KÜNYE
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/933
- Karar No
- 2024/1024
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2024
Karar Metni
1.876 kelime·9 dk okuma·22 bölüm
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 20 Esas 2024/ Karar T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/933
KARAR NO : 2024/1024
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/02/2022
NUMARASI
2021/76 Esas 2022/85 Karar
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVA
Alacak (İşletme hakkı devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2021
KARAR TARİHİ : 04/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/10/2024
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rucüen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...Elektrik Dağıtım A.Ş’nin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi neticesinde kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirmesi suretiyle kurulduğunu ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi olan tamamen özel hukuk hükümlerine tabi bir ticaret şirketi olduğunu, özelleştirme sürecinde davalı ile müvekkili şirket arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını ve 28.06.2013 tarihinde Hisse Satış Sözleşmesi akdedildiğini, dağıtım faaliyetlerinin ... tarafından yürütüldüğü sırada dava dışı ...'ın maliki olduğu ...
Parsel numaralı taşınmaza ...'ın kamulaştırmasız el atması nedeni ile müvekkili aleyhine Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/670 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın kabul edildiğini ve kesinleştiğini, kesinleşen karar uyarınca Siirt İcra Müdürlüğü 2013/2860 sayılı icra dosyasına 18.11.2014 tarihinde 13.188,77 TL ödeme yaptıklarını, anılan sözleşme hükümlerine göre müvekkili şirket tarafından ödenen bedelin sorumluluğunun davalı ...’ta olduğunu,
Yargıtay’ın bu yönde emsal kararları bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ...’ın sorumluluğunda olduğu iddia olunan fakat davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığı belirtilen 13.188,77 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, derdestlik, zaman aşımı ve kesin hüküm itirazları ile birlikte, özelleştirme modeli gereği bilanço çalışmaları yapılarak şirket tarafından devre esas mizan düzenlendiği ve beyan edilen mizan kayıtları esas alınarak devre esas bilanço düzenlendiği, bu suretle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiği, bu nedenle 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyeleriyle ilgili gerçekleştirilen iş ve işlemlerle ilgili olarak, hisselerin el değitirmesinden önce bitmiş ve neticelenmiş her türlü işlemin sorumluluğunun şirkete ait olduğu,
...’tan herhangi bir talepte bulunulmasının ihale şartnamesi ve hisse satış sözleşmesi hükümlerine aykırı olacağını, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmelerine ilişkin uygulamalarda Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması ile hisseleri el değiştirerek özel sektöre devredilen şirketin tüzel kişiliği, hakları, borç ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, şirketin hisse devri öncesi ve sonrasına ilişkin sorumluluklarının aynen devam ettiğini, % 100 hissesini ...'dan devir almış olan davacı şirket tarafından Hisse Devri Sözleşmesi imzalanarak bu durumun da kabul edildiğini,
özelleştirme işlemlerine ilişkin düzenlemeler gereği şirketin tüzel kişiliğinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisse devri yapılmakta olduğundan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, İhale Şartnamesi ve Hisse Devri Sözleşmesi hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının esas bilanço tarihi olan 30.08.2013 tarihinden önce yapılan ödemeyi talep etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, bahse konu ödemelerin devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, davacının yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediğini, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 18.6. maddesinde yer alan “Şirket,
(...) bu sözleşmeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere başkaca bir kamu kurum veya kuruluşundan talepte bulunulamayacağını, (...) ...’tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder.” hükmü gereğince davacı şirketin dava konusu ettiği alacaklara ilişkin talepte bulunmayacağını, müvekkil kurumun icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizlerden sorumlu olmadığını, Teftiş Kurulu Başkanlığının raporuna konu dosyaların yalnızca ...
Genel Müdürlüğü adına yapılan incelemeler ve soruşturmalar sonucunda hazırlanan müfettiş raporlarında yer alan ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil tanımlaması taşıyan tazminat taleplerine ilişkin olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece. Taraflar arasındaki işletme hakkı devri sözleşmesi 7.2 maddesi hükümlerine göre davacının sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkan idari ve hukuki ihtilafları derhal davalıya ihbar yükümlülüğünün olduğu anlaşıldığı, Siirt 2 Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ve takibin davalı ...'a ihbar edilmediği görülmekle.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21 Hukuk dairesinin emsal kararlarında davanın ...'a ihbar edilmemesi halinde hükümden sonra ortaya çıkan alacaktan ve icra giderlerinden ...'ın sorumlu olmayacağı şeklindeki kararları gözetilerek alınan ek bilirkişi raporunda davalıya rücu edilebilecek miktar 14.312,27 TL olarak hesaplanmakla davacı tarafça ödenen miktar 13.188,77 TL olduğu anlaşıldığından bu miktar üzerinden açılan davanın kabulüne, 13.188,77 TL'nin ödeme tarihi olan 18.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda İHDS'nin 7.4 maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının 3.kişi konumunda bulunmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, tescil durumunun bilinmediğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davanın mülkiyete ilişkin olması hususu dikkate alınmadan ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın 25/05/2006 tarih 5013 sayılı talimatı doğrultusunda ...... ve ... arasında kısmi bölünme işlemleri gerçekleştirilerek bilançoların yeniden yapılandırıldığını, yapılandırılma neticesinde dağıtım şirketinin aktifinde yer alan bazı alacaklar ile dağıtım şirketinin muhasebe kayıtlarında yer alan son ay faturası dışında kalan TETAŞ ve TEİAŞ olan ticari borçları ve ticari borç alacakları dışındaki diğer borç ve alacakların ... ile ilişkili olanları ...'a devredilmiş, bu bilanço kalemleri dışındaki diğer kalemler dağıtım şirketi bilançosunda bırakıldığını, avans faizi talep edilemeyeceğini,
faiz ve icra giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden kaynaklı rücuen alacak istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/670 Esas sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının ..., davalısının ...... olup, 28/12/1998 tarihinden önce dava konusu taşınmaza el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atma nedeniyle maddi tazminat istemli dava sonucu 9.946,82 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihi olan 27.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 01.04.2015 tarih 2015/614 Esas 2015/6538 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onama kararı ile kesinleştiği,
Siirt İcra Müdürlüğü'nün 2013/2860 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ...... olup, alacaklı tarafından Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/670 Esas sayılı ilamına dayalı 9.997,43 TL asıl alacak, 743,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.740,89 TL üzerinden ilamlı icra takibi başlatıldığı, davacı vekilinin hesabına 18.11.2014 tarihinde 13.188,77 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ... tarafından Kamulaştırmasız El Atmadan ötürü ...... aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda açılan davanın kabulüne, 9.946,82 TL tazminatın dava tarihi olan 27/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davalı kurum lehine irtifak hakkı tesisine karar verildiği,
bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 01.04.2015 tarih 2015/614 Esas 2015/6538 Karar sayılı sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı ve kesinleştiği, dava dışı 3.kişinin kesinleşen karardan kaynaklanan alacağının tahsili talebi ile ...
Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü aleyhine icra takibi başlattığı, davacının kesinleşen karar nedeniyle, 18.11.2014 tarihinde 13.188,77 TL ödendiği, dayanak alacak mülkiyet hakkına dayandığından davacı şirketin davalı şirkete söz konusu dayanak dava ve icra dosyasından ihbarda bulunması gerektiği, davacının ise bu konuda ihbarda bulunmadığından ancak dayanak ilamda hüküm altına alınan 9.946,82 TL asıl alacak, 1.500,00 TL vekalet ücreti,
608,95 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 12.055,77 TL talep edebileceğinden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K.
Sayılı emsal kararı). Rücuya dayanak davada hüküm altına alınan alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olması tarafların tacir sıfatı nedeniyle hüküm altına alınan alacağın avans faizi uygulanmasını ortadan kaldırmayacaktır. Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/933, K. 2024/1024, 4 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama