KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/240 E., 2024/191 K.·0,T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2024
- Dosya no
- 2022/240
- Karar no
- 2024/191
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/11/2021
- Numarası
- 2021/187 Esas 2021/651 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 17/03/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/03/2024
Karar Metni
1.713 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında açılan davada konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, konkordato davasında komiser heyetine davalı şirketten toplam 2.329.149,00 TL gayri nakit kredi alacağının bulunduğunun bildirildiğini, bildirilen alacağın 29.149,00 TL'lik kısmının kabul edildiğini, reddedilen alacağın teminat mektubu ve çek karnesi garanti tutarlarından kaynaklandığını, müvekkilinin her zaman gayri nakdi kredinin tazmin edilme riski ile karşı karşıya bulunduğunu, gayri nakdi alacağın konkordato projesinde gösterilerek nisaba dahil edilmesi gerektiğini belirterek çekişmeli hale gelen alacağı olan 2.331.360,00 TL alacağın tespitine ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; garanti sözleşmesi kapsamında kalan riskin gerçekleştiğini, muhatap tarafından ispat edilmesi gerektiğini, somut olayda riskin gerçekleşmediğini, muacceliyetin söz konusu olmadığını, teminat mektuplarının konkondato projesine dahil edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kullandırılan gayri nakdi krediler nedeniyle davacı banka tarafından gayri nakdi kredilerin tespiti ve tahsili talep edildiği, davacı banka tarafından hesabın kat edilmediği, bu şekilde gayri nakdi alacağın muaccel olmadığı, dava tarihi itibariyle deposu talep edilebilecek muaccel gayri nakdi alacağın bulunmaması nedeniyle davacının davasında haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gayri nakdi alacakların mutlaka konkordato projesinde gösterilmesi ve nisaba dahil edilmesi gerektiğini, anılan konkordato davasında müvekkili tarafından bildirilen alacağın büyük bir kısmının kabul edilmeyerek çekişmeli hale geldiğini, konkordato komiserliği tarafından yazı taraflarına iletilmiş olup, ilgili yazıda müvekkili tarafından bildirilen alacağın 2.300.000,00 TL’lik kısmın reddedildiğini, 29.149.00 TL’nin kabul edildiğini, her ne kadar alacak nisabının belirlenmesi için Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine itiraz başvurusu yapıldığını,
mahkeme tarafından herhangi bir karar verilmediği gibi taraflarına tebliğ edilmediğini, müvekkilinin her zaman için söz konusu çek garanti bedellerinin ve teminat mektubunun tazmini riski ile karşı karşıya olduğunu, bu durumda müvekkilinin zarara uğrayacağının alenen ortada olduğunu, gayrinakit alacakların konkordato da kabul edilmemesi,
nisaba eklenmemesi söz konusu olmadığını, müvekkilinin her zaman gayrinakit kredilerin nakde dönme/tazmin olma riski ile karşı karşıya olup alacağının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin toplam 2.360.509 TL gayrinakit kredi alacağı bulunduğunu, dava konusu iddialarının haklılığının müvekkilinin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, mahkeme tarafından kesif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmediğini, bu nedenle eksik inceleme sonucu verilen kararın kaldırılması gerektiğini,
davalı borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olacağının düzenlendiğini müvekkilinin alacağının gayrinakit olup, dava ve vekalet ücretinin maktu harca tabi olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen karar hukuka uygun olmakla birlikte, dosyada taraflarına lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin istinaf nedenlerinin sunulduğunu, davacının alacağının çekişmeli hale geldiğini belirterek alacağının tespitini ve tahsilini talep ettiğini, bu nedenle davanın alacak davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, sonuç ve istem kısmında açıkça miktarın belirtildiğini, bu nedenle de sunulan cevap dilekçesinde bu hususun açıklığa kavuşturulması ve gereği halinde eksik harcın ikmaline karar verilmesi gerektiğinin izah edildiğini,
nitekim dava konusu uyuşmazlıkta davacı açıkça cevaba cevap dilekçesinin sonuç ve istem başlıklı talep kısmının 2. maddesinde 2.331.360,00 TL tutarının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesinin talep edildiğini, ancak dilekçe içeriğinde de bir Yargıtay kararından yola çıkarak davanın maktu harca tabi olduğunu ileri sürdüğünü, ancak emsal gösterdiği Yargıtay kararında açıkça görüldüğü üzere temyiz incelemesinden geçen davanın konusunun itirazın iptali davasına ilişkin olup, gayri nakdi riskin ödenmesi değil depo edilmesine ilişkin olduğunu,
