KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/449 E., 2024/952 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/449
- Karar no
- 2024/952
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- 2019/594 Esas 2021/765 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 30/10/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/09/2024
Karar Metni
2.199 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden borçluya Ticari Kredi kullandırıldığını ve KMH hesabı açıldığını, Genel Kredi Sözleşmesinin ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşme uyarınca kullandırılan krediye ait taksitlerin sözleşmeye uygun olarak vadesinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibinin davanın haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek davalının Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2019/5861 Esas dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in ve ... ile davacı arasında kurulduğu belirtilen Genel Kredi Sözleşmesi ve Kefalet Sözleşmesi iptali istenen takibin de dayanağı olmasına rağmen dosyaya sunulmadığını, müvekkili tarafa da bir örneği verilmediğini, bahsedilen sözleşmelerin yasada belirlenmiş şekilde kurulup kurulmadığını, tarihleri, sorumlu olunan tutarları, kefaletin geçerlilik tarihlerinin belirli olmadığını, müvekkili davalının imzaladığı sözleşmenin ticari bir kredi sözleşmesi olup olmadığını bilmediğini,
kendisine verilen bilgiye göre kefalete konu kredi ...'in kendisine ait evini ipotek vererek kullandığı kredi olduğunu, iş bu kredinin alacaklı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile asıl borçluya ait ipotekli konutun satılması ile ödendiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davaya konu uyuşmazlığın, ödenmediği iddia edilen dava dışı asıl borçlu firmaya tahsis edilen 14 adet çekin yasal karşılıksız çek bedelinin, 32922014 n.lu Kredili Ticari mevduat hesabı, 013......84 nolu taksitli ticari kredi ve 4030 **** **** 9964 n.lu şirket kredi kartından kaynaklanan alacağının tahsili ve 2.030,00 TL depo talebi için kefil davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebinden kaynaklandığı, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu firma arasında 12.03.2013 tarihli 78.000,00 TL ve 23.10.2013 tarihli 350.000,00 TL limitli olmak üzere 2 adet Genel kredi sözleşmesi akdedildiği,
davalı kefilin sadece 12.03.2013 tarihli Genel kredi sözleşmesinde 78.000,00 TL lik kefaletinin bulunduğu, bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin kapandığı (takibe konu da olmadığı), takibe konu; karşılıksız çeklerin nakde dönen tutarlarının, kredili ticari mevduat hesabının ve kredi kartının davalının kefil olduğu 12.03.2013 tarihi ile davalının kefaletinin imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi tarihleri arasında tahsis edildiğine ilişkin bir kayda rastlanılmadığı,
yine takibe konu 0133.........84 no'lu 23.10.2013 tarihinde kullandırılan 120.000,00 TL lik kredinin de davalının imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli Genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, bu durumda; davaya konu takipteki kredilerin dava dışı firmaya davalının kefalet imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli Genel Kredi sözleşmesine istinaden ve ipotek tesis edilerek kullandırıldığı bankacı bilirkişi tarafından tespit edilmekle, davalı kefilin davaya ve takibe konu kredilerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı, davalı kefilin sorumluluğu bulunmayan kredi sözlemelerine istinaden takibe maruz bırakıldığı,
bu hususun davacı banka tarafından incelenerek tespiti mümkün bir durum olması mümkün olmakla, bu sorumluluğun yerine getirilmeksizin davalıya yönelik takibe geçilmiş olmasının davalı banka yönünden kötüniyet olarak değerlendirilmesinin uygun olduğu gerekçeleriyle davanın ve davacının yasal şartları bulunmayan icra inkar tazminat talebinin ise reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali davasının davalı borçlu lehine sonuçlanması halinde alacak likit olsun veya olmasın böyle bir alacağa dayalı takibin haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davalı borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin gerekli olduğunu, burada takibin haksız olmasının tek başına yetmemekte olup, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davalı borçlunun üzerinde olduğunu,
kötüniyet kavramı somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmesi itibariyle açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde müvekkili bankanın kötüniyetinden söz edilemeyeceği gibi; davacı müvekkili bankaca haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatıldığının davalı tarafından ispatlanamadığını, davalı yanın kötü niyet tazminatı talep etmediğini, kötü niyet tazminatının ıslah talebine konu olamayacağını,
Kefalet sözleşmesi kanunun öngördüğü şartlara uygun olarak tanzim edildiğini, dava dışı ... ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup, davalı bu sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığını, sözleşmede bulunan kefalet taahhüdünün, kefalet sözleşmesi yerine geçmekte olup; işbu sözleşme kanunun emrettiği şekil şartlarına uygun bir şekilde tanzim edildiğini,
Müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... arasında akdedilen 12.03.2013 tanzim tarihli 78.000,00-TL bedelli senedi davalı ...'in kefil sıfatıyla imzaladığını, dava dışı ... ile müvekkil banka arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'ne binaen tanzim edilen 23.03.2013 tarihli, 78.000,00-TL tutarlı senette, davalı kefil ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunmakta olup, kabul anlamına gelmemekle birlikte Genel Kredi Sözleşmesi'nde kefil ...'in imzasının olmaması borcunun olmadığı anlamına gelmeyeceğini, nitekim söz konusu senette imzası bulunmakta olup,
bu hususur da müvekkili banka ile davalı ... arasında kefalet ilişkisinin bulunduğunu gösterir nitelikte olduğunu, davalı tarafça Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5861 E. Sayılı dosyasında: "Borç nedenleri ile bir ilgisi bulunmadığı..." gerekçesiyle takibe itiraz etmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesi'nde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,
2004 Sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde yer alan icra inkar tazminatı şartları oluştuğundan, davalı borçlu aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, kefalet sözleşmesi, icra dosyası ve sair deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2019/5861 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı ... Anonim Şirketi tarafından ... ve ... hakkında genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan 127.021,44 TL Asıl alacak (ipotekle karşılanmayan alacak), 14.853,37 TL İşlemiş faiz, 742,67 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 142.617,48 TL alacağın ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tahsili emri 5941 sayılı kanunun 3. Mad.
Gereğince karşılıksız kalacak çek yaprakları için ödemekle yükümlü olacakları toplam 2.030,00 TL nakden depo edilmesi veya ilgili şube nezdindeki hesaba iadesi, çek bedellerinin takip sırasında kısmen veya tamamen ödenmesi halinde tazmin edilen miktar üzerinden, tazmin tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek temerrüt faizi, faizin % 5 BSMV'sinin tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibinin davalının itirazı süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Ankara 24. Noterliği'nin 19.10.2017 tarih ve 35591 yevmiye no.lu ihtarnamesinin incelenmesinde; ihtar edenin ... Anonim Şirketi, muhataplarının ... ve ... olup, ; akdi kredilerden doğan 130.184,40 TL , kredi kartlarından doğan 3.732,99 TL olmak üzere toplam 133.917,39 TL gayrinakit kredilerden kaynaklanan toplam 43.710,00 TL'nin ödeme tarihine kadar her bir kredi için yanlarında yazılı oranlarda işleyecek gecikme faizi ve gider vergisi ile birlikte 1 gün içinde ödenmesi, gayrinakdi kredilerden kaynaklanan banka alacağının banka nezdindeki faizsiz bir hesaba 7 gün içinde nakden ve defaten depo edilmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesinde yazılı adrese gönderildiği, muhataplara bila tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Bankacı bilirkişiden alınan 28/06/2021 tarihli raporda özetle; davaya konu uyuşmazlığın ödenmediği iddia edilen dava dışı asıl borçlu firmaya tahsis edilen 14 adet çekin yasal karşılıksız çek bedelinin, 32922014 no'lu Kredili Ticari mevduat hesabının, 013.....184 no'lu taksitli ticari kredi ve 4030 **** **** 9964 no'lu şirket kredi kartından kaynaklanan alacağının tahsili ve 2.030,00 TL depo talebi için kefil davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebinden kaynaklandığını,
davacı banka ile dava dışı asıl borçlu firma arasında 12.03.2013 tarihli 78.000,00 TL ve 23.10.2013 tarihli 350.000,00 TL limitli olmak üzere 2 adet Genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı kefilin sadece 12.03.2013 tarihli Genel kredi sözleşmesinde 78.000,00 TL'lik kefaletinin bulunduğunun görüldüğünü, bu nedenle davaya konu takipteki alacakların hangi Genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı da tarafımca irdelendiğini,
davacı banka tarafından davalının kefaletinin bulunduğu 12.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı firmaya da 12.03.2013 tarihinde aylık 1.05 faizli 24 ay vadeli 1.588,28 TL taksitli ilk taksit vadesi 17.03.2013 son taksit vadesi 17.02.2015 olacak şekilde 35.000,00 TL tutarında toplam 39.662,22 TL geri ödemeli taksitli ticari kredi kullandırıldığı ve iş bu kredinin kapandığı ( takibe konu da olmadığı), takibe konu;
karşılıksız çeklerin nakde dönen tutarlarının , kredili ticari mevduat hesabının ve kredi kartının davalının kefil olduğu 12.03.2013 tarihi ile davalının kefaletinin imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi tarihleri arasında tahsis edildiğine ilişkin bir kayda rastlanılmadığını, yine takibe konu 01337TZ000000012184 n.lu 23.10.2013 tarihinde kullandırılan 120.000,00 TL lik kredinin de davalının imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli Genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığını, bu durumda;
davaya konu takipteki kredilerin dava dışı firmaya davalının kefalet imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli Genel Kredi sözleşmesine istinaden ve ipotek tesis edilerek kullandırıldığı söylenebileceğinden.
Nihai takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davalı kefilin davaya konu kredilerden dolayı sorumluluğunun da olmayacağını, ancak Mahkeme aksi kanaatte ise, davalı kefilin 12.03.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde 78.000,00 TL lik kefaletinin bulunduğu ve Davaya konu olmayan Ankara 17. İcra Dairesinin 2017/20447 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipteki davacı bankanın ipotekli yeri 160.000,00 TL ye satın alarak takibe konu borca mahsup ettiği göz önünde bulundurularak yapılan hesaplama sonucunda da.
HMK'ya uygun olarak Davacı bankanın Ankara 17. İcra Dairesinin 2019/5861 esas sayılı dosyası ile 26.04.2019 tarihinde davalı kefil hakkında başlatılan icra takibinde.
78.000,00 TL Asıl alacak ( ipotekle karşılanmayan alacak), 973,44 TL işlemiş temerrüt faizi, 48,67 TL % 5 BSMV, olmak üzere toplam 79.022,11 TL alacağını, takip tarihinden tahsiline kadar geçen günler için 78.000,00 TL asıl alacağa yıllık % 24,96 temerrüt faizi ve faizin % 5 nispetinde BSMV ile birlikte talep edilebileceği bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı banka ile dava dışı ... arasında 23/10/2013 tarihli 350.000,00 TL limitli ve 12/03/2013 tarihli 78.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalının 12/03/2013 tarihli sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kefaletin geçerli olduğu, 23/10/2013 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere 23/10/2013 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine eldeki dava konusu icra takibinin başlatıldığı,
davalının kefalet imzasının yer aldığı 12/03/2013 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 12.03.2013 tarihli aylık 1.05 faizli 24 ay vadeli 1.588,28 TL taksitli ilk taksit vadesi 17.03.2013 son taksit vadesi 17.02.2015 olacak şekilde 35.000,00 TL tutarında toplam 39.662,22 TL geri ödemeli taksitli ticari kredi borcunun kapatıldığı, takip konusu karşılıksız çeklerin nakde dönen tutarlarının, kredili ticari mevduat hesabının ve kredi kartının davalının kefil olduğu 12.03.2013 tarihi ile davalının kefaletinin imzasının bulunmadığı 23.10.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi tarihleri arasında tahsis edildiğine ilişkin bir kayda rastlanılmadığı,
ispat yükü kendisinde olan alacaklı davacı bankanın bu suretle bu hususu ispatlayamadığı, böylelikle davalı kefilin davaya ve takibe konu kredilerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin kötü niyet tazminatına yönelik ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesine gelince; davacı bankanın dava dışı ... ile imzalamış olduğu 2 ayrı Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklı olarak ödenmeyen kredi borcunun tahsili için ilamsız icra takibi yapmış olup, davalı tarafça davacının yapılan takipten ötürü kötü niyetli olduğuna dair dosyaya delil sunulmadığı gibi ret gerekçesi ispat hukukuna dayandığı gözetildiğinde davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır.
Kaldı ki davacı bankanın yapılan takipte haksız olması kötü niyetli olduğu anlamına gelmeyecektir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatının kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 19/09/2018 tarih 2017/4075 esas 2018/4301 karar sayılı emsal içtihatı).
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kötü niyet tazminatı yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/449, K. 2024/952, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama