İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2007 K.2024/1181

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf…

Esas2022/2007Karar2024/1181Tarih10 Ekim 2024Okuma16 dk · 3.225 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

Karar tarihi
10 Ekim 2024
Esas no
2022/2007
Karar no
2024/1181
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16/06/2022
Numarası
2019/710 Esas 2022/482 Karar
Davacı
—
Davalı
—
Davanın konusu
Tazminat
Yazılma tarihi
14/10/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.225 kelime·16 dk okuma·3 bölüm

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 03.06.2019 tarihinde davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı sürücü ...’in idaresindeki ... plakalı araçla neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç hale geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında tazminat talebini 500,00 TL bakıcı gideri, 400,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak açıklamış, 24.03.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile bakıcı gideri ve sürekli iş göremezlik tazminat taleplerini ayrı ayrı 360.000 TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili, davacı tarafından eksik belge ile davalı şirkete başvuru yapıldığını, dava şartının yerine getirilmediğini, kazaya karışan aracın davalı şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, bununla birlikte geçici işgöremezlik tazminat talebinden poliçe gereği sorumluluğu bulunmadığını, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı olarak belirlendiğini,

davacının davalı şirket nezdinde sigortalı olan aracın sürücüsü olması halinde davalı şirketin sorumlu tutulamayacağından ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kusur ve maluliyet oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini, davacının gelirinin tespitinde SGK kayıtları, vergi kayıtlarının esas alınmasını, SGK' dan kaza nedeniyle gelir sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, 03.06.2019 tarihinde sürücü ...’in sevk ve idaresindeki, davalı ... şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araç içinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 05.08.2021 tarihli rapora göre, geçirdiği kaza neticesinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının engel oranının %96 olduğu, sürekli olarak iş göremezlik halinde kaldığı,

devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği, hesap bilirkişiden alınan rapora göre, davacının sürekli iş göremezlik zararının toplam 1.538.990,56 TL olduğu, bakıcı gideri zararının ise 2.038.664,36 TL olduğu, kazanın araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğinden sigorta şirketinin poliçe kapsamında kalan zarar tutarlarından poliçe limiti ile sorumlu olduğu,

sigorta şirketine başvurunun 17.09.2019 tarihinde yapıldığı 8 iş günü sonrası olan 28.09.2019 tarihinde davalı tarafın temerrüde düştüğü, aracın ticari olmaması nedeniyle temerrüt tarihinden itibaren davacı tarafın alacağına yasal faiz talep edebileceği, geçici iş göremezlik talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 360.000,00 TL daimi iş göremezlik, 360.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 720.000,00 TL’nin 28.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici iş göremezliğe ilişkin talebin reddine karar verilmiş,

karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekil istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan aktüer raporunun pasif dönem hesaplamasının hatalı olduğunu, gerek davacının çalışma hayatına başlamasına kadar geçen dönem yönünden gerekse 60 yaşından sonraki pasif dönem için asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi kesileceği gerekçesi ile bu dönemler yönünden ücretinin 3.577,41 TL olarak baz alınmasının hatalı olduğunu, iş göremezlik tazminatının gelir vergisine tabi olmadığını, Asgari Geçim İndirimi düzenlemesinin 01.01.2008 itibarı ile yürürlüğe girdiği,

AGİ öncesi dönemdeki içtihatlarda ne gelir ne de damga vergisi kesintisi yapılacağının içtihatlarda öngörülmediğini, 2022 itibariyle AGİ düzenlemesi kaldırıldığı için bu düzenleme öncesi içtihatlar gereği hesaplamalarda asgari ücretin altına inilmesinin doğru olmayacağını,