çekişmeye konu olan işbu 2.331.360,00 TL çek ve teminat mektuplarından kaynaklı kredi alacağının tespitine ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davacının belirli bir miktar alacağın kendisine ödenmesini istediğini, aksine bir yorum yapılması mümkün olmadığı gibi dilekçe içeriğinde ne anlatıldığının da hukuk muhakemeleri bakımından bağlayıcı olmadığını, davacının davasını maktu olarak harçlandırması ile ilgili de itirazda bulunulduğunu, alacağın tahsil talebi olmasından ötürü eksik harcın ikmal edilmesine karar verilmesinin de talep edildiğini,
ancak ilk derece mahkemesi tarafından bu talebimiz de davanın niteliği bakımından hataya düşülerek reddedildiğini, davacının alacak talebini net ve belirli olarak açmış ancak harcını maktu olarak eksik yatırdığını, bu nedenle de işbu davanın niteliği bakımından tayin edilen vekalet ücretinin takdirinde ve davanın harçlandırılması konusunda hataya düşüldüğünü, anılan vekalet ücretinin maktu olarak değil, nisbi olarak tayin edilmesi gerektiğini, davacı tarafından eksik yatırılan maktu harcın tamamlattırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; alacağın hiç/eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle hiç/eksik kaydedilen alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Genel kredi sözleşmesi sureti, çek statüleri listeleme raporları, teminat mektup suretleri, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/719 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/719 Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından komiserler kuruluna 24/07/2019 tarihli başvuru ile davalı şirketten çekten kaynaklanan 102.670,00 TL, teminat mektubundan kaynaklanan 2.226.429,00 TL olmak üzere toplam 2.329.149,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğunu bildirmiş, komiserler kurulunca bildirilen alacaklardan 29.149,00 TL alacağın kabulüne, 2.300.000,00 TL alacağın ise reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında 13/04/2009 tarihli 10.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiştir.
Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan çek ve teminat mektuplarından kaynaklanan gayri nakit alacağı bulunduğunu, davalıdan olan gayri nakit alacağın eksik olarak konkordato komiserler kurulunca kabul edildiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının toplam 2.329.149,00 TL gayri nakit alacak için komiserler kuruluna başvurduğu, davacının 29.149,00 TL alacağının komiserler kurulunca kabul edildiği, fazlaya ilişkin gayri nakit alacağın ise nisaba dahil edilme talebinin reddine karar verildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalıdan komiserler kurulunca kabul edilmeyen gayri nakit bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı, davacının gayri nakit alacağın tahsilini talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Taraf vekillerinin istinaf itirazları incelendiğinde, açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde komiserler kurulu tarafından kabul edilen alacak dışında davalıdan gayri nakit alacağı bulunduğunu ileri sürerek gayri nakit alacağın tahsilini talep etmiştir. Oysa gayri nakit alacağın tahsili değil ancak davacı tarafından depo edilmesi talep edilebilecektir. Davacı yan ise dava dilekçesinde gayri nakit alacağın davalıdan tahsili yönünde talepte bulunmuştur.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının davalıdan komiserler kurulu tarafından kabul edilen alacak dışında gayri nakit alacağı var ise ancak bu alacağın depo edilmesini talep edebileceği, dava dilekçesindeki gayri nakit alacak talebinin depo edilmesine yönelik değil, tahsile yönelik olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.
Öte yandan, işbu davada davacı tarafından tahsili talep edilen alacak gayri nakit alacak olup, davanın reddi kararıyla birlikte iddia edilen alacağın niteliği gözetilerek davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekecektir.
Davada tahsili talep edilen alacağın gayri nakit alacak olduğu gözetildiğinde işbu davanın maktu peşin harç alınmak suretiyle görülmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, işbu dava dava şartı arabuluculuğa tabi olup, dava tarihinden önce yapılan arabuluculuğa ilişkin son tutanak aslı dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti hazineden karşılanmıştır. Bu durumda hazineden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan aleyhine hüküm altına alınması gerekirken, mahkemece bu hususun gözetilmemiş olmasında isabet görülmemiş, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re'sen gözetilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe ve kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına, davanın reddine, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/240, K. 2024/191, 7 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama