KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/808 E., 2024/911 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/808
- Karar no
- 2024/911
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/11/2019
- Numarası
- 2014/368 Esas 2019/938 Karar
- Davacı
- —
- Davalılar
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/05/2014
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11/09/2024
Karar Metni
1.242 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, kredi borcunun ödenmediğini, kredi hesabının kat edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar ayrı ayrı ibraz ettikleri cevap dilekçelerinde özetle; yetkili mahkemenin Gaziantep mahkemeleri olduğunu, banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacı bankanın bölgedeki olağanüstü durum ve savaş halinin mücbir sebep olduğunu gözetmediğini, kredi geri ödemelerinin ertelenerek kredinin yeniden yapılandırılmasına yanaşmadığını, bu durumda kamu yararı bulunduğunu, talep edilen faizin fahiş bulunduğunu, borçlunun krediyi geri ödemede geri ödememesinin mücbir sebepten kaynaklandığını bildirerek davanın reddini istemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunduğu, kefil olan davalıların kefalet limitleri dahilinde borçtan sorumlu oldukları, icra müdürlüğünün yetkili olduğu, rehin paraya çevrilmeden kefil olan davalılar hakkında takip başlatılabileceği, takip tarihi itibarıyla davalıların borçlarının belirlendiği,
alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin 5.826.483,35 Euro asıl alacak ile 163.526,76 Euro temerrüt faizine, davalı ...'ın 5.833.141,66 Euro asıl alacak ile 135.101,64 Euro temerrüt faizine yapmış oldukları itirazların iptaline, asıl alacaklara takip tarihinden itibaren yıllık %14 temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, toplam alacağa göre belirlenen %20 inkar tazminatı tutarı 3.366.422,71 TL'nin (davalı ...'ın bu miktarın maksimum 3.362.580,07 TL'sinden sorumlu tutulması kaydı ile) davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; reddedilen kısım yönünden kararın hukuka aykırı bulunduğunu, takip talebinde yer alan ve davalıların açıkça itiraz ederek takibin durdurulmasına sebep olduğu euro kredi alacakları dışında kalan TL alacak tutarları ile euro asıl alacak tutarlarına işleyen temerrüt faizi açısından fazlaya ilişkin talepler yönünden davanın kısmen reddi yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
bilirkişi raporlarında da açıkça müvekkilinin somut ve yasal alacak tutarı olarak tespiti yapılan 10.415,66 TL asıl alacak ve 841,20 TL işlemiş faiz alacağının gerekçeli kararda hükme bağlanmaması ve bu nedenle ilgili TL alacak tutarları üzerinden davanın kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde söz konusu masraf kalemleri, ödeme şartları ve işleyecek faiz hususunun açıkça yer aldığını, müvekkilinin sermayesinin %99,08’lik bölümünün Hazine'ye ait olmak üzere bir kamu bankası olarak faaliyetlerini hali hazırda yürüttüğünü,
müvekkilinin kanuni takipteki alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takip süreçleri neticesi tahsil edilecek tutarların bir nevi kamu alacağının tahsili sonucunu doğuracağını, hesap ekstreleri ile alacağı sabit olan müvekkilinin başlatmış olduğu haklı icra takibinde yer alan, dava sürecinde alınan bilirkişi raporlarında da tespit edilen, ancak mahkeme kararında hüküm altına alınmayan bir anlamda kısmen reddi yönünde karar verilen söz konusu TL cinsinden alacak tutarları yönünden mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesi gerektiğini,
müvekkilinin euro cinsinden hüküm altına alınan asıl alacak tutarları açısından kararın hukuka uygun olduğunu, reddedilen fazlaya ilişkin alacak kalemleri açısından istinaf incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkili tarafından başlatılan ve itiraza konu olan icra takibinde yer alan euro ve TL cinsinden tüm alacak kalemlerinin ayrı ayrı yasal olduğunu, dosyaya müvekkili tarafından sunulan hesap ekstreleri, sözleşme ve diğer yazılı delillerle varlığının ispatlandığını,
bu nedenle haklı olarak açılan davada mahkemece kısmen reddolunan dava tutarları üzerinden AAÜT hükümleri gereğince 8.875,52 TL vekalet ücretinin müvekkilinden tahsili ile davalılara verilmesi yönündeki kararın da hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298.maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarına itibar etmelidir. Anayasanın 141/III.maddesi hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur.
Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da inceleme sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, kanun yolu incelemesi kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir deyişle, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK'nın 298/2.maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Mahkemece 21/05/2018 tarihli celsede kısa kararda "Davanın kısmen kabulüne, Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin 5.826.483,35 Euro asıl alacak ile 163.526,76 Euro Temerrüt faizi'ne, davalı ...'ın 5.833.141,66 Euro asıl alacak ile 135.101,64 Euro temerrüt faizine yapmış oldukları itirazların iptaline, asıl alacaklara takip tarihinden itibaren yıllık %14 temerrüt faizi uygulanmasına,
fazlaya ilişkin istemlerin reddine, toplam alacağa göre belirlenecek %20 inkar tazminatının davalılardan alınmasına," şeklinde karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda "Davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin 5.826.483,35 Euro asıl alacak ile 163.526,76 Euro Temerrüt faizi'ne, davalı ...'ın 5.833.141,66 Euro asıl alacak ile 135.101,64 Euro temerrüt faizine yapmış oldukları itirazların iptaline, asıl alacaklara takip tarihinden itibaren yıllık %14 temerrüt faizi uygulanmasına,
fazlaya ilişkin istemlerin reddine, toplam alacağa göre belirlenen %20 inkar tazminatı tutarı 3.366.422,71 TL'nin (davalı ...'ın bu miktarın maksimum 3.362.580,07 TL'sinden sorumlu tutulması kaydı ile) davalılardan alınarak davacıya verilmesine," karar verilerek kısa kararda Euro cinsinden alacak miktarı yönünden itirazın iptaline karar verildikten sonra %20 icra inkar tazminatının toplam alacağa göre belirleneceği belirtildiği halde gerekçeli kararda Euro cinsinden alacak miktarı yönünden itirazın iptaline karar verildikten sonra %20 icra inkar tazminatının TL olarak hüküm altına alınıp,
bu miktardan da davalı ...'ın sorumluluğunun sınırlandırılması ile tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında icra inkar tazminatı yönünden çelişki yaratılmıştır.
Öte yandan, karar tarihinden sonra vefat ettiği anlaşılan davalı ... hakkında da itirazın iptali talebiyle işbu dava açılmıştır. Anılan davalının hüküm kısmının 1 no'lu bendinde ismine açıkça yer verilmemekle hükümde yer alan fazlaya ilişkin istemin reddi kapsamında anılan davalı hakkındaki davanın reddedilmiş olduğu değerlendirildiğinde ise hükmün gerekçesinde kefil olan davalıların kefalet limitleri dahilinde borçtan sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda davalı ... hakkında hüküm kurulmadığının, aksi durumun kabulü halinde ise anılan davalı yönünden gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Anılan husus, kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemizce re'sen gözetilmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin diğer istinaf itirazları incelenmeksizin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/808, K. 2024/911, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama