KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/70 E., 2024/50 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Esas no
- 2022/70
- Karar no
- 2024/50
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/10/2021
- Numarası
- 2019/7 Esas 2021/700 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 04/01/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17/01/2024
Karar Metni
2.259 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün 11065 sayılı takip dosyasında, .... Ltd. Şti. ile ... A.Ş. arasında imzalanan 31/08/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun borçlusu olarak gösterildiğini, müvekkilinin dava dışı .... Ltd. Şti.’nin ortaklığından 20/10/2006 tarihinde çıktığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra ... A.Ş. ile ... ..Ltd.
Şti. arasında 27/10/2008 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrıldığında şirketin borcun bulunmadığını, sonradan yapılan genel kredi sözleşmesinden sorumlu tutulmayacağını, bu nedenlerle müvekkilinin icra takibine konu olan borçtan sorumluluğu oluşmadığından borçlu olmadığının tespiti ile aleyhine yürütülen Ankara 10. İcra Müdürlüğü 2010/11065 sayılı icra takibinin kendisi açısından iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, temlik eden banka ... A.Ş. ile dava dışı/borçlu şirket .... Ltd.
Şti. arasında 18/07/2006 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme kapsamında dava dışı şirket adına kredi hesabı açıldığı ve 300.000 YTL kredi kullanıldığını, işbu sözleşmeye davacı/borçlu ..., dava dışı/borçlu ... ve dava dışı/borçlu ... tarafından 300.000 YTL ile sınırlı olmak suretiyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davacı borcun tamamının ödenmesinden asıl borçlu ile birlikte sorumlu olduğunu,
18/07/2006 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı zamanında ve/veya hiç ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine Ankara 47. Noterliğince onaylanan 12/09/2010 tarih ve 26027 yevmiye sayılı ihtarname keşide edilmek suretiyle kredi hesabının 31/08/2010 tarihi itibariyle kat edildiğini, toplam ödenecek olan 38.325,84 TL nin 1 gün içinde ödenmesi gerektiğini, ayrıca şirket talebi üzerine ...
A.Ş. hitaben toplam 500.000,00 TL lik 1 adet Mer’i teminat mektubunun bankanın faizsiz hesabına 1 gün içerisinde depo edilmesini, 25 adet çek yaprağı için yasal yükümlülük bedeli toplamı 12.500,TL nin gün içerisinde depo edilmesi hususlarının ihtar edildiğini, ihtarname sonrası temlik eden banka tarafından borçlular aleyhine Ankara 10. İcra Müdürlüğü nezdinde 2010/11065 E, sayılı (yeni esas 2018/11983, takip çıkışı 39.068,64 TL) dosyası ile icra takibe geçildiğini, ayrıca, davacı yan dava dilekçesinde 27/10/2008 düzenleme tarihli bonoda kefil olmadığını, bu borçtan sorumlu tutulmayacağını beyan ettiklerini, Temlik eden banka ...
A.Ş. ile dava dışı/borçlu şirket .... Ltd. Şti. arasında 27/10/2008 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeye dava dışı/borçlular ... ve ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, işbu sözleşmede davacı ...’in imzasının bulunmadığını, kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi üzerine .... Ltd.
Şti., ... ve ... aleyhine 27/10/2008 tazmin tarihli, 31/08/2010 vade tarihli, 806.000 TL miktarlı bononun dayanak olarak gösterdiğini, Ankara 10. İcra Müdürlüğü nezdinde 2010/11275 (yeni esas 2018/11982) esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde davacı ...’in borçlu sıfatına haiz olmadığını, dolayısıyla dava dilekçesindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacı yanın imzalamış olduğu sözleşme kapsamında alacağın tahsili amacıyla Ankara 10. İcra Müdürlüğü 2018/11983 E, ile takip başlatıldığı, davacının imzasının bulunmadığı sözleşme ve bono hakkında ise davacı aleyhine herhangi bir icrai işlem yürütülmediğini belirterek;
davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; tüm dosya içeriğine göre. Ankara 10. İcra Müdürlüğü 2010/11065 E, sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... A.Ş, borçluların ... .... Ve Tic. Ltd. Şti, ..., ... olduğu. 38.325,84 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 39.068,64 TL için yıllık %45,00 temerrüt faizi tahsili ve gayrinakdi çek kredi hesaplarından. 25 adet çek yaprağı için, yükümlülük tutarı 12.500,00 TL'sinin ve ...
A.Ş hitaben birer adet mer'i teminat tutarı 500.000,00 TL'sinin nakden depo edilmesi mahsubu için 15/09/2010 tarihinde icra takibi başlatıldığı, Ankara 38. Noterliğinin 13/11/2006 tarih, 31384 nolu yevmiyesi ile onaylanan 20/10/2006 tarihli, 38 nolu ortaklar kurulu kararı ile limited şirket hisselerini ...'e sattığını, 04/12/2006 tarihli, 6696 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ve tescil edildiği 18/07/2006 tarihli Kredi Genel Sözleşmesinde ...'in imzasının olduğu bölümde azami limitin kendi el yazısı ile yazılı olmadığı,
müşterek borçlu/müteselsil kefil olduğunun kedi el yazısı ile yazılı olmadığı dava dışı ...'in Kefil olunan meblağ kısmına 300.000,00 YTL yazıldığı ve imzasının bulunduğu, dava dışı ... ve davacı ...'in Kefil Olunan Meblağ kısmının boş olduğu, rakamla ve/veya yazı ile herhangi bir limit bilgisi bulunmadığı,
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen 18/07/2006 tarihli Sözleşme'de müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan davacının kefilliğinin şekil şartlarını sağlamadığı anlaşılmakla davanın kabulüne, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2010/11065 sayılı dosyasına konu borçtan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve davacı yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Davacının dava dışı şirketle temlik eden banka arasında imzalanan 18/07/2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde 300.000,00 TL bedel ile kefaletinin bulunduğunu, asıl borçlu şirket ve diğer kefiller ile birlikte kullandırılan krediden kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle borçlu olduğundan açılan davanın reddi yerine kabulünün hatalı olduğunu, mahkeme gerekçesinin kefalet sözleşmesinde kefalet limiti bulunmadığından bahisle davanın kabul edildiğini, sözleşmenin 2012 tarihi öncesi olup, sözleşmede kefalet limitinin anlaşılabilir olmasının yeterli olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davacı istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden bahisle yapılan icra takibine borçlunun borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava dışı asıl borçlu ... .... Şti. ile temlik veren banka arasında imzalanan 27/10/2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde sözleşmenin limitinin 620.000,00 YTL olup, ... ile ...'in sözleşmenin kefili olduğu,
Ankara 47.Noterliği marifetiyle 02/09/2010 tarihinde keşide edilen ihtarnamenin incelenmesinde; muhatapların ... .... Şti, ..., ... ve ... olup, toplam 38.325,84 TL’nin 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamede hangi genel kredi sözleşmesi / sözleşmeleri veya hangi kredi hesapları açısından ihtarın çekildiğinin anlaşılamadığı, ihtarın dava dışı şirkete adres kapalı olduğundan 06/09/2010 tarihinde tebliğ edildiği, dosyamız davacısına ise 09/09/2010 tarihinde bila tebliğ edildiği,
04/12/2006 tarihli 6696 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde, dava dışı ... .... Şti.’nde davacı ...’in hisselerini, dava dışı ... ve ...’e devrettiği,
Dosya kapsamında ilk ve son sayfası bulunan 18/07/2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi fotokopisinin incelenmesinde; temlik eden banka ile dava dışı şirket arasında imzalandığı, sözleşmede ..., ... ve ... isimleri ile karşılarında imzalarının bulunduğu,
Mahkemece, temlik veren bankaya 18/07/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi örneği ile sözleşme kapsamında kullanılan kredilerin hesap ekstrelerinin eksiksiz bir örneğinin gönderilmesinin mütaid defalar yazıldığı, bankaca hesap ekstrelerinin gönderildiği, ancak sözleşmenin eksiksiz örneğinin dosyaya kazandırılmadığı anlaşılmıştır.