AGİ düzenlemesi öncesi dönemde pasif dönem gelirlerinde asgari ücretin baz alınacağına dair içtihatlar ve iş göremezlik tazminatının ister taksit ister toplu para şeklinde ödensin gelir vergisinin istisnaları içinde yer aldığından hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının pasif dönem hesaplamalarında gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmasına itirazları bulunduğunu, sigortalı aracın ticari araç olması sebebiyle davalının avans faizden sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, yönetmeliğe uygun sağlık raporu ve son 3 aylık gelir belgesi sunulmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının araçta yolcu olduğunun ispatlanamadığını, kaza tespit tutanağı ve trafikten men belgesinde davacının araç sürücüsü olarak gözüktüğünü, dava dışı ...'in ve ...'nın beyanlarında davacının ön yolcu koltuğunda, davacının oğlu ...'ün davacının arka koltukta olduğunu, davacının kızı ...’nin ise davacının araç sürücüsü olduğunu beyan ettiği halde sonradan yanlış hatırladığını iddia ettiğini,

davacının araçta yolcu olduğunun ispatlanamadığını, araçtaki diğer şahısların davacı ...'ün sürücü olmadığına dair ifadelerinin kazadan bir hafta sonra verilmiş olduğunu, davacının akrabası olan mağdur ve şüphelilerin taraflı şekildeki beyanlarına dayanılarak davacının araçta yolcu olduğuna kanaat getirilmesinin yerinde olmadığını, davacının yolcu olduğunun kabulü halinde ise kusur durumunun belirsiz olduğunu, dosya kapsamında alınan bir kusur raporu bulunmadığını, yol durumu ve Karayolları'nın da sorumluluğunun değerlendirilerek İTÜ veya ATK İhtisas Kurulu'ndan kusur raporu alınması gerektiğini,

kaza tespit tutanağında başvuran tarafın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olup öncelikle bu durumun tespit edilmesini, emniyet kemerinin takılı olmaması karşısında %20’den az olmamak şartıyla müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davalı sorumluluğunun 360.000 TL ile sınırlı olduğunu, 720.000 TL tazminat ile sınırın aşıldığını, sürekli sakatlık ve bakıcı giderlerinin tek teminattan karşılanması gerektiğini, sürekli bakıcı gideri için ayrı bir teminat bulunmadığını, bakıcı giderinde hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini,

dosyaya sunulan raporun Erişkinler için Engellilik Değelendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun düzenlenmediğinden başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunda ilgili yönetmeliğin bulunmasını zorunlu kıldığı uzmanların imzalarının bulunmadığını, maluliyet raporunda incelenen en güncel tarihli evrakın 2020 yılına ilişkin olduğunu, %96 oranında maluliyeti ve aynı zamanda sürekli bakıcıya ihtiyacı olduğu belirtilen bir kişinin 1-,1,5 yıl boyunca maluliyetine ilişkin hiçbir tedavisinin bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

maluliyet raporunda her ne kadar sürekli iş göremezlik durumunun Erişkinler için Engellilik Hakkında yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği yazılmışsa da, sürekli bakıcı ihtiyacı olup olmadığının Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmiş olduğunu, medikal incelemede tespit edilen engel oranından daha yüksek maluliyet oranı belirlendiğini, kaza ile illiyet bağı olabilecek oranın daha düşük olduğunu, ATK dan rapor alınması gerektiğini, aktüer raporunda, hesaplamanın %1,8 faiz veya 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiği halde hesaplamanını TRH-2010 hayat tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapıldığını,

temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, usulüne uygun başvuru olmadığından davalının temerrüde düşmediğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davacı vekili davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olan davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiş, mahkemece sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinin kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

1-Davalı vekili, davacı tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. Maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir.

Dosya kapsamına göre, davalının da kabulünde olduğu gibi, dava açılmadan önce, davacı tarafından, davalı ... şirketine 16.09.2019 tarihinde yapılan başvurunun davalıya 17.09.2019 tarihinde tebliğ edilerek 130145-1 sayılı hasar dosyasının açıldığı anlaşıldığından, KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.

2-Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında ... plakalı aracın davacı idaresinde olduğunun belirtildiği, olaya ilişkin Karayazı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/291 Soruşturma sayılı dosyasında, mağdurların ..., ..., ... şüphelinin ise ... olduğu, 2019/517 sayılı kararla müşteki mağdur ve şüphelinin beyanlarına göre kaza esnasında aracın şüpheli ...'in idaresinde bulunduğunun belirlendiği,

müşteki ve mağdurların şikayetçi olmamaları nedeniyle kamu adına soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair 20.11.2019 tarihinde karar verildiği anlaşılmış, Cumhuriyet savcılığı tarafından yapılan belirlemenin aksinin yani davacının araç sürücüsü olduğu davalı tarafca ispat edilemediğinden davacının araçta yolcu olduğu kabul edilerek yargılamanın sürdürülmüş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

3-Mahkemece, davacının maluliyet oranının belirlenmesi yönünden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan rapor alındığı, raporda davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin evrakların ve raporların incelendiği, kaza tarihi itibariyle Yargıtay tarafından uygulanmakta olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının geçirdiği kaza neticesinde parapileji için engel oranı %80, üriner sistem fonksiyon bozukluğu %60, anorektal sistem nörolojik bozukluğu için %50, balthazard formülü ile %96 oranında sürekli olarak iş göremezlik halinde kaldığı,

devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun belirlendiği, raporun ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu, Yargıtay uygulamalarına uygun, dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının reddi gerekmiştir.

4-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.

5-01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5.c Maddesinde, "Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır.

Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır.

Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır." denilerek, sürekli bakıcı giderlerinden sigortanın, "sürekli sakatlık teminatı" kapsamında sorumlu olacağı düzenlenmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile belirlenen ve sürekli sakatlık tazminatı ile sürekli bakıcı giderinin aynı teminat limitinden tahsil edilip edilmeyeceğine ilişkindir. Davalı ... davacının yolcu olarak bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup kaza 03.06.2019 tarihinde meydana gelmiş, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ise 25.09.2018 tarihinde düzenlenmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90.maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.

Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışına bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin

birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre davacının zararının ve zararın kapsamının zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre değil 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrar kazanan uygulamalarına göre bakıcı gideri zararı tedavi giderleri kapsamında kabul edilmektedir. TBK.nın 54. Maddesinde de tedavi giderinin bedensel zararlar kapsamında olduğu belirtilmiştir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101. Maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası,( Trafik Sigortası) 91. Maddesinde “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiş 85.maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Denilmiştir.

KTK.nın 93. Maddesinde; Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır.”hükmü mevcuttur.

2918 sayılı KTK.nın Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller başlıklı 95. Maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.

Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” Denilmiştir.

Türk Ticaret Kanunun Sorumluluk sigortalarının düzenlendiği Sözleşmenin konusu ve kapsamı başlıklı 1473. Maddesinde “ Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. “ düzenlemesine göre sigorta şirketlerinin sorumluluğu konusunda tek sınırlamanın poliçe limiti olduğu düzenlenmiştir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 13. Maddesinde; Sigorta şirketleri, faaliyet gösterdiği sigorta branşlarının kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz. Sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalara ilişkin olarak sigorta poliçesi teklifi vermek zorundadırlar ve sigorta şirketleri ruhsat sahibi oldukları ilgili sigorta branşlarında tesis edilmiş zorunlu sigortalar konusuna dahil herhangi bir rizikoyu kapsam dışı bırakacak şekilde veya poliçe tanziminden caydırmaya yönelik fiyatlama ve komisyon tespiti yapamazlar. (Zorunlu Sigorta Takibine İlişkin Yönetmeliğin 13. Maddesi)

Dava konusu olayda sigorta poliçesinin düzenlendiği, 2018 yılında Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan Asgari Sigorta Teminatlarına İlişkin Tarife Ve Talimatta 2019 yılı zorunlu mali sorumluluk sigortası sağlık gideri teminatının kişi başına 360.000,00 TL. , sakatlanma ve ölüm teminatının kişi başına 360.000,00 TL. olduğu belirlenmiştir.

Tüm bu hususlar ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı birlikte değerlendirildiğinde davalı ... şirketinin tedavi giderleri kapsamında olan bakıcı giderinden 2918 sayılı KTK.nın 85.maddesi ve 91. Maddesi, TBK.nın 54. Maddesi gereğince sorumluluğunun devam ettiği her ne kadar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sürekli sakatlık ve sürekli bakıcı gideri için tek limitten sorumlu olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve KTK.nın 95. Maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden ve kanundan doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ve miktarının azaltılması hallerinin zarar görene karşı ileri süremeyecek olmasına,

Yargıtay 4, 10 ve 21 Hukuk dairelerinin bakıcı giderinin tedavi ve sağlık giderleri teminatında kabul etmesine, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapan KTK.nın 90. Maddesinin iptal edilmesi nedeniyle davalı ... şirketinin sağlık gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmasına, tedavi gideri ve sağlık giderinin kapsamının kanun ve Yargıtay tarafından belirlenmiş olmasına,

Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen ve poliçede bulunması zorunlu olan teminatlardan olan ve poliçede belirtilen, primi de tahsil edilen teminat limitine göre sigorta şirketi tarafından poliçeye yazılarak tahsil ettiği prim karşılığı verdiği teminatları ödemekten kaçınamayacağına göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri kapsamında bakıcı gideri zararından davalı ... şirketinin ayrı ayrı poliçe teminat limitine göre sorumlu tutulmasında bir isabetsilik görülmemiştir.

(Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2019/6189 E- 2020/8324 K. 2020/2566 E-2021/902 K. Sayılı ilamları)

5- Davalı vekili tarafından kaza sırasında davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu ve bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de; davacının kaza sırasında emniyet kemeri taklı olup olmadığına dair kaza tespit tutanağında belirleme yapılmadığı emniyet kemerinin takılı olmadığı ve kazanın oluş şekline göre kaza sonucu yaralanması ve malul kalması ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğuna dair mahkemece yeterli araştırma yapılmamış ise de aktüer raporu ile belirlenen tazminat miktarı dikkate alındığında davalı ... poliçe teminat limitleri ile

sorumlu tutulduğundan tazminat miktarına göre müterafik kusur bulunduğunun kabulü halinde dahi indirim yapılması sonuca etkili görülmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

6-Davacı vekili, davacının geliri hesaplanırken asgari ücretten gelir vergisi kesilerek hesaplama yapılmasına itiraz etmiştir.

Asgari geçim indirimi (AGİ), ülkemizde 2008 yılından 2022 yılına kadar uygulanan vergi indirim sistemidir. AGİ asgari ücret üzerinde hesaplanan gelir vergisinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile içindeki fertleri için verilen bir indirimdir. AGİ, kişinin medeni haline ve ailesi içinde yer alan çocuk sayısına göre farklılık gösterir. Kişinin brüt maaşı üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimi, ancak 16 yaşından büyük işçiler için uygulanır.

Asgari geçim indirimi uygulaması ile işverenler çalışanların ücretleri üzerinden vergi oranını hesaplar ve vergi dairesine asgari geçim indirimi kadar daha az vergi öder. Gelir Vergisi Kanununun 32 maddesi 7349 Sayılı Kanunun 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, böylece asgari geçim indirimi uygulamasına bu tarih itibarıyla son verilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 27.01.2022 Günü Resmi Gazetede yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağını bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği dolasıyla 01.01.2022 tarihinden itibaren asgari ücretten gelir vergisi alınmayacağı bu

tarihten sonra asgari ücretten alınan bir vergi olmadığından bu vergiden AGİ indirimi de olmayacağı anlaşılmaktadır.

Somut olayda hükme esas alınan 18.02.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının kaza tarihindeki brüt ücretinin 2.600,00 TL olmakla kaza tarihinde tespit edilen net ücretinin asgari ücrete olan oranının 1.0144 katı olduğu, bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden 2.038.664,36 TL olarak, sürekli iş göremezlik tazminatının ise 1.538.990,56 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar 25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun ile agi uygulaması kaldırılmış olmakla buna göre tazminat hesaplaması,

01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, pasif dönemde asgari ücretten daha düşük gelir üzerinden hesaplama yapılması doğru değilse de davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu tutulmuş olması, poliçe teminat limitinin 360.000 TL olduğu, hesaplanan tazminat miktarının poliçe limiti üzerinde olması nedeniyle dosya kapsamından tazminat miktarına etkili olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, sigortalı aracın gerçek kişi adına ve ruhsatında araç kullanım amacının hususi olarak kayıtlı olduğundan faiz türünün dosya kapsamına uygun olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı ve ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınması gereken 49.183,20 TL karar harcından peşin alınan 12.296,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 36.887,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına

4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

5-Kullanılmayan istinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

6-Kararın taraflara tebliğine

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 10.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2007, K. 2024/1181, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2007
Karar No
2024/1181
Tarih
10 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/2008 K.2024/1208
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/2009 K.2024/1033
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2009 K.2024/1182
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/2010 K.2024/1151
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/2013 K.2024/1090
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2015 K.2024/1254

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.