KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/823
- Karar no
- 2025/703 TÜRK MİLLETİ ADINA
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/04/2021
- Numarası
- 2019/268 E. - 2021/103 K.
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Karar Metni
1.531 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/04/2021 tarih ve 2019/268 E. - 2021/103 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2018/45005 sayılı “...” ibareli başvurusunun 2018/38180 sayılı “...” markası nedeniyle SMK'nın 5/1-ç maddesi gereği reddine karar verildiğini, müvekkilinin 2007 yılından bu yana sahip olduğu “...” markalarını aktif olarak kullandığını, “...” markasının müvekkili ile özdeşleşerek kullanım sonucunda ayırt edici hale geldiğini, müvekkilinin 12 yıldır bilfiil kullandığı markaları için kazanılmış hakkının bulunduğunu, verilen Kurum kararının hatalı olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını,
müvekkilinin 43.sınıfta hizmet verdiği gözetildiğinde davalının 2018/38180 sayılı "...'" ibareli 43.sınıfta tescilli markasının müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, 2019-M-4033 sayılı YİDK kararının iptali ile 2018/38180 sayılı ret gerekçesi markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalının markası ile davacının itiraza mesnet markalarının tüketiciler nezdinde karıştırılabilecek düzeyde benzer olmadıklarını, davalı markasının tek kelimeden oluştuğunu ve esas unsurunun doğal olarak “...” ibaresi olduğunu, davacının markalarında ise hiçbir zaman “...” ya da “...” ibaresinin tek başına kullanılmadığını, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davacının 2018/4505 sayılı markasının tescilinin, önceki markanın varlığı karşısında mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı gerçek kişi davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı ... başvurusu ile ret gerekçesi markanın 43.sınıf: yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. geçici konaklama hizmetleri, geçiçi konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barına sağlanması hizmetleri" bakımından 5/1-ç maddesi kapsamında aranılan düzeyde aynı- aynı tür olduğu, ancak başvuru ve redde mesnet marka arasında ilk bakışta hiçbir inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmeyecek şekilde ayırt edilemeyecek bir benzerliğin olmadığı,
hükümsüzlük talebi yönünden değerlendirme yapıldığında ise her ne kadar taraf markaları başvuruda yer alan 43. sınıf hizmetlerin tamamı bakımından aynı ya da benzer iseler de markalardaki ortak unsur olan “...” ibaresinin 43. sınıf “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” alt grubu bakımından sektör kullanımına açık bir ibare olarak değerlendirilmesi gerekliliği kapsamında, ilgili ortalama tüketicinin de salt bu ibarelerdeki ortaklık nedeniyle işaretler arasında bir bağlantı kurmayacağı, markalar arasında bu ibareden kaynaklı oluşan görsel,
işitsel ve kavramsal benzerliğe rağmen davacı yanın markalarının “...” veya “...” şeklinde bir bütün oluşu göz önüne alındığında, dava konusu marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu markayı davacı yanın önceki tarihli markaları ile iktisadi anlamda ilişkilendirmeyeceği gibi önceki markaların bir serisi olarak da algılamayacağı, bu nedenle 43. sınıf “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından iltibas ihtimalin somut olayda bulunmadığı,
bununla birlikte 43. sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetleri, geçiçi konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” bakımından ise aynı kapsamda bir değerlendirme yapılamayacağı, bu hizmetler bakımından “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin daha yüksek olacağı, dolayısıyla davacı yanın “..., ...” gibi markaları ile benzer şekildeki dava konusu “...” ibaresi ile aynı hizmetlerde karşı karşıya kalan tüketicinin, önceden bildiği ve tanıdığı davacı markaları ile dava konusu marka arasında iktisadi – idari anlamda bir ilişki kurabileceği, salt bu hizmetler bakımından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile YİDK iptal talebi yönünden,
TPMK YİDK nın 2019-M-4033 sayılı red kararının iptaline, hükümsüzlük talebi yönünden, davalı tarafa ait 2018/38180 kod nolu "...'+ŞEKİL" ibareli markanın 43. Sınıfta bulunan "gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” ibareli markalarının İngilizce pişirmek anlamıyla ülkemizde de 15 yıldır kullanılan ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, ayrıca uzun yıllardan beri yiyecek, içecek sektörü ve restoran/cafe işletmeciliği yapmak suretiyle markaya kullanım yoluyla belli bir ayırt edicilik kazandırdığını, itiraza konu “...” markasının müvekkiline ait önceki “...” markalarını birebir içerdiğini, sonundaki “S” harfinin ayırt edicilik sağlamadığını, davacının “...” esas unsuru etrafında seri markalarının bulunduğunu, bu durumda davalı markası ile karşılaşan bir potansiyel tüketicinin,
davacı markasına ilişkin seri marka kanaatini davalı markaya aktarabileceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2018/45005 numaralı başvuru markasında “...'s” ibaresinin münhasıran yer aldığını, söz konusu "...'s" ibaresinin aynı zamanda ret gerekçesi olarak görülen 2018/38180 sayılı markada da asli bağımsız ayırt edici unsur olarak yer aldığını, bu nedenle 2018/45005 numaralı başvuru markası ile 2018/38180 sayılı ret gerekçesi markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer markalar olduğunu, kapsamlarında da aynı veya aynı türdeki hizmetlerin yer aldığını, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali ve redde mesnet markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında "43. sınıfta yer alan “geçici konaklama hizmetleri, geçiçi konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.
Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” bakımından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu" belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında "Davalı tarafa ait 2018/38180 kod nolu "...'+ŞEKİL" ibareli markanın 43. Sınıfta bulunan "gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine" karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye yol açılmıştır.
Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçe ile hükmün çelişkili olmamasına ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, gerekçe ile hüküm arasında yaratılan çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hükmün gerekçesi ile hüküm arasında çelişki olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle Dairemizce davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/823, K. 2025/703, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama