KÜNYE
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/789
- Karar No
- 2024/617
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
Karar Metni
3.363 kelime·17 dk okuma·17 bölüm
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
....
... MİLLETİ ADINA
KARAR
.
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2022
NUMARASI :.....
DAVA TARİHİ : 08/07/2021
KARAR TARİHİ : 21/01/2022
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/06/2024
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracının trafikte seyir halinde iken araçtan olağan dışı sesler geldiğini, ekrandaki yağ uyarı işaretinin yandığını, aracın derhal durdurularak yağ akıttığının fark edildiğini, araçta meydana gelen hasar için davalı şirkete ihbarda bulunulduğunu, aracın tamirinin gerçekleştirildiğini, davalının sadece 9.625,56 TL hasar bedelini ödediğini, kalan 76.937,78 TL tamirat bedelinin müvekkilinden tahsil edildiğini,
bakiye hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında 1.000,00 TL hasar bedelinin dava, ıslah edilen 75.883,94 TL hasar bedelinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın 11/10/2020 tarihinde yağ akıtmak suretiyle arızalandığı, dava konusu aracın ekspertiz raporunda ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda hasarının işçilik ve kdv dahil 86.509,50 TL olarak belirlendiği, davalı tarafından davacıya hasar bedeli olarak 9.625,56 TL ödeme yapıldığı, bakiye 76.883,94 TL hasar bedelinin kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kaldığı, sigorta şirketinin dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediği,
taleple bağlı kalınması gerektiği, kabul edilen miktara sigortalı aracın cinsi gereği avans faizi hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 76.883,94 TL hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekiline ıslah dilekçesi sunmak üzere bir hafta süre verildiğini, davacının yasal süresi içerisinde ıslah dilekçesini sunmadığını, mahkemece HMK'nun 181. maddeye aykırı olarak süresinden sonra sunulan ıslah dilekçesine itibar edildiğini, üstelik karar celse ile aynı günde sunulan ıslah dilekçesi ile dosyanın karara çıkarıldığını, süresinde sunulmayan ıslah dilekçesine itibar edilmeyerek ıslahın hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesini kabul etmemekle birlikte ıslah dilekçesi karar celsesi ile aynı gün sunulduğunu,
duruşmada taraflarına tebliğ edilmiş olmasına rağmen tarafına beyanda bulunmak üzere süre verilmediğini, ıslaha karşı cevap verme ve beyanda bulunmak üzere taraflarına süre verilmemesinin hatalı olduğunu, davacının talebini aşar nitelikte karar verildiğini, davacı yan süresinden sonra verdiği ıslah dilekçesinin sonuç kısmında dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL tutara dava tarihinden, 75.883,94 TL tutara ise ıslah tarihinden itibaren faiz talep ettiğini, taleple bağlılık kuralı ihlal edilerek hatalı şekilde talebi aşar nitelikte 76.883,94 TL tutarın tamamına dava tarihinden itibaren avans faize hükmedildiğini, hükmedilen faize,
başlangıç tarihine ve faizin türüne de itiraz ettiğini, davacının talebi zaman aşımına uğradığını, bilirkişi raporunda müvekkili tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler incelenmediğini, taraflarınca sunulan beyan dilekçesindeki hususlar bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerine itibar edilmediğini, bilirkişi raporunun bu yönüyle eksik ve hükme dayanak alınamayacak nitelikte olmasına rağmen rapora itirazlarının reddedildiğini, hasarı artırıcı nedenle oluşan hasarın karşılanmasına poliçe teminatları kapsamında tazminine olanak bulunmadığını,
bilirkişi tarafından ve mahkemece sigorta poliçesi genel ve özel şartları ve bu hususta sundukları itirazların dikkate alınmadığını, aracın ilk çarpma esnasında oluşan hasarının dikkate alınmıdığını, sigortalının gerçek zararına istinaden müvekkilinin tazminat ödemesinin gerçekleştiğini, sigortalı ile hasar konusunda tam mutabakat sağlandığını, kendisinden davaya konu hasar için ibraname de alındığını, bu durumda sigortalının ek tazminat talebinde haksız ve kötüniyetli olduğunu, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu,
olay günü hasarlanan araçta görevli ... tarafından beyan edilen hususlar incelendiğinde meydana gelen zararın sigortalının ve/veya işçilerinin kusurlu davranışlar sebebiyle meydana geldiğinin net bir şekilde ortaya çıkacağını, sürücünün seyir halindeyken yüksek bir ses geldiğini, aracı kenara çektiğini, telefonunun ışığı ile sağa sola baktıklarını, yolumuza devam ederken bir süre sonra aracın ekranında yağ uyarısı geldiğini, yine aracı kenara çektiklerini, kontrol edildiğinde alttan yağ akıttığını gördüklerini, arayarak durumu anlattıklarını, aracı bulunduğu yerden hareket ettirilmemesi,
çekici yollanması gerektiğini, aracın hasarının bu şekilde oluştuğunu beyan ettiğini, ...'ın yollarına devam ederken şeklindeki beyanı da dikkate alındığında sigortalı aracın şoförünün yola devam ederek meydana gelen zarara sebebiyet verdiğini, davacının poliçeden kaynaklı haklarını zayii ettiğini, meydana gelen hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bilirkişi raporunda bu hususun hiç değerlendirilmediğini, ekspertiz raporunda yazılı olan hususların tekrar edildiğini, hasarı arttırıcı nedenle oluşan hasarın karşılanmasına imkan görülmediğini, sigorta kapsamına giren bir olaydan doğmadıkça sigortalı taşıtın mekanik,
elektrik veya elektronik aksamında meydana gelen her türlü bozukluklar, kırılmalar ile lastiklerde meydana gelen hasarların kasko sigorta teminatı dışında tutulduğunu, hasarın imalat hatasından veya mekanik bir arızadan kaynaklanması sebebiyle teminat dışında olduğunun kabulü gerektiğini, temin olunan bilirkişinin araçta meydana gelen hasar hakkında farazi yorum yaptığını, yorumlarına hiçbir teknik gerekçe getirmediğini, aracın ilk çarpma esnasında oluşan hasar sonrası bakım ve onarım yükümlülüklerini yerine getirmeyen araç işleten konumunda davacı şirket, onarılmayan hasar nedeniyle meydana gelen devam zararlardan bizzat sorumlu olduğunu,
ek zararlardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olup, bilirkişi tarafından rakamın ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığını, bilirkişi heyetince ekspertiz raporunun tekrar edilmesi ile yetinildiğini, bilirkişilerin ekspertiz raporu ile bağlı olmadığı gibi ekspertiz raporuna itiraz etme zorunluluğu da bulunmadığını, eskpertiz raporunun her şartta doğru kabul edildiği genel mahkemelerde ekspertiz raporları doğrultusunda hüküm verilmesi gerekeceğini, davaya konu edilen hasarlar üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmaması gerektiğini,
hasarın oluş sebebinin sigorta poliçesi genel ve özel şartları ve bu hususta sunulan itirazların ve davacının poliçeden kaynaklı haklarını zayi ettiği hususunun teknik bilirkişilerce incelenmesi gerektiğini, mahkemece bu yönde ileri sürülen itirazlara itibar edilmediğini, arıza yapmasına rağmen aracı kullanmaya devam ederek davacının hasarı arttırıcı nedenle oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, poliçede yer alan istisna ve muafiyetlere ilişkin klozların ve eksik sigorta ihtimalinin değerlendirilmediğini,
hükmedilen faize başlangıç tarihine ve faizin türüne de itiraz ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek, eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kasko sigorta poliçesi, ekspertiz raporu, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta hukukçusu bilirkişi heyetinden alınan 07/10/2021 tarihli rapor, davalı tarafından dosyaya sunulan ve hasar dosyasında düzenlene rapor, sigortalı araç ruhsatı, hasarlı araç fotoğrafları, çekici faturası, hasar faturası, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün bila tarihli beyanı, otokasko hasar bildirim ve taahhüt belgesi, teslim, ibra, temlik belgesi, davalıyla yetkili servis arasında gönderilen e-mail suretleri, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname sureti, davalı tarafından yapılan ödemeye ilişkin dekont ile davacı tarafından dava dışı yetkili servise yapılan ödemeye ilişkin belge sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
Yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden alınan raporda, sigortalı araçta 86.509,50 TL hasar oluştuğu, 9.625,56 TL'nin davalı tarafından ödendiği, bakiye 76.883,94 TL hasar bedeli kaldığı, aracın onarımının ... Tic. ... A.Ş ...
Şubesi tarafından yapıldığı, onarım bedelinin 76.937.74 TL olarak fatura edildiği, sigorta eksper raporu incelendiğinde aracın şanzımanında meydana gelen hasarların yağ sızıntısı nedeniyle şanzımandaki yağın boşalması sonucu meydana geldiğinin belirtildiği, şanzımandaki yağın boşalması sonucu şanzımanın montajında bulunan ve eksper tarafından tespit edilen parçaların yağsızlık nedeni ile hasar görebileceği, eksper raporu incelendiğinde şanzımanın gövdesinin değiştiğinin görüldüğü, sigorta eksperi tarafından yağ kaçağı olduğu belirtildiğine göre, şanzıman gövdesinde bir çatlak olması durumunun kuvvetle muhtemel olduğu,
şanzıman kutusunda çatlak olması için, ya imalat hatasından ya da şanzıman kutusuna harici bir darbe gelmesinden olabileceğinin düşünüldüğü, sigorta eksperinin de raporunda hasar nedenini cisme çarpma şeklinde belirttiği, nasıl bir çarpma olduğunun belirtilmediği, yapılan piyasa araştırmasında sigorta eksperi tarafından tespit edilen ve faturada yer alan parça kalemleri ile işçilik bedellerinin piyasa rayiçlerinde olduğunun anlaşıldığı, şanzımanın değişen parçalarından takdiren hurda bedeli düşülerek dava konusu aracın gerçek hasar durumunun tespit edildiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ekspertiz raporunda kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kdv dahil 86.563,34 TL olduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafından sigortalıya hasar nedeniyle 9.625,56 TL ödenmiştir.
Davacı tarafından dava dışı yetkili servise 01/02/2021 tarihinde 78.013,90 TL hasar bedeli ödemesi yapılmıştır.
Dava dışı sigortalı araç sürücüsünün bila tarihli beyanında 11/10/2020 tarihinde saat 03:00'de çöpleri toplamak için seyir halindeyken yüksek bir ses geldiğini, aracı kenara çekerek telefonun ışığıyla aracın sağına soluna baktıklarını, fakat bir şey göremediklerini, yollarına devam ederken bir süre sonra aracın ekranında yağ uyarısı geldiğini, aracı kenara çektiklerini, aracı kontrol ettiklerinde alttan yağ aktığını gördüklerini, aracı hareket ettirmediklerini, çekicinin gelmesini beklediklerini beyan etmiştir.
Davacının kaşe ve imzasının yer aldığı 06/11/2020 tarihli teslim, ibra, temlik belgesinde herhangi bir bedel yazılı değildir.
Davalı ile dava dışı yetkili servis arasında gönderilen e-maillerde davalının sigortalı aracın onarımına onay verdiği bilgisi bulunmaktadır.
Davacı tarafından davalıya gönderilen bila tarihli ihtarname ile 78.013,09 TL hasar bedelinin 15 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiş, ihtarname 10/03/2021 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken yağ akıtması sonucu hasara uğradığını, davalının hasar bedelini eksik ödediğini, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi heyetinden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının aracının trafikte seyir halinde iken yağ akıtması sonucu hasara uğradığı, davalının davacı aracının kasko sigortacısı olduğu, hasarın kasko sigorta poliçesi geçerlilik süresi içerisinde meydana geldiği, davalının davacıya hasar nedeniyle 9.625,56 TL ödediği, sigortalı aracın onarım bedelinin ödenen bedelden fazla olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta dava konusu yağ akıtma nedeniyle ne kadar hasar oluştuğu, oluşan hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamına girip girmediği, davacının davalıdan talep edebileceği bir miktar bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalının davacıya yaptığı ödeme ile sorumluluğunun sona erip ermediği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar, TTK'nun 1420/1. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Nitekim, zamanaşımı süresinin iki yıl olduğuna ilişkin bu düzenlemeye, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.10. maddesinde de aynen ve açıkça yer verilmiştir.
İki yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın muaccel olduğu tarihtir. Zarar sigortalarında, alacağın muaccel olduğu gün, sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan beş iş günü olan ihbar süresinin son günüdür.
KTK'nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız eylem niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden ... Borçlar Kanunun'daki haksız fiil düzenlemesinden farklı, özel bir hüküm getirilmiş; bu tür tazminat talepleri için açılacak davalar yönünden zamanaşımı süresi iki yıl olarak belirlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir dava zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
KTK'nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, tedavi giderleri ve/veya ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemi gibi, yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan (dolayısıyla haksız eylemden) zarar gören tarafın açtığı bir dava olması gerekir. Kasko sigortası nedeniyle maddi tazminat talebinin dayanağı ise, sigorta ettiren ve sigortacının tarafı olduğu sözleşmedir.
Anılan hükümde geçen "maddi tazminat talepleri" kavramı ile kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin davadaki maddi tazminat talebinin ilişkilendirilmesi mümkün değildir.
KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında haksız eylem nedeniyle zarar gören üçüncü kişi veya kişiler, zararlarının karşılanması bakımından zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigortacıya başvuruda bulunabilirlerse de, kasko sigorta sözleşmesine dayalı olarak hiçbir zaman “sigortacı kasko şirketine”, hukuki sorumluluğuna dayanarak başvuramazlar.
Haksız eylemin özel bir türü olarak düzenlenen KTK'nun 109/2. maddesindeki yaralamadan veya ölümden dolayı zarar gören üçüncü kişilerin alacak hakkı yönünden açılacak davalarda, haksız eylem aynı zamanda ceza kanunu bakımından suç oluşturmakta ve daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmekte ise, uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanabilir ise de, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat davaların bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır.
Bu durumda kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ve araç hasar bedeli, araç mahrumiyet zararı istemine konu tazminat taleplerinde uygulanacak dava zamanaşımı süresi iki yıldır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih ve 2016/10047 Esas 2019/1448 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/12/2010 tarih ve 2010/17-664 Esas 2010/689 Karar sayılı içtihadı).
Öte yandan, yargı kararlarında ve öğretide kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir (Hukuk Genel Kurulu'nun 20.3.1968 gün ve 9/210 E., 151 K.; 23.11.1966 E.T/593, 296 K.; 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E., 572 K. sayılı ilamları).
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, taraflar arasında akdedilen genişletilmiş kasko poliçesi uyarınca davacının aracı kasko poliçesi teminatı altında olup, zarara konu olay 11/10/2020 tarihinde meydana gelmiştir.
Davacının kasko sigorta tazminatı talebi, KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, eldeki davada uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır. Bir başka anlatımla somut olayda dava zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıldır.
TTK'nun 1446/1. maddesinde sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği hükme bağlanmıştır. Kasko sigortası genel şartları B.1. maddesinde ise sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi halinde rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 iş günü içinde sigortacıya bildirim yapmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
Sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğüne ilişkin yasada açık bir süre belirlenmeyip gecikmeksizin bildirim yapma yükümlülüğü düzenlenmişken kasko sigortası genel şartlarında bu süre açıkça en geç 5 iş günü olarak hükme bağlanmıştır. Bu durumda somut olayın özelliğine göre sigorta ettirenin lehine olan en geç 5 iş günü ihbar süresinin tazminat alacağının muacceliyeti ve bu kapsamda zamanaşımı süresinin değerlendirilmesinde gözetilmesi gerekecektir.
TTK'nun 1427. maddesinde ise sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar).
Somut olayda doğrudan kaza tarihi 11/10/2020 ile dava tarihi 08/07/2021 tarihi arasında yasa hükmünde düzenlenen 2 yılık zaman aşımı süresi dolmadığı gibi ıslah tarihi olan 21/01/2022 tarihi arasında da 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından ihbar süresi ve alacağın muaccel olduğu tarihin tespiti yoluna gidilmemiştir. Bir başka anlatımla, dava tarihi itibarıyla kısmi davaya konu alacak dava zaman aşımı süresi dolmadığı gibi, ıslah edilen kısma ilişkin olarak da kaza tarihi ile ıslah tarihi arasında 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmamıştır.
Davalı vekilinin ıslaha yönelik istinaf itirazları incelendiğinde, HMK'nun 94/1. maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğu, 94/2. maddesinde ise hakimin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebileceği, bu takdirde hakimin tayin ettiği süreye konu işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayacağı, süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar edeceği, kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan tarafın yeniden süre isteyebileceği bu şekilde verilecek ikinci sürenin kesin olduğu, yeniden süre verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
HMK'nun 176 vd. maddelerinde düzenlenen ıslah için kanunun ön gördüğü bir süre bulunmayıp, sadece tahkikat sona erinceye kadar ıslahın yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Davacı yan dava dilekçesinde sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle yaptığı ödemeden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek davalı aleyhine işbu tazminat davasını açmıştır. Dava kısmi dava niteliğinde olup, bilirkişi raporunun ibrazından sonra mahkemece davacı vekiline ıslah dilekçesi sunmak üzere 03/12/2021 tarihli celsede 1 haftalık kesin süre verilmiş ise de kesin süreye uyulmamasının sonuçlarına ilişkin ise herhangi bir ihtarda bulunulmamıştır. Davacı vekilince verilen süre sona erdikten sonra, 21/01/2022 tarihinde ıslah dilekçesi ibraz edilmiştir.
Anılan yasa hükümleri ve yapılan açıklamalar kapsamında somut olaya gelindiğinde, ıslaha ilişkin kanunda düzenlenen bir süre bulunmadığından ıslah için davacı vekiline verilen sürenin yasa nedeniyle kesin süre olduğundan söz edilemeyecektir.
Hakim tarafından verilen kesin sürede ise, kesin süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını kesin süre verilen tarafa ihtar edilmesi gerekir. Somut olayda ise mahkemece davacı vekiline ıslah için 1 hafta kesin süre verildiği halde kesin süreye uyulmamasının sonuçları davacı vekiline ihtar edilmediğinden verilen sürenin usulüne uygun kesin süre olduğundan söz edilemeyecektir.
Bu durumda, ıslah için mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun kesin süre niteliğinde olmadığı, davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinin gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından mahkemece ıslah dilekçesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, ıslah dilekçesinin ibraz edildiği 21/01/2022 tarihli celsede, davalı vekili hazır bulunup, ıslah dilekçesine karşı beyanda bulunmak üzere süre talep etmediğinden davalı vekilinin beyanda bulunmak üzere süre verilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelindiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu bulunduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Olay tarihinde sigortalı araç trafikte seyir halinde iken yağ akıtması sonucu hasara uğramıştır. Bu husus davacı tarafından dosyaya ibraz edilen sigorta eksper raporundan anlaşıldığı gibi, kasko sigortalı aracın hasarlı fotoğraflarından da anlaşılmaktadır.
Dosyaya ibraz edilen kasko ekspert raporunda, sigortalı araçta 86.563,34 TL hasar oluştuğu, yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden alınan raporda, araçta 86.509,50 TL hasar oluştuğu, davalının hasar nedeniyle 9.625,56 TL ödediği, davacının karşılanmayan zararının 76.883,94 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan raporda sigortalı araçta hasara uğrayan parçalar ayrıntılı olarak gösterilmek suretiyle hasar miktarları tek tek gösterilmiştir. Anılan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Hal böyle olunca, mahkemece bilirkişi heyetinden alınan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, alınan bilirkişi raporları ile sigortalının hasarın oluşmasının artmasına sebep olduğuna ilişkin bir tespit yapılmadığı gibi, sigortalı araç sürücüsünün beyanından araçtan ses gelmesi üzerine aracın durdurulduğu, bu sırada araç ekranında yağ ikaz lambasının yanmadığı, araç üzerinde yapılan görsel incelemede bir sorun olmadığının görülmesi üzerine yola devam edildiği, araç ekranında yağ ikaz lambasının yandığı anda aracın durdurulduğu, kullanılmaya devam edilmediği anlaşılmıştır. Açıklanan beyan sigortalının hasarın artmasına sebep olduğuna ilişkin anlatım niteliğinde kabul edilemeyecektir.
Davalı vekilinin faiz türüne ve faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, taraflar tacir olup, ticari nitelikteki sigorta ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkta avans faizi uygulanacaktır. Mahkemece hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde 1.000,00 TL hasar bedelinin faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak belirtilmiş, ıslah dilekçesinde ise ıslah edilen 75.883,94 TL hasar bedeli için faiz başlangıç tarihi ıslah tarihi olarak belirtilmiştir.
HMK'nun 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece taleple bağlılık ilkesi gözetilerek hüküm altına alınan toplam 76.883,94 TL'nin 1.000,00 TL'sine dava tarihinden, 75.883,94 TL'sine ıslah tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken HMK'nun 26. Maddesine aykırılık teşkil edecek şekilde hüküm altına alınan tüm miktara dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi yönünnden kaldırılmasına, davanın kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/789, K. 2024/617, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama