KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1402 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1721
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/03/2021
- Esas-karar no
- 2014/1157 E 2021/221 K
- Davacılar
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 08/01/2025
Karar Metni
1.651 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında gayrimenkul satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme gereğince arsa sahibi olan yüklenicinin ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan inşaattan müvekkillerine ev sattığını ve iskan ruhsatı alınmış şekilde teslimin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin gayrimenkul satış sözleşmesine uygun hareket ederek satış bedelinin tamamını ödediğini ancak yüklenici firmanın sözleşme hükümlerini tam olarak yerine getirmediğini, inşaatın tam ve kusursuz olarak teslim etmediğini, iskan ruhsatının da alınmayarak müvekkillerinin mağdur edildiğini, inşaatın tanıtım ve reklamlarında yeşil alanı,
sosyal tesis ve yaşam alanları ile ilgili taahhütte bulunulmuşsa da inşaatın fiilen teslim edildiğinden bu yana 3-4 yıl geçmesine rağmen sosyal tesislerin hiçbirinin yapılmadığını ayrıca etap ve blok şeklinde olacağı söylenen yerde sadece bir blok bulunup diğer blokların inşaat halinde olduğunu, bu durumun da daire değerini olumsuz etkilediğini, müvekkilerinin dairelere verdiği değeri karşılamadığını, davalı tarafın sözleşmenin 7. maddesi hükmüne sığınarak kaçmaya çalıştığını ancak bu maddenin davalı tarafından karşılıklı müzakere yapılmaksızın konulduğunu ve tüm sözleşmelerde bulunduğu için haksız şart sayıldığını,
kalan blokların ve tesislerin bitirilmesine hiç bir engel olmayıp, sitenin karşısına açılması düşünülen hastaneden kar elde etmek amacıyla tamamlamadığını, site sakinlerinin zorunlu eksikliklerin çoğunu kendi paralarıyla giderdiklerini, tespit dosyasında F bloğun tamamlandığının, diğer bloklarda inşaatın devam ettiğinin, bodrum katlar arasında geçiş olup önlem alınmadığının, sosyal tesis, spor alanları vs. tesislerin yapılmadığının, bodrum katlarda bulunan sığınakların depo olarak düzenlendiğinin, kapıcı dairesinin penceresiz olduğunun, otopark tavan ve duvarlarından su sızıntısı olduğunun belirlendiğini,
ortak alandaki genel eksikliklerin ısınma sisteminin evin içinde otomasyonla kontrol edilirken değiştirilip daha zor bir sistem yapıldığını, çöp tünelinin hatalı olması ve izole edilmemesi nedeniyle katlarda koku ve ses sorunu yarattığını, açık otoparktaki izolasyonun düzgün yapılmamasından kaynaklı kapalı otoparkta su kaçaklarının olduğunu, bitmeyen inşaat ve konut arasındaki geçiş olması nedeniyle güvenliğin sağlanamaması,
diyafon sisteminin görüntülü olmasına rağmen çalışmadığı ve devamlı arıza çıkardığını, kanalizasyonların düzgün yapılmaması sebebiyle sık sık tıkandığını, B3 kapalı otoparkının düzgün yapılmadığı için kullanılmadığını, sosyal tesislerin hiçbirinin olmadığını belirterek bağımsız bölüm ve ortak alanlardaki eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi için her bir müvekkili yönünden 1.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 2.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalı satıcıdan tahsiline, müvekkillerine ait bağımsız bölümlerin sözleşmeye uygun biçimde alt yapı,
çevre düzenlemesi ve sosyal tesisleri tamamlanmış haldeki değeri ile şimdiki değeri arasındaki farka mahsuben her bir müvekkili yönünden 10.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 20.000,00 TL alacağın dava tarihi itibariyle hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan satış sözleşmesine istinaden mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan ... parseldeki F blok 57 nolu bağımsız bölümün davacı tarafa satış ve devrinin gerçekleştiğini, satış protokolünde sosyal tesis ve diğer konutların hangi tarihte bitirileceğine dair bir madde hükmü bulunmadığını, anılan protokol gereğince müvekkilinin bahsi geçen konutu süresinde davacıya teslim ettiğini ve davacının herhangi bir ihtirazı kayıt olmaksızın teslim aldığını, bu sebeple davacının teslim almasından 3 yıllık bir süre geçmesine rağmen konutun süresinde teslim edilmediği, eksik teslim edildiği,
taahhüt edilen sosyal tesis vs.nin henüz bitirilmediği iddialarına dayanarak maddi ve manevi tazminat davası açmasının hukuki olmadığını, bu durumun Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/48 D.İş sayılı dosyası tespiti ile sabit olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, açık ve ayrıntılı bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile eksik ve ayıplı imalat nedeniyle davacı ... şirketine ait F Blok 73 nolu daire için 45,45 TL, davacı ... şirketine ait F Blok 77 nolu daire için 45,45 TL 'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kök ve ek raporun hatalı olduğunu, itirazların dikkate alınmadığını, aynı yere ilişkin başkaca kişiler tarafından açılan davalardaki emsal raporların dikkate alınmadığını, müvekkillerine ait bağımsız bölümlerin sözleşmeye uygun şekilde alt yapı, çevre düzenlemesi ve sosyal tesisleri tamamlanmış haldeki değeri ile şimdiki değeri arasındaki farkın raporda değerlendirilmediğini, diyafon sistemindeki ayıpla ilgili olarak raporda ayıp ihbarının yapılmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, tanık dahil her türlü delille ayıp ihbarının ispatlanabileceğini,
dinlenen tanıkların lehe beyanda bulunduklarını, yeni bilirkişiden rapor alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacıların istinaf itirazlarının incelenmesinden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve hüküm ile gerekçeli karar çelişkisi bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
HGK'nun 24/02/2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur."
Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Yine HMK 297/2.maddesinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir." hükmü getirilmiş olup, mahkeme hüküm fıkrasında "taleplerden her biri hakkında" açık bir şekilde karar vermekle yükümlüdür.
Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkeme kısa kararında;
"1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
... Konfeksiyon Ltd.Şti'ne ait F Blok 73 numaralı daire için 45,45-TL eksik ve ayıplı imalat nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
...e ait F Blok 77 numaralı daire için 45,45-TL eksik ve ayıplı imalat nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verildiği,
Mahkeme gerekçeli kararında ise;
"Dava dilekçesinde davacı daire numarasını 73 olarak bildirmiş, daha sonraki beyan dilekçesi ile 74 nolu daire olduğunu, 73 numaranın sehven bildirildiğini beyan etmiş, bilirkişi raporu ile de daire numarasının 74 olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar kısa kararda daire no 73 yazılmış ise de bilirkişi raporu ve davacının beyan dilekçesindeki açıklaması dikkate alınarak daire no 74 olarak düzeltilmiştir." gerekçesiyle;
"1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
... Konfeksiyon Ltd.Şti'ne ait F Blok 74 numaralı daire için 45,45-TL eksik ve ayıplı imalat nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
...e ait F Blok 77 numaralı daire için 45,45-TL eksik ve ayıplı imalat nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiği, bu şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmüştür.
Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2, maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de, somut olayda maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Bu durumda Dairemizce, bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK'nin 355.maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve usulüne uygun nitelikte karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Kaldırma nedenine göre davacılar vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1402, K. 2024/1721, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama