
Esas no
2025/810
Karar no
2025/770
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
Tarihi
17/12/2024
Numarası
2024/384 E. - 2024/550 K.
Davanın konusu
Marka Hükümsüzlüğü, Tecavüzün Ref'i
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.133 kelime·16 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2024 tarih ve 2024/384 Esas - 2024/550 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacılar vekili, müvekkillerinden ... Kooperatifi’nin 1967 yılında, ...'de bir sanayi bölgesi geliştirmek amacıyla kurulduğunu, müvekkillerinden ... Vakfı’nın da ... organizasyon yapısı içerisinde bölgesel ve sektörel kalkınmayı sağlamak amacı ile ...

Kooperatifi tarafından 1993 yılında kurulduğunu, ...’in 1997 yılında Organize Sanayi Bölgesi statüsü de kazandığını, bu doğrultuda Kooperatif tarafından 1967 yılından beri korunan “...” markasının öncelikle Kooperatif adına tescil edildiğini, ardından da 2014 yılında 2014/54765 sayılı olarak Vakıf adına tescil olunduğunu, davalıya “...” ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu ve mümkün olabilecek en kısa zamanda iltibasa neden olabilecek 2015/16809 sayılı “...” ibareli markasını kullanmaya son vermeleri gerektiğini içerir ihtarname gönderildiğini, ancak ihtara rağmen davalının haksız kullanımlara devam ettiğini,

müvekkilleri tarafından meydana getirilen “...” ibaresinin tüm ülke çapında tanınır hale geldiğini, müvekkillerinin de kurulduğu tarihten (1967) bu yana isimlerinin ve tescilli markalarının esas unsuru olan “...” ibaresi ile anıldıklarını ve tüm faaliyetlerini “...” markası ile gerçekleştirdiklerini, bu nedenle müvekkillerin “...” ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduklarını, ... ibaresinin zamanla tüm ülkede belirli bir düzeyde kalite ve güvenin sembolü haline geldiğini, davalının müvekkillerine ait “...” ibaresini haklı bir neden olmaksızın kullanmasının iltibas ve marka tecavüzü eylemlerini oluşturduğunu,

SMK’nın ilgili hükümleri uyarınca davalıya ait markanın müvekkillerine ait tescil edilmiş marka ile ayniyet derecesinde benzer olması, aynı sınıflarda yer alması ve halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, söz konusu markada “...” ibaresine eklenmiş “...” hecesinin de markaya ayırt edicilik kazandırmadığını ve markada dikkat çeken unsurun halen “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın müvekkillerin markası ile aynı sınıflarda tescil edildiğini,

tüketicilerin “...” ibaresini gördüklerinde uzun yıllardan beri hafızalarında yer etmiş olan müvekkillerini hatırlayacaklarını ve bu markanın müvekkiller ile bağlantılı olduğu izlenimine kapılacağını, “...” ibareli hizmetlerin müvekkilin faaliyet göstermekte olduğu alanlarda kullanımının da bu ibarenin müvekkil ile ilişkilendirilme ihtimalini güçlendireceğini, davalıya ait markanın müvekkillere ait markanın Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık seviyesinden haksız bir şekilde yarar sağladığını, onun itibarına zarar vererek ayırt edici karakterini zedelediğini,

davalının müvekkillerinin lisanslama çalışmalarını bilmemesi veya müvekkillerle aynı ilde faaliyet gösterdiği halde duymamış olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davalıya ait markanın haksız yararlanma amacıyla ve kötü niyet ile tescil edilmiş bir marka olduğunu, 6769 sayılı SMK 6/6 fıkrası uyarınca bir markanın başkasına ait kişi ismini veya ticaret unvanını içermesinin mümkün olmadığını, bu durumun SMK madde 25 uyarınca tek başına dahi markanın hükümsüzlüğü nedeni olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2015/16809 markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı tecavüzünün refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Şirket vekili, müvekkilinin kullandığı “...” kavramının İngilizce “...” (biyolojik) ve “...” (uyarıcı, teşvik edici=besleyici) kavramlarından esinlenilerek oluşturulduğunu, “...” ibaresinin bir sıvı gübre adı olduğunu ve sıvı gübre olarak tescil edildiğini, ...’in ise Ankara’da sanayicilerin bulunduğu bir bölgenin adı olduğunu, iki markanın köken, mana ve ifade ettikleri değer bakımından veya başka açılardan birbirleriyle benzeşen hiçbir yanı olmadığını,

“...” kavramının davacı adına tescilli olmasının “...” harf veya kelimesinin başka kavramların içinde veya başka kavramlarla birlikte ya da başka yerlerde kullanılmayacağı anlamına gelmediğini, “...” kavramının bir coğrafi bölge adı olduğunu ve ticaret alanında herkes tarafından kullanıldığını, bu nedenle “...” kavramının 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c ve 5/1-d maddeleri kapsamında marka olarak tescil edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, davalı yana ait davaya konu 2015/16809 sayılı “...” ibareli markanın tescil kapsamı ile davacı vakfa ait davaya mesnet 2014/54765 sayılı “...” ibareli marka kapsamlarının 01/05/31. sınıf mallar yönünden benzer/aynı olduğu,

markaların birbirine benzer olması ve tarafların marka kapsamında yer alan 01 ve 31. mallarda iltibas koşulunun gerçekleştiği, ilgili tüketicinin markalar arasında iktisadi–idari bir bağ olduğu yanılgısına düşebileceği, söz konusu sınıflar kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, 05.sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler.

Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.

Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Tıbbi amaçlı deterjanlar.” malları yönünden ise taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin mevcut olmayacağı, ancak “Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular.

Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler),” malları yönünden ise değerlendirmenin, 01 ve 31. sınıf mallarda olduğu gibi yapılması gerektiği ve bu mallar yönünden yine iltibas ihtimalinin oluşacağı, davacı Vakfın 6/3 maddesi uyarınca üstün ve gerçek hak sahipliğine ilkesine dayanmasının mümkün görülmediği, davacı Vakfın kullanıma bağlı önceye dayalı hak sahipliği iddialarının, somut deliller ile desteklenmediği, SMK 6/5 kapsamında “...” markasının tanınmışlığını ispat nedeniyle davacı vakfın tanınmışlık yönünde sunmuş olduğu delil ve iddiaların tanınmışlığı ispata yeterli olmadığı,

SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca mevcut olan hak sahipliğinin ise dava konusu marka kapsamındaki mallar gözetildiğinde, davacı vakıf lehine üstün bir hak sağlamayacağı, SMK'nın 6/9. maddesi davalı tescil başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğu ispatlanamadığı, davalının kullanımları ... şeklinde olup, bu kullanımlarının bütünsel izlenimin itibarı ile davacı vakıf markasından farklılaştığı, davacı vakıf markasının tanınmışlığından yararlanmanın söz konusu olmadığı,

bu şekilde gerçekleşen fiili kullanımlarda ... ve ... ibarelerinin markanın iki unsuru olarak anlaşılacağı, ortalama tüketici kitlesinin davalı kullanımları ile davacı vakıf markası arasında karışıklık yaşamayacağı, davalı kullanımlarının davacı yanın markasından doğan haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığı, davalı yanın dosya kapsamında yer alan katalogları üzerinde ve davalı internet sitesinde yer alan kullanımların, ...

Bitkisel Menşeli Aminoasit İçeren Sıvı Organik Gübre ve ... ... Bitkisel Menşeli Aminoasit İçeren Sıvı Organik Gübre şeklinde gerçekleştiği, bu kullanımlar itibariyle davalı yanın esaslı unsurunu tescile konu edilen halinden farklı biçimde, ek ve ayırt edici unsurlara da yer vererek kullandığı, dolayısıyla davalı yanın ... ve ... ibarelerini ayrıştırarak gerçekleştirdiği kullanımların, davacı vakıf markasından yeterli bir uzaklaşma sağladığı,

davalı kullanımlarının ilgili tüketiciler nezdinde "..." ibaresini ön plana çıkaracak şekilde değil, “...” ve “...” ibarelerini ayrıştıracak şekilde ...-... şeklinde algılanacağı, davalı yanın markasal kullanımlarının bıraktığı bütünsel izlenimin, davacı Vakıf markasından farklı bir ibare izlenimi vermeye yetecek, ortalama tüketici kitlesi nezdinde davacı Vakıf markasından ayırt edilmeyi sağlayacak nitelikte bulunduğu, davalı yana ait web sitesinin esasen http://www.....com.tr alan adına sahip olduğu, ancak dava konusu marka altında tanıtımı yapılan ürünlerin http://www.....com.tr/.../ uzantısı altında gerçekleştirildiği,

bir an için http://www.....com.tr/.../ uzantılı. Web sayfasının davacı Vakıf markası ile karıştırılabileceği düşünülse dahi gerek ana web sitesinin yalnızca bir url uzantısı olması, gerekse sayfa içeriğinde yer alan kullanımların, ...

Bitkisel Menşeli Aminoasit İçeren Sıvı Organik Gübre seklinde bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle bu kullanımın, markasal etki doğuracak bir kullanım olarak görülmediği, davalının markasal kullanımlarının tescile konu edilen marka ibaresinden farklılaştığı, davalının kullanımlarının davacı Vakfın markasından doğan haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte olmadığı gerekçesiyle davacılardan SS ... ...

Yapı Kooperatifinin davasının aktif husumet yokluğundan reddine, diğer davacı yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı adına tescilli 2015/16809 sayılı ... ibareli markanın tescilli olduğu 01. ve 31. sınıfların tamamı ile 05. sınıf "zararlı bitkileri hayvanları ve mantarları imha edici maddeler insan ve hayvanlar için olanlar haric deodorantlar havayı tazeleyici kokular dezenfektanlar anti septikler (mikrop öldürücüler" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine, tecavüzün refi talebinin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili, mahkemece yapılan eksik araştırma ve inceleme sonucunda müvekkili Kooperatifin davasının reddedildiğini, oysa müvekkili Kooperatifin, "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanımından ve isim hakkından kaynaklı üstün hakkının bulunduğunu, bu hususun dosya kapsamında sunulan deliller ile kanıtlandığını, markasal kullanıma dayalı olarak da ise "..." markasının öncelikle müvekkili Kooperatif adına tescil edildiğini, nitekim buna ilişkin 01.04.2010 tarihli muvafakatnamenin dosyaya sunulduğunu, müvekkil Vakıf açısından davanın kısmen reddine karar verilmesinin de doğru olmadığını,

mahkemenin 5. sınıfta yer alan bazı malların hitap ettiği alıcı kitlesine ilişkin tamamen hatalı bir değerlendirme yaptığını ve bunun sonucunda hükümsüzlük davasının kısmen reddedildiğini, oysa reddedilen malların yalnızca doktor ve eczacılara hitap eden mallar olmadığını, davalının, davaya konu markası ile müvekkilleri markasının Türkiye çapında ulaştığı tanınmışlıktan kötü niyetli bir şekilde faydalanmayı amaçladığını, bu yönden dosyaya sundukları delil ve beyanlarının eksik ve hatalı bir biçimde değerlendirildiğini, anılan nedenlerle de marka hükümsüzlüğü koşullarının gerçekleştiğini,

tecavüzün refi taleplerinin de yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle hem davası husumet yönünden reddedilmiş olan davacı Kooperatif aleyhine, hem de davası kısmen reddedilen davacı Vakıf aleyhine ayrı ayrı yargılama gideri ve vekalet ücreti taktir edilmesi gerekirken, tek bir yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitler çerçevesinde, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... ibaresinin tüm ülkede Ankara’da bir sanayi bölgesinin adı olarak bilindiğini ve bu nedenle marka olarak tescilinin mümkün olmadığını,

marka olarak tescil edilmesi yasal olmayan bir kavramın, müvekkili markasıyla birkaç harfinin uyuşmasının, marka hakkının ihlali olmayacağını, her ne kadar sicilde tescil edilmiş olsa da, hukuka aykırı bir işlemden hukuki bir sonuç doğmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

1-Dava, marka hükümsüzlüğü ve tecavüzün ref'i istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli markası ile davacılardan ... ......

Vakfına ait "şekil+..." ibareli marka arasında, davalı markası kapsamında bulunan 01. ve 31. sınıf malların tamamı ile 05. sınıftaki "zararlı bitkileri hayvanları ve mantarları imha edici maddeler insan ve hayvanlar için olanlar haric deodorantlar havayı tazeleyici kokular dezenfektanlar anti septikler (mikrop öldürücüler" malları yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,

taraf markaları arasındaki iltibas nedeniyle bu mallar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, her ne kadar "..." ibaresinin yer adı olduğu ve tescilinin mümkün bulunmadığı savunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2020 tarih ve 2020/939-5789 E.K. sayılı ilamında kabul edildiği üzere "..." ibaresinin korunması gerektiğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde görülmediği, dosya kapsamındaki delillerle SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen hallerin gerçekleşeceğinin ispat edilemediği, yine davacı Vakıf yararına SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesi koşullarının da oluşmadığı,

dava konusu markanın kötü niyetli tescil edildiğinin de ispat edilemediği, sırf marka tescilinin markaya tecavüz oluşturmayacağı, bunun dışında davalının "... ..." şeklindeki markasal kullanımlarının, davacı Vakıf adına tescilli markaya tecavüz oluşturmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

2-İlk derece mahkemesince, davacılardan SS ... ... Yapı Kooperatifi yönünden açılan davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiş ise de, SMK'nın "Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" başlıklı 25. maddesinin 2. fıkrasında, menfaati olanların markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı Kooperatifin, 2014/54765 sayılı markanın maliki olmadığı, bu itibarla anılan markaya dayalı olarak, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında talep de bulunması mümkün değildir. Bu markanın, ilk olarak davacı Kooperatif adına tescil edilmiş bulunması da, varılan sonucu değiştirmez.

Ancak davacı Kooperatif, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimali dışında, önceye dayalı kullanım, unvan ve kötü niyet vakıalarına da dayanmış, bu yönlerden davacı Kooperatifin, aktif husumet ehliyetine sahip olduğu açık bulunduğundan, anılan davacının bu iddiaları üzerinde durulması gerekmektedir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde, "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmü bulunmakta olup, bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlenmiştir.

Bu madde ile SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini kabul etmiştir.

6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir.

Markanın münferit kullanımları ile başvuru kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımlar, ilgilisine önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararı da bu yöndedir.

Somut uyuşmazlıkta davacı Kooperatifin, SMK'nın 6/3 maddesi kapsamındaki iddiaları yönünden dosyaya kuruluş gazetesi, toplantı tutanakları, ticaret sicil ilanları ve internet sitesindeki kullanımları, delil olarak sunulmuştur. Ancak söz konusu deliller, davalı adına tescilli dava konusu markanın kapsamında yer alan 1, 5 ve 31. sınıftaki mallar yönünden davacı Kooperatifin SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu ispata yeterli değildir. Bu nedenle, anılan madde kapsamındaki davacı Kooperatif iddiaları ispat edilemediğinden, bu yönden davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.

SMK'nın 25. maddesinin yollamasıyla bir hükümsüzlük nedeni olan aynı Kanunun 6/6 maddesi uyarınca, tescilli markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hükümsüz kılınır. Bu yönden değerlendirildiğinde, davacı Kooperatifin önceleri S.S. Ankara ...

Kooperatifi adı altında faaliyet gösterdiği, 17.08.1993 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilan ile birlikte unvanının Yeni Sınırlı Sorumlu ... ...

Yapı Kooperatifi olarak değiştirildiği, o tarihten bu yana bu unvan altında faaliyet gösterdiği, kooperatifin amaç ve konuları arasında arsa ve araziler edinerek bunların ... ile gerekli tesislerin yapımına uygun duruma getirme, altyapı, ... ve müşterek tesislerin plan ve projelerini yaptırma, taşınır ve taşınmaz mallar edinme, satma, kiralama, ipotek verme, ortak sosyal kültürel ve ekonomik ihtiyaçları karşılamak üzere gerekli iş yerlerini inşa ettirme, işletme, kiraya verme gibi faaliyetlerin sayıldığı,

davacının unvanının da ancak sayılan bu faaliyet alanları ile sınırlı olarak korunacağı, buna karşılık dava konusu marka kapsamında yer alan 01, 05 ve 31. sınıftaki mallar yönünden davacıya bir hak sağlamayacağı anlaşıldığından, bu yönden de davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.

Davacı Kooperatif tarafından, davalı markasının kötü niyetli olduğu ileri sürülmüş ise de davalı markasının, kötü niyetli tescil edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, sırf benzer marka tescilinin ise kötü niyetli tescil olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığından, bu yönden de davacı Kooperatif iddiaları yerinde görülmemiştir.

Davacı Vakfın istinaf itirazlarına gelince; ilk derece mahkemesince, dava konusu marka kapsamında yer alan 5. sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler.

Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri.

Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Tıbbi amaçlı deterjanlar." mallarının, dikkat ve bilinç düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiği, bu nedenle anılan mallar yönünden taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle bu mallar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi, bir etken madde adı ya da tanımlayıcı bir ibare olmayıp, başvuruda farklı olarak yer verilen "Bi" ibaresinin ise dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliği sağladığı söylenemez. Zira dava konusu markada, vurgu "..." ibaresi toplanmaktadır.

Buna göre, taraf markalarında "..." ibaresi aynen yer aldığından ve markada farklı olarak yer verilen "..." ibaresi de, vurguyu "..." ibaresi üzerinde topladığından, tüketici kitlesi daha bilinçli ve dikkatli olsa dahi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunun, en azından dava konusu başvurunun, ortalama tüketicilerce davacı markası ile ilişkilendirileceğinin kabulü gerektiği kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.

Kabule göre de, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı talepte bulunması, esasen her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi gereği birlikte dava açtıkları durumda da birden fazla davanın varlığını sürdürmesi gözetildiğinde, reddedilen istemler yönünden her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece, bu yönden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur.

HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/12/2024 Tarih ve 2024/384 Esas - 2024/550 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

3-Davacılardan SS ... ... Yapı Kooperatifi yönünden açılan davanın REDDİNE,

4-Davacı ... ... Vakfı yönünden açılan davanın KISMEN KABULÜ ile davalı adına tescilli 2015/16809 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE,

5-Tecavüzün refi talebinin REDDİNE,

6-Harçlar Kanunu uyarınca davacı SS ... ... Yapı Kooperatifinden alınması gereken 615,40.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 584,00.TL'nin anılan davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60.TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

8-Davacı Vakıf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı Vakfa verilmesine,

9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve davacı Vakıf tarafından açılan davanın kısmen reddine karar verildiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacı Vakıftan alınarak davalıya verilmesine,

10-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve davacı Kooperatif tarafından açılan davanın reddine karar verildiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacı Kooperatiften alınarak davalıya verilmesine,

11-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 532,50.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 444,00.TL tebligat ve posta masrafı, 3.001,10 istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 5.777,60.TL yargılama giderinin, 1/2'sinin davacı Vakıf yönünden yapıldığının kabulüne, bu davacı yönünden davanın kabul ve ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulü ile bu orana tekabül eden 1.444,40 TL.'ye, 31,40.TL peşin harç, 31,40.TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.507,20 TL'nin davalıdan alınarak davacı Vakfa verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,

12-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 33,50.TL posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 3.001,10 istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.034,60.TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına belirlenen 2.250,82 TL.'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,

13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

14-Davacı ... Vakfı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davacıya iadesine,

15-Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,

16-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/810, K. 2025/770, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 24/04/2025
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/810
Karar No
2025/770
Tarih
17 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/811 K.2025/809
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2025/812 K.2025/533
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2025/812 K.2025/769
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2025/814 K.2025/804
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/814 K.2025/812
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi E.2025/816 K.2025/1133

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.