Ankara 6. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/109969 (Ankara 10. İcra Müdürlüğü eski esası 2010/11065 Esas) sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... A.Ş., borçluların ... .... Ve Tic. Ltd. Şti, ... ve ... olup, 38.325,84 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 39.068,64 TL için yıllık %45,00 temerrüt faizi tahsili ve gayrinakdi çek kredi hesaplarından; 25 adet çek yaprağı için, yükümlülük tutarı 12.500,00 TL'sinin ve ... A.Ş hitaben birer adet mer'i teminat tutarı 500.000,00 TL'sinin nakden depo edilmesi mahsubu için 15/09/2010 tarihinde icra takibi başlatıldığı, UYAP üzerinden yapılan incelemede dosya kapsamında herhangi bir genel kredi sözleşmesinin bulunmadığı görülmüştür.
Mali Müşavir bilirkişiden alınan raporda özetle.
Ankara 38. Noterliğinin 13/11/2006 tarih, 31384 nolu yevmiyesi ile onaylanan 20/10/2006 tarihli, 38 nolu ortaklar kurulu kararı ile şirket hisselerini ...'e sattığını, 04/12/2006 tarihli, 6696 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ve tescil edildiğini, şirketin iki ortaklı limited şirketi olduğunu, 18/07/2006 tarihli Kredi Genel Sözleşmesinde ...'in imzasının olduğu bölümde azami limitin kendi el yazısı ile yazılı olmadığını, 18/07/2006 tarihli Kredi Genel Sözleşmesinde ...'in imzasının olduğu bölümde müşterek borçlu/müteselsil kefil olduğunun kedi el yazısı ile yazılı olmadığını,
18/07/2006 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin geri ödenip ileri tarihlerde tekrar kullandırılmadığı konusunda belgeye rastlanmadığını, ...'in 04/06/2006 tarihi itibari ile ortaklıktan ayrıldığını, 18/07/2006 tarihli sözleşmede azami limit ve müteselsil kefil olduğunun kendi el yazısı ile yazılmadığını, 27/10/2008 tarihinde yeni bir kredi genel sözleşmesi yapıldığı dikkate alındığından ...'in borçtan sorumlu tutulamayacağı,
Bankacı bilirkişiden alınan rapor ve ek raporda özetle; dava konusunun; dava dışı ... A.Ş. ile .... Ltd.
Şti. arasında davacının ortak olduğu dönemde genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davacının şirket ortaklığından ayrıldığında şirketin borcunun bulunmadığı beyan edilerek, davacı ...'in icra takibine konu borçtan sorumluluğu oluşmadığından borçlu olmadığının tespitine, aleyhine yürütülen Ankara 10. İcra Müdürlüğü 2010/11065 E, sayılı icra takibinin davacı açısından iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olduğunu, dava dosyasına kazandırılan tüm belge ve hesap dökümlerinin, Sözleşmelerin incelenmesi sonucunda ;
temlik eden banka şubesinden 18/07/2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin tüm sayfalarının sunulması talep edilmesine rağmen banka kayıtlarında ve arşivlerinde söz konusu Sözleşme'nin tüm sayfalarına ulaşılamadığı bilgisi verildiğinden tarafına sunulmasının mümkün olmadığını, 10.sayfanın Müşterek Müteselsil Borçlu ve Müteselsil Kefiller başlığı altındaki bölümüne dava dışı... ve davacı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını, dava dışı ...'in Kefil Olunan Meblağ kısmına 300.000,00 YTL yazarak imzasını attığını, dava dışı ... ve davacı ...'in Kefil Olunan Meblağ kısmının boş olduğu,
rakamla ve/veya yazı ile herhangi bir limit bilgisi bulunmadığı tespitiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde akdedilen 18/07/006 tarihli Sözleşme'de müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan davacının kefilliğinin şekil şartlarını sağlamadığı 18/07/2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nde davacı kefelatinin geçerli olduğuna ve davacının sorumluluğunun bulunduğuna karar verilmesi durumunda; dava dosyası muhteviyatına sunulan 04 Aralık 2006 tarihli 6696 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde, dava dışı ... ....
Şti. 'nde davacı ...'in hisselerini, dava dışı ... ve ...' devrettiği, hisselerini devreden davacının dava dışı bankaya kefillikten caydığı hususunda keşide ettiği herhangi bir ihtarname/bildirim tespit edilemediği varsa da sunulmadığını, 27/10/2008 tarihli davacının imzası bulunmayan Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmeden önceki bir tarih olan 21/09/2008 tarihinde 45,00 TL tutarında “2008 yılı 3.Dönem Hesap İşletim Ücreti Tahsilatı” açıklamasıyla işlem yapıldığı,
bu işlemin 29,96 TL'lık kısmının Kredili Mevduat Hesabına eksi (-) bakiye verilmek suretiyle gerçekleştiği, bu tarihten sonra da aktif olarak kullanılmaya devam edildiği belirtilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının dava dışı şirketin davalı temlik eden bankayla imzalamış olduğu sözleşme kapsamında kefaletinin bulunup bulunmadığı, davalı temlik eden banka tarafından kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, kullandırılmış ise kredinin geri ödenip ödenmediği, davacı kefilin ödenmeyen krediden ötürü davacı yana herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
Yukarıda açıklanan iddia ve savunma karşısında iş bu menfi tespit davasında ispat külfeti davalı temlik alan (temlik eden banka) üzerindedir. Bir başka anlatımla davalı temlik alan yanın (temlik eden bankanın) dava dışı şirketle aralarında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davacının kefaletinin alındığı ve dava dışı şirkete kredi kullandırılıp, kullandırılan krediden mütevellit 38.325,84 TL borçlu bulunduğunun usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Mahkemece 18/07/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin eksiksiz örneğinin istendiği, temlik eden bankaca hesap ekstrelerinin gönderildiği, ancak sözleşmenin eksiksiz örneğinin dosyaya kazandırılmadığı dosya kapsamıyla sabittir.
Somut olaya gelince; temlik eden banka ile dava dışı .... Ltd.
Şti. arasında 18/07/2006 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve kullandırılan kredinin ödenmediğinden bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine yönelik eldeki işbu davanın açıldığı ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere işbu menfi tespit davasında ispat külfeti davalı temlik alan (temlik eden banka) üzerinde olup,
davalı yanca alacağın dayanağı olan ve davacı kefilin imzasının da içeren genel kredi sözleşmesinin eksiksiz bir örneğinin dosyaya kazandırılması gerektiği halde davalı temlik alan davaya konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklı yapılan takip ve açılan dava bulunmasına rağmen dosyaya davaya konu olduğu iddia edilen genel kredi sözleşmesinin 1.sayfasının ve son sayfasının sunulduğu, genel kredi sözleşmesi bir bütün halinde sunulmadığından davacı kefilin imzası bulunan sayfanın ise bu genel kredi sözleşmesinin eki olup olmadığının dosya kapsamına göre anlaşılamadığı,
davacının da davalı yanın kefalet imzası bulunan genel kredi sözleşmesinin sunulmamasını savunma olarak ileri sürmesi ve her halükarda geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığının mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği gibi bankacı bilirkişiden alınan rapor ve ek raporda da belirtildiği üzere 27/10/2008 tarihli davacının imzası bulunmayan kredi sözleşmesi akdedilmeden önceki bir tarih olan 21/09/2008 tarihinde 45,00 TL tutarında "2008 yılı 3.dönem hesap işletim ücreti tahsilatı" açıklamasıyla işlem yapıldığı,
bu işlemin 29,96 TL'lik kısmının kredili mevduat hesabına eksi bakiye verilmek suretiyle gerçekleştiği anlaşıldığından davalı yanın davacı kefilden alacaklı olduğunun somut bilgi belgelerle ispatlayamadığından açılan davanın bu gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının gerekçe yönünden kaldırılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/70, K. 2024/50, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama