KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/2002 E., 2024/1066 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/2002
- Karar no
- 2024/1066
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/05/2018
- Numarası
- 2018/86 Esas 2018/425 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 29/01/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/10/2024
Karar Metni
875 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; bedelleri müvekkilleri şirket tarafından ödenen ve görevleri sona eren davalıların uhdesinde kalan ve haksız olarak iade edilmeyen, müvekkilleri şirket envanterinde halen kayıtlı görünen silahların bedellerinin görev sürelerinin sonundan itibaren yasal faizi ile birlikte taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, silahın demirbaş kayıtlarına alınmadığını, silahı başkasına hibe ettiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın zaman aşımına uğradığı, davalı hakkında güveni kötüye kullanma suçundan yapılmış bir şikayet veya açılmış gibi ceza davası olmayıp uzamış ceza zamanaşımı söz konusu bulunmadığı gerekçeleriyle zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince davaya konu silahın davalıya görevi gereğince verilmesi ve görevi bitmesine rağmen silahı iade etmediğinden güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali olan TCK'nun 155/2.maddesinde düzenlenmiş olan suçu oluşturacağını, TCK'nun 66.maddesi uyarınca zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğunu, dava da zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiğini, uzamış ceza zaman aşımının uygulanması için davalının şikayet edilmiş olmasının ya da ceza davası açılmasına da gerek bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacı şirkette yöneticiliği sırasında kullanmak üzere davalıya verilen silahın iade edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 40. Noterliğinden düzenlenen 07/12/2012 tarihli Silah Hibe Sözleşmesinin incelenmesinde; hibe edenin davalı ..., hibeyi kabul edenin ... olup, davalının dava konusu silahı 07/12/2012 tarihinde ... isimli kişiye hibe ettiği görülmüştür.
01/03/2010 tarihli Şeker Fabrikası Mahsup Listesinde dava konusu silah bedeli olarak 5.263,16 TL'nin ödendiği görülmüştür.
Davacı şirketin 04.04.2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanı ile şirketin genel müdür ve yardımcılarına, 01.03.2010 tarihli yönetim kurulu kararları ile de şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyelerine görevleri gereği sık sık yalnız seyahat ettiklerinden dolayı silah ve silah ruhsatı alınmasına karar verildiği, davaya konu silahın davacı şirket tarafından alındığı, silahın davalıya teslim edildiği ve davalının işten ayrılırken silahı davacı şirkete teslim etmediği,
yönetim kararları gereğince davalı ve diğer yönetim kurulu üyelerine alınan silahların görevleri gereği ve görevleri sırasında kullanılması için alınmış olup, somut olay da ise, dava konusu silahın mülkiyetinin davalıya devredildiğine veya hibe edildiğine dair herhangi bir somut bilgi belge bulunmadığı, bu hale göre davalı yanın davacı şirkette 04/04/2006 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatıyla görev aldığı, görevine 22/10/2010 tarihinde tedbiren son verildiği,
25/02/2011 tarihinde ise kayyım atanması ile yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesine rağmen şirketten ayrılırken görevi gereği kendisine verilen silahı çalıştığı davacı şirkete iade etmemek suretiyle sebepsiz olarak zenginleştiği anlaşılmaktadır.
Ancak, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davalı yanın davacı şirketteki işinin 10/01/2011 tarihi itibariyle sona erdiği, görevi gereği kendisine verilen silahı iade etmediği, silahın bedelinin 5.263,16-TL olduğu,
davalının görevden ayrıldığı tarih itibariyle 818 Sayılı TBK yürürlükte olup TBK'nun 66.maddesi gereğince 1 yıllık zaman aşımı süresinin söz konusu olduğu ve bu sürenin 10/01/2012 tarihi itibariyle dolduğu gibi yine 6762 sayılı TTK'nun 309. maddesi uyarınca ilgili sorumluluk davasının zaman aşımı süreleri olan 2 ve 5 yıllık sürelerinde geçmiş olduğu dikkate alınarak davalı yanın cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunmasından ötürü açılan davanın zaman aşımı yönünde reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı vekilince, davalının güveni kötüye kullanma suçunu işlediğini, bu nedenle uzamış ceza zamanaşımının söz konusu olduğunu ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davalı hakkında bu konuda davacı yanca yapılmış herhangi bir şikayet veya açılmış gibi ceza davası olmadığı gibi ileri somut olayın özelliği de gözetildiğinde davacı yanın iddia ettiği suçun unsurlarının bulunduğuna ilişkin somut bilgi, belge ve delilde bulunmadığından ceza zaman aşımı süresinin veya uzamış zaman aşımı süresinin somut olayda uygulanması söz konusu olamayacağından davacı vekilinin buna yönelik istinaf başvurusuna da itibar edilmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/2002, K. 2024/1066, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama