KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1399 E., 2024/1579 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1399
- Karar no
- 2024/1579
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/06/2022
- Numarası
- 2021/166 Esas 2022/454 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 01/03/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/01/2025
Karar Metni
3.032 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini belirterek şimdilik 20.000,00 TL'nin temerrüt tarihinde itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 24.000,00 TL'ye artırmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın salt alkolün etkisi altında ve tek taraflı meydana geldiğini, sürücünün 16,4 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, ispat külfetinin davacıda olduğunu, aracın ticari araç olması nedeniyle sürücülerin alkol almalarının mevzuat uyarınca yasak bulunduğunu, faiz başlangıç tarihi ile faiz türünü kabul etmediklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının 02.11.2017 olay tarihinde saat 07.59'da hastanedeki alkol oranının 0.64 promil olduğu, kaza tespit tutanağına göre kaza saatinin 06.15 olup, kaza saati itibariyle alkol oranının 0.426 olacağı, davalı tarafça kaza saatinin 05:40 da olduğu ileri sürüldüğü, bu durumda alkol oranının 0.5115 olacağı, kaza sırasında davacı tam kusurlu ise de her iki durumda da alkol oranının tek başına kazaya yol açacak düzeyde olmadığı, bilirkişi heyet raporunun da alındığı, aracın onarım bedelinin ikinci el piyasa değerini aşması nedeniyle pert total olduğu,
ikinci el piyasa değerinden sovtaj bedelinin düşülmesi suretiyle zararın 24.000,00 TL olarak hesaplandığı, kaza tespit tutanağında belirlenen kaza saatinin aksinin aynı mahiyette delille ispatının gerektiği gibi davalı iddiasında dahi kazanın salt alkolün etkisi altında olmadığı tespit edilmiş olduğundan, hasarın teminat dışı kalmadığının kabulü gerekeceği gerekçesiyle 24.000,00 TL'nin 20.000,00 TL'sinin 01.03.2018, 4.000,00 TL'sinin 21.05.2019 tarihinden avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun teknik ve hukuki olarak yetersiz olduğunu, hükme dayanak alınmasının söz konusu olmadığını, tamamen muğlak ve çelişkili ifadelerden oluşan raporda itirazlarını karşılar herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, raporda hiçbir teknik gerekçe hiçbir somut delilin bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile raporda yer alan iki ifadenin de birbirinden uzak beyan ve ifadeler içerdiğini, bilirkişi tarafından ne kast edildiğinin tam olarak anlaşılamadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınması için her türlü şüpheden uzak, açık tespitleri içermesi gerektiğini,
bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, mahkemece 02.02.2022 tarihli celse 1 nolu ara kararı ile raporun sonuç kısmında çelişki olduğu gözetilerek ve davalı itirazlarının da karşılanması için bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verildiğini, ancak dosyanın bilirkişiye teslim edilmediğini, takip eden 13.04.2022 tarihli celsede bu kez bilirkişi incelemesinden vazgeçildiğini ve karar verildiğini, bilirkişi incelemesi ara kararından dönülmesi ile savunma haklarının kısıtlandığını, dosyada eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini,
bilirkişi tarafından doğrudan inceleme/araştırma yapılmaksızın daha önceden hatalı olarak tanzim olunan raporların esas alındığını, aracın varsa onarım faturalarının dosyaya celbedilmeden fotoğraflar üzerinden farazi yorum yapılarak tespit yapıldığını, itirazlarının incelenmediğini, aracın tramer, hasar geçmişinin sorgulanmadığını, tanıklarının dinlenilmeden rapor tanzim edildiğini, somut olayda mevzuattaki sınırın çok çok üzerinde alkollü bulunan sürücünün poliçe genel şartlarını ihlal ettiğini, sigortalı aracı kullananın alkollü olmasının kanuna aykırı bir davranış olup, alkollü araç kullanılması esnasında her türlü zarar,
ziyan teminat dışında kalacağını, araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespiti halinde KTK ve yönetmeliği gereğince hasarın ödenmesinin mümkün olmadığını, sunulan nedenler ışığında hasarın bağıtlanan poliçe özel şartları ve poliçe genel şartları 4/d maddesi uyarınca teminat dışında olduğunu, sürücünün %100 kusurlu olduğunu, alkollü olduğunu, kazanın oluşumunda yasal mevzuat da göz önünde bulundurulduğunda münhasıran alkolün etkisi olmadığı şeklindeki kanaat bildirilmesinin ve yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı bulunduğunu, ticari araç sürücüsü olan bir sürücünün,
alkollü olarak araç kullanması ve %100 kusurlu olması dikkate alındığında kazaya alkolden başka bir şeyin sebep olmadığını, somut delillerle ispat edilen sürücünün alkolü, poliçeden kaynaklı hakların zayii edilmesine sebebiyet verdiğini, hükme dayanak alınan raporun kendi içerisinde çelişkili, hukuki dayanaktan yoksun olarak tanzim edildiğini, dava konusu kazanın, münhasıran davacının alkollü olmasına bağlı olduğunun kesin olarak söylenemeyeceğini belirten bilirkişi raporundaki bu değerlendirmelerin birbirleri ile çelişkili olduğunu, kazanın münhasıran alkol etkisi altında gerçekleştiği değerlendirilirken,
bir yandan da hasarın teminat kapsamında olduğunun belirtildiğini, sadece bu hususun dahi raporun çelişkilerle dolu olduğunu, hükme dayanak alınmasının mümkün olmadığını gözler önüne serdiğini, kazanın oluşuna, sürücünün alkollü olması dışında etki edebilecek herhangi bir unsur bulunmadığını, sürücünün %100 kusurlu olduğunu belirttiğini, ancak kazaya neyin sebebiyet verdiği konusunda değerlendirme yapılmadığını, yüzde yüz kusurlu ve alkollü olan sigortalı sürücünün boş yolda, trafiğe engel olabilecek hiç bir durum yokken hangi sebeple kaza yaptığınının bilirkişi tarafından açıklanması gerektiğini, araç sürücüsünün alkollü tespit edilmişken,
dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu kaza yaptığı ibaresinin gerekçesinin belirtilmediğini, bilirkişinin sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz olduğunu kabul ettiğini, bu durumun sürücünün alkollü olması neticesinde meydana geldiğini göz ardı ettiğini, sürücünün alkollü olması neticesinde dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlar sergilediğini, nedensellik bağının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde alkol dışında herhangi bir etken bulunmadığını, sürücünün münhasıran alkolün etkisi altında olduğunu,
yürütülen ceza dosyasının titizlikle incelenmesi ve Yerköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1781 sr. sayılı dosyasındaki alkol raporu ve sair tutanakların dosyaya kazandırılması gerekmekte iken, tüm itirazlara rağmen dosyaya kazandırılmadan karar verildiğini, sigortalının poliçeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu hususta bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmadığını, ekspertiz raporunun kopyalanıp aynen yapıştırılması suretiyle bilirkişi raporu tanziminin yargılamaya olan inancı zedeleyecek nitelikte bulunduğunu, davacının aracında olduğunu iddia ettiği hasarı ispat etmesi gerektiğini,
onarım bedeli ve yahut faturanın da sunulmadığını, davacının aracının onarılıp onarılmadığı dahi bilinmediğini, bu haliyle dosyada karar verildiğini, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkili şirket temin ettiği ekspertiz raporu ile bağlı olmadığı gibi ekspertiz raporuna itiraz etme zorunluluğu da bulunmadığını, bilirkişilerin bu iddiasının kabulünün ekspertiz raporunun bir nevi delil anlaşması niteliğine bürünmesine neden olacağını, bilirkişi raporunun hasar kısmının kabul edilemez nitelikte olduğunu, hiç bir somut gerçeğe dayanılmadan, farazi olarak rapor verildiğini,
bilirkişi raporu ile talep edilen hasarın fahiş olup, sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek nitelikte olduğunu, bilirkişi raporunda iddia edildiği gibi ekspertiz raporu kesin delil niteliğinde olsa idi, 4 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor tanzimi talep edilmesinin usul ekonomisine aykırı bir hareket olacağını, aracın riziko tarihindeki gerçek değerinin konusunda uzman teknik bir bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, internet üzerindeki araç fiyatlarının karşılaştırılmasının beklenildiğini, tüm itirazlara rağmen itirazlar karşılanmadan yargılamaya son verildiğini, ispat külfetinin yer değiştirdiğini,
bu hususta bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinden gerekçesiz olarak bilirkişi ücretinin yarısının alındığını, ancak talepleri gibi yeni bir heyetten teknik rapor alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava Ankara 6. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin 2018/78 Esas 2019/278 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin 2019/1910 Esas 2021/289 Karar sayılı kararıyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, anılan karar üzerine dosya Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.
Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında nörolog, sigortacı, trafik kusur uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 19/11/2018 tarihli kök, anılan heyete makine mühendisi ilave edilmek suretiyle alınan 09/05/2019 havale tarihli ek rapor, makine mühendisi, hukukçu ve nörolog bilirkişi heyetinden alınan 16/12/2021 tarihli ikinci rapor, kasko ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, sigortalı araç hasar fotoğrafları, kaza tespit tutanağı, Yerköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1781 sr. Sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, davacını adli muayene raporu, davacı tarafından davalıya yapılan başvuru üzerine verilen 09/02/2018 tarihli cevap, araştırma raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
Davacının 02/11/2017 tarihli adli muayene raporunda, muayene saati 06:57:30 olup, alkol değeri 16,4 yazılmış ve hastanın alkolsüz olduğu belirtilmiş, 06:58:04 saatli alkol raporunda ise alkol (etanol) 16,4 mg olarak tespit edilmiştir.
Kaza tespit tutanağında, kaza saati 06:15 yazılı olup, tek taraflı kazada davacı araç sürücüsünün şerit izleme değiştirme kurallarına riayet etme kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Davalı tarafından alınan 08/02/2018 tarihli araştırma raporunda, sürücünün alkollü olduğu, kaza ihbar saatinin 05:40, sürücünün olay anındaki alkol oranının 0,51 promil, olup, ticari araçta sürücünün alkol sınırının 0,30 promil olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından davalıya yapılan başvuru üzerine davalı tarafından verilen cevapta, kazanın yasal sınırlar üzerinde alkollü olarak yapıldığı anlaşıldığından tazminat talebinin karşılanmayacağı bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi heyeti kök raporunda, davacı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, 02/11/2017 tarihinde 06:58:04'te sürücünün alkol (etonol) oranının 16,4 mg olarak ölçüldüğü, kaza saati olan 06:15'e getirildiğinde 27,6 mg alkollü olabileceği, alkolün kazanın oluşmasında münhasıran etkili olmadığı,
davalının davacıya kasko sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödemesi gerektiği, tüm sürücüler için belirlenen yasal alkol sınırının aşılmış olması halinde bile kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmiş olmasının benimsenmesi sebebiyle kaza anında araç sürücüsünde tespit edilen alkol miktarının sürüş kabiliyetlerini etkileyecek seviyede olmadığı birlikte değerlendirildiğine araçta meydana gelen hasarın teminat kapsamında olacağı, ekspertiz raporuna göre hasarın kdv hariç 34.755,99 TL olduğu, ikinci el rayiç değerinin 29.500,00 TL olduğu,
sovtajın eksper bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ek raporda, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, kaza saati 06:15'deki alkol oranı 0,276 promil olacağı, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği, aracın piyasa rayiç değerinin 29.500,00 TL, sovtaj bedeli olan 5.500,00 TL düşüldüğünde davacının 24.000,00 TL tazminat talep edebileceği, hususi araç dışındaki diğer araç sürücüleri için yasal sınırın 0,20 promil olduğu tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi heyeti raporunda, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, kaza tespit tutanağında kaza saati 06:15 olup, davacı sürücünün raporunda 0,164 promil alkollü bulunduğu, kandan saatte 0,15 promil doğrusal hızla alkolün temizlediği, kaza tespit tutanağı saati ile adli muayene rapor saati arasında 1 saat 44 dakika bulunduğu,
kaza anında sürücünün 0,426 promil alkollü olacağı, davalının iddia ettiği gibi kaza 05:40'da meydana gelmişse kazayla muayene raporu arasında geçen sürenin 2 saat 19 dakika olacağı, kaza anındaki alkol oranının 0,5115 promil olacağı, bu iki kan düzeyinin de kesin ve tek başına kazaya yol açacak miktarlar olarak değerlendirebilmenin mümkün olmadığı, dava konusu kazanın münhasıran davacının alkollü olmasına bağlı olduğunun kesin olarak söylenemeyeceği, ekspertiz raporunda hasar alan parça ve işçilik bedellerini piyasa rayiçlerinin uygun olduğu, fahiş düzeyde bulunmadığı,
ekspertiz raporunda hasarın 34.755,99 TL, araç rayicinin 29.500,00 TL olarak tespit edildiği, aracın pert total olduğu, sovtajın 5.500,00 TL olacağı, davacının davalıdan 24.000,00 TL tazminat talep edebileceği, hasarın poliçe teminatı kapsamında bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Mahkemece 02/02/2022 tarihli celsede raporun sonuç kısmında çelişki olduğu gözetilerek ve davalı itirazlarının da karşılanması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş ise de, 13/04/2022 tarihli celsede bilirkişi raporundaki maddi hatanın mahkemece değerlendirilebilecek nitelikte olduğu gözetilerek dosyanın ek rapora gönderilmesine ilişkin ara karardan sarfınazar edilmesine karar verilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, zarardan davalının sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ikinci bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından karşılanmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacı aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, poliçe teminatı kapsamında ise hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı ileri sürülmüştür. Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının hasarın teminat kapsamı dışında bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir.
2918 Sayılı KTK'nun 48. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0,50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0,20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasaklandığı düzenlenmiştir.
Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesi ile Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla alkol almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu düzenlenmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra,
yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
Ayrıca, 24/05/2013 tarihli 6847 Sayılı Kanunun 19. maddesiyle değişik 2918 Sayılı KTK.'nun 48/6. maddesinde.
"Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır." düzenlemesi ve TCK'nun 179/3. maddesinde ise "Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır." düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde yer alan.
"Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır.
Kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır.
Davalı tarafından alınan araştırma raporunda, olay anında sigortalı araç sürücüsünün 0,51 promil alkollü olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Kaza tespit tutanağında davacı araç sürücüsünün şerit izleme değiştirme kurallarına riayet etme kuralını ihlal ettiği belirtilmiş, sürücünün alkollü olup olmadığına ilişkin bir husus ise belirtilmemiştir.
Sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra alınan adli muayene raporunda 06:58:04'te kandaki alkol (etanol) oranının 16,4 mg olduğu tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi heyeti raporunda, kaza saatinin kaza tespit tutanağında yer alan 06:15 olduğunun kabulü halinde kaza anında sürücünün 0,426 promil alkollü olduğu, davalının iddia ettiği gibi kaza saatinin 05:40 olduğunun kabulü halinde ise sürücünün kaza anında 0,5115 promil alkollü olduğu belirlenmiştir. Davacı aracı ticari araç olup, sürücünün yasal alkol sınırı 0,20 promildir.
Davacı kaza sırasında yasal sınırın üzerinde alkollü ise de, alkol oranı 1 promilin altında bulunduğundan hasarın teminat dışı kalabilmesi ancak sigortalı araç sürücüsünün alkol oranının kazanın meydana gelmesinde münhasır etkisinin bulunması halinde mümkündür.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanının da içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23/10/2002 gün ve 2002/11-768 Esas 2002/840 Karar, 07/04/2004 gün ve 2004/11-257 Esas 2004/212 Karar, 02/03/2005 gün ve 2005/11-81 Esas 2005/18 Karar sayılı ilamları).
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği tespit edilmiş, alınan ikinci bilirkişi heyeti raporunda da dava konusu kazanın münhasıran davacının alkollü olmasına bağlı olduğunun kesin olarak söylenemeyeceği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Dosyada yer alan bilirkişi raporları karşısında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği tespit edildiğinden davacının aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu, davalının davacı hasarının poliçe teminatı kapsamı altında bulunmadığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığının kabulü gerekecektir.
Bu durumda mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporları ile kazanın sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması sonucu münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğinin tespit edildiği, ikinci bilirkişi raporundaki kazanın münhasıran davacının alkollü olmasına bağlı olduğunun kesin olarak söylenemeyeceği ibaresinin birinci heyet raporunda yer alan kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği yönündeki görüşü destekler nitelikte bulunduğu, raporların bu yönüyle ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacı sigortalının aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olduğu gözetilerek hüküm kurulması isabetlidir.
Öte yandan, hükme esas alınan ikinci bilirkişi heyeti raporuyla sigortalı araçta meydana gelen hasarın 34.755,99 TL, araç rayiç değerinin 29.500,00 TL olduğu, aracın pert total olarak işlem görmesi gerektiği, araç sovtaj değerinin 5.500,00 TL olduğu, davacının davalıdan talep edebileceği hasar miktarının 24.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapor hasar miktarının tespiti yönünden de ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup, davalı vekilinin hasar miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere ikinci bilirkişi heyeti raporu Dairemizce de denetime elverişli bulunduğundan ilk derece mahkemesince ek rapor alınmasına karar verildikten sonra bu ara karardan vazgeçilerek karar verilmesi davalı yanın savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1399, K. 2024/1579, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama