KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/871 E., 2024/923 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/871
- Karar no
- 2024/923
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/02/2022
- Numarası
- 2020/99 Esas 2022/93 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/02/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11/10/2024
Karar Metni
1.447 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde kaçak elektrik faturası nedeniyle ödenen bedelin tahsili talebi ile açılan alacak davasının kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin ödeme yaptığını belirterek şimdilik 51.389,43 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının rücu edebileceği bir zararı bulunmadığını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün müvekkiline bırakılan alacaklardan olmadığını, kaydi sermaye ilave edilmek suretiyle ikmal edilen borç alacak düzenlemelerinden sonra bilanço kalemlerinde bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığını, devre esas bilanço düzenlemesi ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, icra takibine sebebiyet verdiğini,
davaya ve icra dosyasına ilişkin faiz ve giderleri talep hakkının bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, talebe dayanak davada alacağın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedildiğini, davacının ödemeleri yasal faiz üzerinden yaptığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 24/07/2006 tarihli işletme devir sözleşmesinden önce yapılan ödemenin rücuen tahsili hakkında davacı tarafça ödenen bedelden, işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümler nazara alındığında davalının sorumlu olduğu, hisse satış sözleşmesinin 9.4 maddesinin atfıyla İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca ...'a rücu edilebileceği, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlık dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmadığı gibi davanın İHDS'nin imza tarihinden önce ... aleyhine açılmış olması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 51.389,43 TL'nin ödeme tarihi olan 29/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, dava konusu tutarın müvekkili tarafından ödenmesi halinde mükerrer ödeme olacağını, davacının rücu edeceği bir zararının bulunmadığını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün müvekkiline bırakılan alacaklardan olmadığını, İHDS'nin 7. maddesinde belirtilen 3. Kişinin şirket tüzel kişiliğiyle bağlantısı olmayan kişi olduğunu, rücuya esas asıl davada kendisine ödeme yapılan tarafın hiçbir şekilde üçüncü kişi sayılmayacağını, bu kişinin davacının abonesi olup aralarında abonelik sözleşmesi bulunduğunu,
müvekkilinin dağıtım ve perakende satış lisansı olmadığından bu davaların muhatabı olmasının mümkün olmadığını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının tüzel kişiliğinde ve buna bağlı olarak hak ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik söz konusu olmaksızın sadece davacının hisselerinin el değiştirdiğini, devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, müvekkilinin icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden karara ilişkin yapılan diğer masraf ve faizden sorumlu olmadığını,
davacını sözleşme gereğince gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davanın ve takibin hiçbir aşamada müvekkiline bildirilmediğini, alacağın avans faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmeyeceğini, dayanak davada alacağın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedildiğini, ödemelerin yasal faiz üzerinden yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Araban Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/05/2007 tarih 2007/57 Esas 2007/114 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, 03/11/2003 tarihli kaçak elektrik tutanağı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, davacının 03/11/2003 tarihli kaçak elektrik tutanağı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/06/2009 tarih 2008/471 Esas 2009/357 Karar sayılı ilamının incelenmesinde ise, davacısı ..., davalısı ... olup, 03/11/2003 tarihli kaçak elektrik tutanağı nedeniyle borçlu olmadığı halde ödeme yaptığı, haksız ödenen bedelin davalıdan tahsili talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 33.752,63 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür.
Gaziantep 3. İcra Müdürlüğünün 2009/5591 sayılı icra takip dosyası ile, Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/06/2009 tarih 2008/471 Esas 2009/357 Karar sayılı ilamına dayanılarak, alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine toplam 43.416,81 TL'nin tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı, davacının icra dosyasına 03/02/2010 tarihinde 51.389,43 TL yatırdığı görülmüştür.
Yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 09/02/2021 tarihli ön bilirkişi raporunda, eksik belgeler belirtilmiş, istenen belgelerin ikmalinden sonra alınan 22/09/2021 tarihli ek raporda ... tarafından kaçak elektrik tutanağı sonucu ... Müessese Müdürlüğüne yapılan 18.397,15 TL tutarındaki fazla ödemenin ödeme tarihinin 24/07/2006 tarihinden önce olduğu, davacının icra dosyasına 51.389,49 TL ödediği tespit edilmiştir.
Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13/06/2022 tarih ve 2021/357 Esas 2022/4801 Karar sayılı ilamında. "Dava, dava dışı ... Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli adı altında haksız yere tahsil edildiği iddia olunan paranın istirdadına ilişkin dava sonucunda mahkemece istirdadına karar verilen paranın davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmesi üzerine, ödenen bu paranın davalı ...’tan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, ...
A.Ş. tarafından ... Ltd. Şti.’den kaçak elektrik bedeli olarak tahsil edilen paranın mahkemece istirdadına karar verilmiş olup, hükmolunan para hisse devir sözleşmesinden önce 17.02.2009 tarihinde davacı tarafından adı geçen şirkete ödenmiştir. Kaçak elektrik bedelini tahsil eden ... A.Ş. daha sonra unvan değişikliği ile ... olmuş, mahkemece hükmolunan bedel, tahsilatı yapan ... (... A.Ş) tarafından mahkeme kararına istinaden ilgilisine iade edilmiştir.
Davacı ...’ın, daha önce haksız tahsil ettiği parayı mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemez. Uyuşmazlığın 29.05.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklandığının kabulü de mümkün değildir. Bu halde davacının, davalıya rücu koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." denilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki ilamında da belirtildiği üzere, hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 29/05/2013 tarihinden önce, İHDS tarihinden sonra 03/02/2010 tarihinde davacı tarafından dava dışı ... tarafından başlatılan icra takibi sonucu icra dosyasına ödeme yapıldığı, istirdatı talep edilen bedeli tahsil eden davacı tarafından Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/06/2009 tarih 2008/471 Esas 2009/357 Karar sayılı kararına istinaden dava dışı ...'ya iade edilmiş olup, davacının daha önce haksız tahsil ettiği bedeli anılan mahkeme kararına istinaden iade etmiş olmasına göre davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Uyuşmazlığın da 29/05/2013 tarihli hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü mümkün değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının davalıya rücu koşullarının gerçekleşmediği, davacının daha önce haksız tahsil ettiği bedeli anılan mahkeme kararına istinaden iade etmiş olduğu, davacının malvarlığında bir eksilmeden ve davalının sorumluluğundan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın hisse devir sözleşmesinden kaynaklanmadığı gözetilerek bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/871, K. 2024/923, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama