İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1841 K.2024/1242

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

Esas2022/1841Karar2024/1242Tarih21 Kasım 2024Okuma20 dk · 3.918 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1841
Karar No
2024/1242
Karar tarihi
21 Kasım 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.918 kelime·20 dk okuma·17 bölüm

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/03/2022

NUMARASI :...

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 31/12/2018

KARAR TARİHİ : 21/11/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2024

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının toplam 142.025,59 TL yönünden ve yıllık %46,80 temerrüt faiz oranı yönünden iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; davacının imzalanan genel kredi sözleşmesinin nitelik ve koşullarına uymadığını, tek taraflı olarak bunları değiştirdiğini, faiz talebinin fahiş olduğunu, asıl alacak miktarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin temerrüte düşmediğini, temerrüt oluşmadan icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, alınan son ek raporda takip tarihi itibari ile davacının davalılardan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, raporun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, alacak kredi sözleşmesinden kaynaklandığından likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takip dosyasında 123.769,25 TL asıl alacak, 1.812,81 TL işlemiş faiz, 90,64 TL BSMV, 290,30 TL masrafı olmak üzere toplam 125.962,90 TL alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40,56 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 25.192,58 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hesap kat ve borcu ödeme ihtarnamesi ekinde mevcut olan hesap özetine itiraz edilmediğinden borca bu yönde itiraz edilememekte ve bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılamadığını, hesap özetine 30 gün içerisinde bir itiraz olmadığından borcun kesinleştiğini, yeniden hesaplamaya konu yapılamayacağını, hesap özetindeki hesaplama ile asıl alacağın net bir şekilde ortada olduğunu, buna aykırı yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, hesaplama yapılır iken de temerrüt faizinin işleyeceği ana paranın ödenmeyen ana para, temerrüt tarihine kadarki akdi faiz, BSMV üzerinden tespiti gerektiğini,

banka borçlarında gecikme nedeniyle hesap kat tarihine kadar geçen sürede işleyen akdi faiz ve vergilerinin anaparaya ilave edildiğini, hesap kat tarihi itibari ile oluşan bakiye ana para olarak kabul edildiğini, hesap katı ile birlikte temerrüt oluştuğunu, bu nedenle temerrüt tarihinin hesap kat tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, temerrüt tarihinin farklı dikkate alınması nedeniyle hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi ile faizin gider vergisinin eksik ve yanlış hesaplandığını, genel kredi sözleşmesinin 11/b maddesi temerrüt faiz oranını düzenlediğini,

hesap kat tarihinde müşterinin kullanmış olduğu tüm krediler için bankaca uygulanan kredi faiz oranlarından en yüksek olan kredi faiz oranına bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceğini, işbu davada temerrüt faiz oranı olarak taleplerinin %46,80 olduğunu, hüküm ile karara bağlanan asıl alacak ve diğer alacak kalemlerinin taleplerinin düşük olduğundan icra inkar tazminatının da eksik hesaplandığını, eksik hesaplanan icra inkar tazminatı yönünden de hükmün kaldırılması gerektiğini, eksik hesaplanan alacak nedeniyle hüküm fıkrasında karara bağlanan dava masrafları ve vekalet ücretinin de eksik olduğunu,

hatalı hesaplanan mahkeme masrafları ve vekalet ücreti yönünden de hükmün kaldırılması ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkillerin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülüp düşürülmediğini, davaya konu borcun muaccel olup olmadığını usul ve yasalara uygun olarak değerlendirilmediğini, davaya konu bir borç varsa bile bu borca ilişkin icra takibi yapabilmek için usul ve yasalara uygun olarak borcun muaccel hale geldiğini, kredinin kat edildiğini ve müvekkillerin temerrüde düşürülmüş olması gerektiğini, bu unsurlar gerçekleşmemiş olmasına rağmen mahkemenin eksik ve hatalı değerlendirmeleri sonucunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verildiğini,

davacı ile davalı müvekkili arasındaki kredi sözleşmesi hazine kaynaklı kgf teminatlı bir sözleşme olduğunu, diğer kredilerden farklı şartlar içeren bu kgf teminatlı kredi sözleşmelerinde, hazine kaynaklı kgf teminatlı kredi kullanan firmaların, kullandıkları kredilerin ödenmesinde zorluk çekmeye başlayacakları zaman, bankalar tarafından yeniden yapılandırma yapmaları gerektiğini, davacı bankanın müvekkillerine yapılandırma teklifinde bulunmadığı gibi, müvekkillerinin yapılandırma talebini de cevapsız bıraktığını,

müvekkillerinin davacı tarafından kanuna uygun bir yapılandırma teklifi yapılmadan temerrüte düşürülmesi mümkün olmadığından davaya konu takip haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının bu hükme uymadığını, müvekkillere bir yapılandırma teklifi sunmadığı dolayısıyla da müvekkillerinin temerrüte düşmediğini, davaya konu bir borç var ise bu borcun muaccel hale gelmediğini, davacının henüz şartları ve yasal koşulları oluşmadan, hem yasadan kaynaklanan hem de davalıların yazılı olarak talep ettikleri yapılandırma talebini görmezlikten geldiğini, kötü niyetli olarak kalan borcu yapılandırmayıp,

ödemeyi fiilen imkansız hale getirmek için ayrıca %91 gibi fahiş bir faiz oranı ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine geçtiğini, davaya konu olayda usul ve yasalara uygun bir yapılandırma teklifinde bulunulmadığı için borç varsa bile bu borcun muaccel olmadığı müvekkillerin temerrüte düşmediğini, kefil olan müvekkili .... davacı tarafından gönderilmiş hiçbir gönderi bilgisi dahi dosyada bulunmadığını, müvekkillere usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bir yapılandırma teklifi olduğunu gösterir hiçbir bilgi ve belgenin yer almadığını,

davacının usulüne uygun bir yapılandırma teklifi yaptığını ve bu teklifi muhataplarına tebliğ ettiğini ispat edemediğini, gerçek dışı borç miktarlarının, faiz oranlarının yer aldığı bir yapılandırma teklifinin geçerli sayılmasının hukuken mümkün olmadığını, davaya konu icra takibinin başlangıç tarihi 20.11.2018 iken varlığı iddia edilen bu belgenin düzenlenme tarihinin 17.12.2018 tarihi olduğunu, bu belge var olsa dahi icra takibi yapıldıktan, yapılan icra takibine itiraz edildikten çok sonra hazırlanmış bir belge olacağını,

25/08/2021 düzenleme tarihli bilirkişi raporunda yer alan yapılandırma teklifine yönelik tespite ilişkin olarak iddia edilen belgenin varlığının ispat edilebilemediğini, varlığı ispat edilemeyen bu belgenin gönderi içinde var olduğu kabul edilse dahi bu belgenin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkili ...'a ise gönderinin hiç gönderilmediğinin açık olduğunu, belgenin varlığı kabul edilse dahi içerik olarak haksız ve hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, gerçek dışı borç, faiz ve sair bilgilere yer verildiğini, belgenin geçerli bir teklif olarak kabul edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını,

tüm bu hususların mahkeme kararında muacceliyet ve temerrüt açısından dikkate alınmadığını, hukuka uygun bir yapılandırma teklifi yapılmadan takip yapılamayacağını, müvekkillerin temerrüte düşmeyeceğini, alacağın muaccel olmayacağını, davacının davalılar ile arasında imzalanan kredi sözleşmesinin nitelik ve koşullarına uymadığını, haksız ve hukuka aykırı işlemlerle tek taraflı olarak bunları değiştirdiğini, müvekkilinin hesabından haksız kesintiler yapıldığını, müvekkilinin kullandığı kredinin hazine destekli kgf teminatlı spot kredi olduğunun açıkça kabul edildiğini, bu kredinin temel özelliğinin,

kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren ileriye dönük 1 yıllık sürede hiçbir şekilde krediyi kullanandan ödeme alınmadığını, davacının bu duruma uymadığını, kredide müvekkillerinin onayı ve bilgisi olmaksızın tek taraflı değişikliklere gidildiğini, müvekkillerine kullandırılan kgf kredisinin, davalıların bilgisi ve onayı olmadan davacının tek taraflı işlemi ile haksız ve hukuka aykırı olarak,

müvekkillerinin aleyhine olacak şekilde başka bir kredi türüne çevrildiğini, tek taraflı ve hukuksuz olarak kredi türünde değişiklik yapıldığını, kullanılan kredinin türü spot kredi olmasına rağmen davacı tarafından kredinin türü borçlu cari hesap şeklinde hareketli çalışan rotatif krediymiş gibi hukuk dışı müvekkillerine aleyhine işlem gerçekleştirdiğini, bilirkişi raporlarında yapılan borç hesabının faiz hesabı ve sair hesaplamalar eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporundaki bu tespitler hatalı ve kendi içerisinde dahi çelişkili bulunduğunu, faiz ve BSMV'ler kredinin vadesi dolmadan tahakkuk ettirildiğini,

dolayısıyla bu faiz ve BSMV'lerin tahakkuk ettirilmesinin yasal olmadığını, müvekkilinden yapılan 40.113,76 TL'lik ödemeden öncelikle haksız ve hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirilen faiz ve BSMV tutarlarının düşülmesinin hatalı olduğunu, bu ödemenin doğrudan anaparadan düşülmesi gerektiğini, yapılan bu hatanın tüm hesaplamaları hatalı hale getirdiğini, muaccel olmuş bir borç varsa dahi bu borcun kanuna uygun şekilde hesaplanması,

raporda yer alan çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davacının delillerini süresi içerisinde dosyaya sunmadığını, süresinde sunulmayan bilgi, belge ve evraklara dayanılarak hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, itirazları değerlendirilmeden süresinde sunulmayan belgeler esas alınarak hazırlanmış bilirkişi raporu hükme dayanak yapılarak kurulmuş mahkeme ilamının kaldırılması gerektiğini, sözleşmenin tüm sayfalarının müvekkilleri tarafından imzalanmadığını,

dosya içeriğinde yer alan bilirkişi raporlarında bu hususta da takdirin mahkemede olduğu belirtildiğini ancak gerekçeli karar incelendiğinde mahkemece bu hususta da hiçbir değerlendirme yapılmadığının görüldüğünü, davacının yargılama esnasında sözleşmenin tüm sayfa ve eklerini dosya içeriğine sunmadığını, müvekkilinin sözleşmenin imzalanması esnasında sözleşmenin bazı sayfa ve kısımlarını ihtirazi kayıt koyarak imzaladığını hatırladığını, davacı tarafından sözleşmenin kasten eksik olarak sunularak mahkemenin yanıltıldığını, sunulan sözleşmedeki imzasız sayfaların değerlendirmeye alınıp alınmayacağı, alınmaması durumunda sonucun ne olacağı,

sözleşmenin dosyadaki haliyle tam olup olmadığı hususlarında hiçbir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğunu, mahkeme kararında müvekkilleri aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkillerinin icra takibine yapmış oldukları itirazda haklı çıktığını, müvekkillerin sözleşemeye bakmak suretiyle borçlarını belirleyebilmesinin de mümkün olmadığını, gerekçeli kararda kötü niyet tazminatı taleplerine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, haksız ve hukuka aykırı olduğu sabit olan kesintileri mükerrer olarak ve/veya gereği gibi borçtan, ferilerden düşmeyerek,

fahiş faiz talebinde bulunarak müvekkilleri aleyhine davacının takip başlattığını, davacının ticari kişiliği itibariyle yapmış olduğu kesintilerin haksız olduğunu, takipte talep ettiği %91'lik faiz oranının fahiş nitelikte olduğunu ve sözleşmeye uymadığını bilmemesinin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 02/05/2020 tarihli ön, 25/08/2021 tarihli kök, 25/02/2022 tarihli ek rapor, Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2018/13408 sayılı takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi suretleri, hesap kat ihtarı, yapılandırma teklifi, davalı şirket tarafından davacı bankaya yapılan başvuru, davalı şirkete ilişkin TTSG suretleri, kredi kullandırım protokolü, rehin sözleşmesi, tazmin talebi, davacı ile KGF arasında düzenlenen protokol sureti, KGF müzekkere cevabı, asıl borçlu davalı şirketin hesap ekstreleri dosya içerisinde yer almaktadır.

Dava konusu Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2018/13408 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı borçlular aleyhine genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan toplam 145.755,77 TL nakit alacağın, temerrüt faiz oranı %91 olmak üzere tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete bila tebliğ edildiği, diğer davalıya 04/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçluların 7 günlük itiraz süresi içerisinde 07/12/2018 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edildiği 18/12/2018 tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.

Anılan icra takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin davacı banka ile davalı şirket arasında akdedildiği, 27/07/2017 tarihli 200.000,00 TL limitli, 11/08/2014 tarihli 300.000,00 TL limitli sözleşmelerde davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalı ...'ın sözleşmede yer alan kefalet imzasını ve yazısını inkar etmediği, kefilin asıl borçlu davalı şirketin sözleşme tarihlerinde ortağı olduğu, kefaletin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafından kredi hesabı kat edilerek davalılara 01/11/2018 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilmiştir. Anılan ihtarnamede 137.785,66 TL nakit alacağın ödenmesi için borçlulara 24 saat atıfet süresi verilmiştir. İhtarname davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, 27/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin 11/b maddesi uyarınca bankanın muacceliyet tarihinden geçerli en yüksek kredi faiz oranının %30 fazlasının temerrüt faiz oranı olacağı, davacının dava dilekçesinde %31,20 akdi faizin %50 fazlası olan %46,80 oranını temerrüt faiz oranı olarak talep ettiği, TCMB web sitesinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranının 02/11/2018 tarihinde %32,13, 09/11/2018 tarihinde %31,88 olduğu,

taleple bağlı kalınarak davacının bildirdiği %31,20 akdi faiz oranının esas alınması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt faiz oranında akdi faiz oranına uygulanacak artış oranının %50 değil %30 olduğu, dolayısıyla temerrüt faiz oranını %40,56 olacağı, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan 124.700,66 TL asıl alacak, 1.826,45 TL işlemiş faiz, 91,32 TL BSMV, 290,30 TL masraf olmak üzere toplam 126.908,73 TL alacaklı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.

İtiraz üzerine alınan ek raporda, davacının davalı şirkete 31.07.2017 tarihinde 135.000,00 TL'lik kısmı Kredi Garanti Fonu kefaletiyle olmak üzere yıllık %18 akdi faiz ve %1 kredi komisyonu şartlarıyla 150.000,00 TL tutarında spot kredi tahsis ettiği, kredinin vadesinin 31.07.2018 günü olduğu, spot kredide, kredinin vade ve faiz oranının işlem yapılan tarihte belirlendiği ve vade sonuna kadar değişmeyeceği, anapara, faiz ve BSMV tutarlarının tahsilatının vade sonunda gerçekleştiği, ara dönemde faiz tahakkuk ve tahsilatı yapılmadığı, 29.12.2017 tarihinde dava konusu krediye faiz tahakkuku yapıldığı,

faiz, BSMV ve komisyonu olarak 12.801,25 TL tahsil edildiği, dava konusu kredi, spot kredi olduğundan ve ara dönemde faiz tahakkuk ve tahsilatı yapılamayacağından, söz konusu tutarın anaparadan düşülerek hesaplama yapılması gerektiği, bankanın KGF'den kefalet tutarını tahsil edip etmemesinin borçlulardan yapılan bir tahsilat olmadığı sürece icra takibinde istenilen alacak tutarının hesaplanmasında bir etkisi bulunmadığı,

mevzuat uyarınca bankanın KGF'den tahsil ettiği kefalet tutarını da aynı icra dosyası kapsamında takip edeceği ve borçlulardan tahsilat yapılması halinde tazmin edilen kefalet oranında KGF'ye aktaracağı, davacı bankaca usulüne uygun yeniden yapılandırma teklifinde bulunup bulunulmamasının davalılar hakkında başlatılan icra sürecine etkili olmadığı, bankanın KGF'den tazmin talebinde bulunması açısından önem arz ettiği, nitekim Kredi Garanti Fonu tarafından mahkemeye gönderilen yazıda bankanın tazmin talebi üzerine 10.05.2019 tarihinde 103.348,00 TL'nin KGF tarafından davacı bankaya ödendiğinin belirtildiği,

davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla 123.769,15 TL asıl alacak, 1.812,81 TL işlemiş faiz, 90,64 TL BSMV, 290,30 TL masraf olmak üzere toplam 125.962,90 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Davalı şirket tarafından davacı bankaya yapılan 30/10/2018 tarihli başvuru ile yeni bir ödeme takvimi oluşturulması, kredi vadesinin uzatılması, spot kredi BCH kredisi kullandırma şekline dönüştüğü için KGF kredi onay şartlarına da aykırılık içerdiği bildirilmiştir.

Davacı tarafından davalı şirkete gönderilen 17/12/2018 tarihli yapılandırma teklifi ile 10/10/2018 tarih ve 162 sayılı karar kapsamında KGF teminatlı kredi borcunun yapılandırılabileceğine ilişkin bilgi verilmişse de geri bildirim yazılı olarak yapılmadığından yeniden bildirdiklerini, 3 iş günü içinde yazılı geri bildirim olmazsa teklifin kabul edilmediği şeklinde değerlendirilerek KGF'den tazmin talebinde bulunulacağı belirtilmiştir.

Davalı şirket ile davacı banka arasında 11/08/2014 tarihli gks ekini oluşturacak şekilde 19/07/2017 tarihli kredi kullandırım protokolü, 27/07/2017 tarihli gks ekini oluşturacak şekilde 27/07/2017 tarihli kredi kullandırım protokolü imzalanmıştır.

Davacı ile davalı şirket arasında davalının 41.120,00 TL vadeli mevduat hesabı üzerinde rehin tesisine ilişkin 11/08/2014 tarihli rehin sözleşmesi imzalanmıştır.

Dava dışı KGF'ye davacı tarafından gönderilen 28/12/2018 tarihli tazmin talebi ile davalı şirketin spot kredisinin gecikmesi 90 günü aştığından yasal takibe intikal ettirildiği, kefalet sorumluluğu olan tutarın akdi faiziyle birlikte 114.831,12 TL olarak ödenmesi talep edilmiştir.

Yargılama aşamasında KGF'ye yazılan müzekkereye verilen 29/12/2020 tarihli cevapta, KGF'nin davacı ile davalı şirket arasındaki kredinin 135.000,00 TL'lik kısmına kefil olduğu, kefalet nedeniyle bankaya 10/05/2019 tarihinde 103.348,00 TL tazmin tutarı ödendiği, bankanın KGF tarafından ödenen tazmin tutarı dahil tüm tutar üzerinden borçlu ve teminatlar aleyhine takip başlattığı, alacağın devam ettiği, takip işlemlerinin banka tarafından yürütüldüğü bildirilmiştir.

Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların kısmen haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, uygulanacak temerrüt faiz oranı, icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatına hükmedilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, hesap kat ihtarına ve ekinde yer alan hesap özetine itiraz edilmemesi İcra Hukuku anlamında borcun kesinleşmesi sonucunu doğuracak ise de, maddi hukuk anlamında hesap kat ihtarı ve ekindeki hesap özetinde yer alan borcun miktar olarak kesinleşmesi sonucunu doğurmayacaktır.

Öte yandan, davacı tarafından kredi hesabı kat edildikten sonra davalılara hesap kat ihtarnamesi gönderilerek 24 saat atıfet süresi verilmek suretiyle kat ihtarında yer alan kredi alacağının ödenmesi istenilmiştir. Anılan ihtarnamenin davalı borçlulara usulüne uygun tebliği ve verilen atıfet süresinin sona ermesiyle birlikte davalılar temerrüte düşmüştür.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, genel kredi sözleşmesinin 11/b maddesi uyarınca bankanın muacceliyet tarihinden geçerli en yüksek kredi faiz oranının %30 fazlasının temerrüt faiz oranı olacağı, davacının dava dilekçesinde %31,20 akdi faizin %50 fazlası olan %46,80 oranını temerrüt faiz oranı olarak talep ettiği, TCMB web sitesinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranının 02/11/2018 tarihinde %32,13, 09/11/2018 tarihinde %31,88 olduğu,

taleple bağlı kalınarak davacının dava dilekçesinde bildirdiği %31,20 akdi faiz oranının esas alınması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt faiz oranında akdi faiz oranına uygulanacak artış oranının %50 değil %30 olduğu, dolayısıyla temerrüt faiz oranının %40,56 olacağı tespit edilmiştir.

Yapılan bu tespit taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizine ilişkin hükmüne uygun olduğu gibi, davacının dava dilekçesinde bildirdiği akdi faiz oranına ilişkin taleple bağlılık kuralına da uygun nitelik taşımaktadır.

İstinaf aşamasında dosyaya celp edilen davalı asıl borçlu şirketin hesap dökümünden asıl borçlu şirket ile davacı arasında akdedilen rehin sözleşmesi uyarınca, takip tarihinden önce rehin konulan vadeli mevduat hesabının vadesi bozularak hesapta bulunan paranın borçtan mahsup edildiği, davalı asıl borçlu yönünden rehne konu 41.120,00 TL yönünden işbu dava konusu icra takibinin İİK'nun 45. maddesine aykırı bulunmadığı anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, mahkemece alınan bilirkişi ek raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, somut olayda uygulanması gereken temerrüt faiz oranı %40,56 olup, davalıların temerrüt tarihi hesap kat ihtarının tebliği ile verilen atıfet süresinin sona ermesi ile oluşacağı, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar %40,56 oranı üzerinden işlemiş temerrüt faiz hesabı yapılıp, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacaklı olduğu miktar tespit edilerek hesaplanan alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına, vekalet ücretine hükmedilerek yargılama masraflarının davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalılar vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, davalılar davacı tarafından gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve verilen atıfet süresinin sona ermesi ile temerrüte düşmüştür.

Hesap kat tarihi itibarıyla davacının davalılardan talep edebileceği muaccel alacağı bulunmaktadır.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere, bankanın KGF'den kefalet tutarını tahsil edip etmemesinin borçlulardan yapılan bir tahsilat olmadığı sürece icra takibinde istenilen alacak tutarının hesaplanmasında bir etkisi bulunmadığı, mevzuat uyarınca bankanın KGF'den tahsil ettiği kefalet tutarını da aynı icra dosyası kapsamında takip edeceği ve borçlulardan tahsilat yapılması halinde tazmin edilen kefalet oranında KGF'ye aktaracağı, davacı bankaca usulüne uygun yeniden yapılandırma teklifinde bulunup bulunulmamasının davalılar hakkında başlatılan icra sürecine etkili olmadığı,

bankanın KGF'den tazmin talebinde bulunması açısından önem arz ettiği, Kredi Garanti Fonu tarafından mahkemeye gönderilen yazıda bankanın tazmin talebi üzerine 10.05.2019 tarihinde 103.348,00 TL'nin KGF tarafından davacı bankaya ödendiğinin belirtildiği, davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla 123.769,15 TL asıl alacak, 1.812,81 TL işlemiş faiz, 90,64 TL BSMV, 290,30 TL masraf olmak üzere toplam 125.962,90 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Bu durumda mahkemece, davacının KGF'den kefalet tutarını tahsil edip etmemesinin davalılardan yapılan bir tahsilat olmadığı sürece icra takibinde tahsili talep edilen alacak miktarını değiştirmeyeceği, davacının KGF'den tahsil ettiği kefalet tutarını da aynı icra dosyası kapsamında takip edeceği, davalılardan tahsilat yapılması halinde tazmin edilen kefalet oranında KGF'ye aktaracağı, davacının usulüne uygun yeniden yapılandırma teklifinde bulunup bulunmamasının davalılar hakkında başlatılan icra sürecine etkili olmadığı, davacının KGF'den tazmin talebinde bulunması yönünden sonuca etkili olduğu gözetilip ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi ek raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi sureti dosya içerisinde yer almakta olup, davalıların sözleşmedeki imzalarına yönelik bir itirazları bulunmadığı gibi, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan somut uyuşmazlıkta banka kayıtları incelenmek suretiyle uyuşmazlık çözümlenebilecek olup, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen banka kayıtları incelenmek suretiyle ek rapor alınarak hüküm kurulması isabetlidir.

Davalılar vekillerinin kötüniyet tazminatına yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, davalılar vekilleri cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesi talebinin yanı sıra davacı aleyhine %20 oranından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davalılar vekilinin kötüniyet tazminat talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması isabetsizdir.

Davalılar vekilinin reddedilen kısma yönelik kötüniyet tazminat talepleri incelendiğinde, yapılan yargılamada alınan ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak yukarıda açıklandığı şekilde davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Reddedilen kısım yönünden davacı banka davalılar aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötüniyetli olduğuna ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi, davacının kötüniyetli olduğuna ilişkin bir bilgi ve belgede dosyada yer almamaktadır.

Hal böyle olunca mahkemece, reddedilen kısım yönünden davalıların kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, anılan talep yönünden olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması isabetsiz olup, Dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin koşullarının oluşmadığı gözetilerek davalıların kötüniyet tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kötüniyet tazminatı talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması yönünden isabet görülmediğinden davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması yönünden kaldırılmasına, davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

B)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kötüniyet tazminatı talebi hakkında olumlu olumsuz verilen bir karar bulunmadığından KISMEN KABULÜNE, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2022 tarih ve 2018/1020 Esas 2022/205 Karar sayılı kararının kötüniyet tazminatı talebi hakkında olumlu olumsuz verilen bir karar bulunmadığından KALDIRILMASINA, davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,

2-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalıların Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2018/13408 sayılı dosyasında 123.769,25 TL asıl alacak, 1.812,81 TL işlemiş faiz, 90,64 TL BSMV, 290,30 TL masraf olmak üzere toplam 125.962,90 TL alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin anılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınan 123.769,25 TL asıl alacağa %40,56 oranında temerrüt faizi ile %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

3-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 25.192,58 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

4-Davalıların kötüniyet tazminat taleplerinin reddine,

5-Alınması gereken 8.604,52 TL harçtan peşin alınan 1.696,67 TL harç ile icra dosyasına yatırılan 728,78 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.179,07 TL harcın davalılardan müteselsilen alınıp hazineye irat kaydına,

6-Davacı tarafından yatırılan 1.696,67 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 728,78 TL peşin harcın, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek, davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,

7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan 215,60 TL tebligat, vekalet harcı ve posta gideri, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.218,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.072,36 TL'sinin, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek, davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

8-Davalılar tarafından yargılama aşamasında yapılan 60,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 7,20 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, bakiye kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına,

9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT nazara alınarak 15.916,48 TL vekalet ücretinin, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek, davalılardan alınıp davacıya verilmesine,

10-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT nazara alınarak 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,

11-Gider avansından bakiye kısmın talep halinde yatırana iadesine,

C)1-Davalılar tarafından yatırılan toplam 4.302,26 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine,

2-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 441,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 72,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 9,78 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına,

4-Davacı tarafından teminat olarak Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2022/10604 sayılı takip dosyasına sunulan 24/06/2022 tarih ve ... sayılı 6.700,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK'nun 36. maddesi uyarınca koşulları oluşmadığından iadesine yer olmadığına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 21/11/2024

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/1841, K. 2024/1242, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. Karar
  7. İncelenen Dosyanın
  8. Mahkemesi : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
  9. Tarihi : 21/03/2022
  10. Dava
  11. Dava Tarihi : 31/12/2018
  12. Karar Tarihi : 21/11/2024
  13. Gerekçeli Kararın
  14. Yazıldığı Tarih : 20/12/2024
  15. Dava
  16. Cevap
  17. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  18. İstinaf Sebepleri
  19. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1841
Karar No
2024/1242
Tarih
21 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi E.2022/1843 K.2024/1541
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1860 K.2024/1427
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1861 K.2024/1359
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1862 K.2024/1361
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2022/1869 K.2024/1042
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1869 K.2024/1360

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.