KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/161 E., 2024/257 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Dosya no
- 2022/161
- Karar no
- 2024/257
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/09/2021
- Numarası
- 2019/174 Esas 2021/498 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Dava tarihi
- 11/01/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 14/03/2024
Karar Metni
1.043 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ve davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, aracın süresinde yapılmaması nedeniyle müvekkilinin araç kiralamak zorunda kaldığını, aracında değer kaybı meydana geldiğini, davalının kusuru sebebiyle yaptırılan tespit dosyasında yargılama gideri, harç ve diğer masraflar yapıldığını, aracın çekilmesi nedeniyle çekici bedeli ödendiğini belirterek toplam 27.785,05 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; araç ruhsatı üzerinde daini mürtehin şerhi bulunduğunu, davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, ekspertiz raporuna istinaden davacıya ödeme yapılmak istenmişse de davacının kötüniyetli olarak ödemeyi kabul etmediğini, davacının gerçek zararı ispatlamakla yükümlü olduğunu, yokluklarında ve tek taraflı olarak yapılan tespitini bağlayıcı etkisi bulunmadığını, delil tespiti davasına ilişkin yargılama giderlerinin müvekkilinin sorumluluğu kapsamında olmadığını, değer kaybının, çekici masrafının ve araç mahrumiyet zararının kasko poliçesi teminatı kapsamı dışında olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesi talebinin de haksız bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı vekilinin 13/09/2017 tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kasko sigortacısı olan davalıya başvurularına rağmen ödeme yapılmadığını, Ankara 10. Sulh Hukuk mahkemesi 2017/ 213 D. İş dosyası ile hasar ve onarım durumu ile değer kaybının tespit edildiğini ileri sürerek araç tamir bedeli, ikame araç bedeli,değer kaybı, çekici ücreti ve tespit giderlerinin tahsilini istemiştir. Davalı vekili ...
Finansın araç üzerinde Dain-i Mürtehin şerhi olduğunu, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacıya ekpertiz raporu doğrultusunda ödeme yapmak istediklerini davacının bunu kabul etmediğini, kusur ve gerçek zararın tespit edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istediği, daini mürtehin şerhi nedeniyle ...
Finansa defalarca müzekkere yazılmış ancak böyle bir kayıt olmadığının bildirildiği, davacı tarafça da kredinin ödendiğinin bildirilmesi üzerine araç kayıtlarının celp edildiği, şerhin bulunmadığının görüldüğü, hasar dosya ve poliçesi, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/213 D. İş dosyası, onarım ve ödeme belgelerinin celp edildiği, bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ... ...
A.Ş. için dava tarihinde dava açılmasına izin verilmesi söz konusu ise de muvafakatın sonradan da verilebileceği, ancak dava sırasında bildirimlere rağmen araçla ilgili herhangi bir kaydın olmadığının bildirildiği, celp edilen belgelerde de daini mürtehin şerhinin bulunmadığı, sadece poliçede olduğu,
bu şerhin alacakla ilgili talep önceliğine ilişkin olup yargılama sırasında bulunmadığı tespit edidldiğinden dava açılması ile ilgili onay alınmasında hukuki yararın kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.280,23 TL hasar bedeli, 3.000,00 TL değer kaybı, 1.327,50 TL kazanç kaybı, 177,00 TL çekici toplamı 20.784,73 TL'nin 18.09.2017 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesiz olup bu yönüyle adil yargılanma hakkının ihlali nitelinde bulunduğunu, itiraz edilen eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ürünü bilirkişi raporunun da dahil olmak üzere hiçbir gerekçeye yer verilmeksizin, itirazlar gereği gibi değerlendirilmeden ve açıklanmadan hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından dosyaya kazandırılan bilirkişi raporuna dahi yer verilmeksizin yalnızca tarafların dilekçelerinde yer verdiği beyanlarına atıf yapılmasının o hükmün gerekçeli olduğu anlamına gelmediğini, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmadığını,
davacının kötüniyetli olarak ödemeyi kabul etmediğinden alacaklınını temerrüte düştüğünü, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasar bedelinin fahiş derecede hatalı bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin dolaylı zararlardan sorumluluğunun söz konusu olmadığını, araç mahrumiyet zararı, değer kaybı, çekici masrafının poliçe kapsamı dışında olduğunu, davacının delil tespit davasına ilişkin yargılama giderlerinin müvekkilinden talep edemeyeceğini, müvekkilinin gerçek zararı karşılamakla mükellef olduğunu,
faiz başlangıç tarihinin hatalı bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” HMK'nun 297. maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür.
Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesindeki yargılamayı tekrarlamak ve esas hakkında karar vermek yetkisine sahiptir. Ancak ilk derece mahkemesi yargılaması usul hukukuna uygun yürütülüp karar da gerekçesi yazıldığında iki dereceli yargılama sistemi uygulanmış olacaktır. Diğer bir anlatımla ilk derece mahkemesi yargılamasının tekrarlanması gereken ağır bir usul hatası varsa HMK'nun 353. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi gerekir.
Yukarıda anılan Anayasa ve yasa hükümleri ile yapılan açıklamalar karşısında istinafa konu mahkeme kararı incelendiğinde; yapılan yargılama sonunda dava ve cevap dilekçesi özetleri yazıldıktan sonra poliçede yer alan daini mürtehin şerhi değerlendirilmekle yetinilmiş, davanın kısmen kabulüne ilişkin herhangi bir gerekçe ise yazılmamıştır.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı gerekçesiz olduğundan esastan incelenmeksizin kaldırılarak takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/161, K. 2024/257, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama