KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/131 E., 2023/1870 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davacı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2023
- Dosya no
- 2022/131
- Karar no
- 2023/1870
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2021
- Numarası
- 2020/86 Esas 2021/298 Karar
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/02/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 16/01/2024
Karar Metni
2.005 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ile dava dışı ... İnş. ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye davalıların 4.400.000,00 TL limitle müteselsil kefil oldukları, davalıların kredi sözleşmesine olan kefaletlerinin TBK hükümlerine göre geçerli olduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle takip tarihi itibari ile davacı bankanın alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği,
genel kredi sözleşmesi hükümleri gereğince müteselsil kefil olan davalıların borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasında 1.329.190,58 TL asıl alacak, 44.451,45 TL işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere toplam 1.373.642,03 TL'ye yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağın likit olması nedeniyle itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip talebinde dayanılmayan belgelere dava sırasında dayanılmasının mümkün olmadığını, buna rağmen davacının takip talebinde sunmadığı belgelere dava sırasında dayandığını, bu belgeleri bilirkişinin ve mahkemenin değerlendirmeye esas almasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aleyhlerine kefalet takibi yapılan müvekkillerinin TBK'nun 583 hükmüne uygun bir kefaletleri bulunmadığını, bu açıdan mahkemece bir değerlendirme yapılmamış olup, bir gerekçe de yazılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olup, buna dair itirazlarının nazara alınmadığını,
özellikle kredilerin ilk tesis tarihlerinden itibaren hesap hareketlerinin celbi ile bu kayıtlar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, sadece hesap kat ihtarında yer alan rakamlar üzerinden hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplamaya esas alınan hesap kat ihtarında ana para olarak yer alan miktarın içinde işlemiş faiz de olmasına rağmen faize faiz yürütülmek suretiyle yapılan hesaplamanın da yasaya aykırı bulunduğunu, hesaplamanın hatalı olduğunu, her yapılandırmada işlemiş faizin ana paraya eklenerek tekrar faiz yürütüldüğünü,
bilirkişi tarafından da tespit olunduğu üzere ve davacının da itiraz etmediği üzere yapılandırma yoluyla taksitli ticari kredi haline gelen kredinin borçlu cari hesap kredisi olmaktan çıktığını, dolayısıyla artık üçer aylık dönemler halinde faiz yürütülmesinin mümkün olmadığını, faize faiz yürütülecek ise bu takdirde kredinin ilk tahsisinden itibaren tüm dönemlerin ayrı ayrı faizlerinin hesaplanması gerektiğini, ortada usul ve yasaya uygun olarak tebliğ edilmiş bir hesap kat ihtarının da bulunmadığını, müvekkili ...'nın takibe konu edilen ve yapılandırıldığı belirtilen kredilere ait imzalanan yeni sözleşmelerde,
taksit tablolarında ve kredi ekstrelerinde borçlu ya da kefil olarak imzası bulunmadığını, aynı zamanda eş muvafakatinin de alınmadığını, davaya konu takip dosyasından kefil olarak sorumlu tutulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bu husustaki itirazlarının dikkate alınmadan ve karşılanmadan hüküm verildiğini, kredi garanti fonu tarafından takibe konu edilen krediler için davacıya 816.000,00 TL tutarında yapıldığı öğrenilen ödemenin de davacı bankaca yargılama makamlarından gizlendiğini, KGF teminatlı krediye uygulanması gereken faiz oranı yerine hatalı şekilde daha yüksek faiz oranına göre hesaplama yapıldığını,
bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın hüküm vermeye elverişli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 16/03/2021 tarihli rapor, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/11318 sayılı takip dosyası, genel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarı, istinaf aşamasında davacı vekilince sunulan yapılandırma işlemine ilişkin dilekçe ve taksit tabloları dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/11318 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan toplam 1.437.516,74 TL nakit alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiği, davalıların 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettikleri, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Anılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinin davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedildiği, 25/05/2016 tarihli 4.000.000,00 TL limitli sözleşmede davalıların 4.400.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı ...'nın kefalet tarihinin 25/05/2016, ...'nın kefalet tarihinin 10/02/2017 olduğu, davalı ...'nın aynı tarihli eş rızasının bulunduğu, diğer davalıların dava dışı asıl borçlu şirket ortağı oldukları, eş rızalarının bulunmadığı, davalıların kefaletinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek dava dışı asıl borçlu ve davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Anılan ihtaranmede 1.328.687,71 TL nakit alacağın ödenmesi için davalılara 3 gün atıfet süresi verilmiştir. İhtarname davalı ...'ya 15/06/2019, diğer davalılar ile dava dış asıl borçluya 17/06/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporunda, davalıların 21/06/2019 tarihinde temerrüte düştükleri, davacının %44 temerrüt faizi talep edebileceği, takipteki talebin ise %23,40 olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 1.329.190,58 TL asıl alacak, 44.451,45 TL işlemiş faiz ve BSMV olmak üzere toplam 1.373.642,03 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların sözleşmede müteselsil kefil olarak imzalarının yer aldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından kredi hesabının kat edilerek davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalıların kefaletinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun olup olmadığı, uygun ise takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, ayrı bir yapılandırma sözleşmesi bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunmaktadır. Kefalet tarihleri gözetildiğinde anılan tarihte yürürlükte bulunan TBK'nun 583 maddesi uyarınca kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi, müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefilin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir. Davalıların kefalet sözleşmelerinde el yazısı ile kefalet tarihi, kefalet limiti ve kefaletin müteselsil olduğu yazılıdır. Davalıların sözleşmede yer alan el yazılarına ve imzalarına yönelik bir inkarları da bulunmamaktadır.
TBK'nun 584/1. maddesi uyarınca, davalı kefil ...'nın kefalet tarihiyle aynı tarihte eşinin kefalete ilişkin rızası alınmıştır. Diğer davalılar da kefalet tarihinde evli iseler de TBK'nun 584/son maddesi uyarınca dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduklarından anılan davalılar yönünden eş rızası aranmayacaktır.
Bilirkişi raporunda KGF tarafından yapılan bir ödemenin varlığı tespit edilmemiştir. Davalı yan KGF tarafından ödeme yapıldığını ileri sürmüş ise de, anılan ödemeye ilişkin herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmemiştir.
Hükme esas alınan raporda, bankanın uyguladığı en yüksek faiz oranı %22 tespit edilip, genel kredi sözleşmesinin 4.c maddesi uyarınca bu oranın %100 fazlası olan %44 oranı yıllık temerrüt faiz oranı olarak tespit edilmiş ise de, takip talebinde davacının %23,40 yıllık temerrüt faizi talep ettiği gözetilerek bu oran temerrüt faiz oranı olarak esas alınmıştır. Anılan oran taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine uygun nitelikte olduğu gibi, raporda faize faiz yürütülerek hesaplama yapılması söz konusu değildir.
Bu durumda mahkemece davalıların kefaletlerinin, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarına uygun olduğu, davalıların, davacı bankanın takip tarihi itibarıyla mevcut olan alacaklarından kefalet limitleri dahilinde sorumlu bulundukları, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, KGF tarafından yapılan bir ödemenin banka kayıtlarında yer almadığı, ödemeye ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davalı yan davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan yapılandırma sözleşmesinde davalı ...'nın kefalet imzalarının bulunmadığını, borçtan sorumlu olmadıklarını ileri sürmüşlerdir. Banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemede davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmesi haricinde ayrı bir yapılandırma sözleşmesi bulunduğu tespit edilmemiştir.
Davalının anılan beyanına ilişkin olarak istinaf aşamasında davacı vekilince dava dışı asıl borçlunun bankaya ibraz ettiği borcun yapılandırılmasına ilişkin talebini içerir dilekçeleri ile yapılan yapılandırmaya ilişkin taksitli ödeme planları ibraz edilmiş ve gelen belgeler davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Sunulan belgeler yeni bir yapılandırma sözleşmesi olmadığı gibi, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan mevcut borcun yeniden yapılandırılarak ödeme planına bağlanması niteliğindedir.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı yanın yapılandırma sözleşmesi bulunduğuna ilişkin beyanı üzerinde durulup, davacı bankanın yapılandırma sözleşmesi bulunmadığı, asıl borçlunun yapılandırma talebi üzerine mevcut kredi borcunun yapılandırıldığı hususlarının gerekçede değerlendirilmemiş olmasında bir kısım gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında bir kısım gerekçe yönünden kısmen isabet görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bir kısım gerekçe yönünden kaldırılmasına, davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/131, K. 2023/1870, 27 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama