İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/978 K.2025/312

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

Esas2022/978Karar2025/312Tarih21 Mart 2025Okuma11 dk · 2.181 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/978
Karar No
2025/312
Karar tarihi
21 Mart 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.181 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE ... MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/03/2022

NUMARASI ...

DAVA

İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 17/09/2020

KARAR TARİHİ : 21/03/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2025

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette ortak ve şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin sermaye taahhüdünü yerine getirdiğini, sermaye borcu dışında davalı şirkete muhtelif tarihlerde yaptığı ödemeler nedeniyle davalı şirketten alacağı bulunduğunu, şirketten olan alacağının defter kayıtlarıyla sabit bulunduğunu, şirketten olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasının tüketim ödüncü sözleşmesine ilişkin olduğunu, ödünç alanın ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemlerinin diğer tarafın bu konuda temerrüte düşmesinden başlayarak 6 ayın geçmesiyle zaman aşımına uğradığını, davacının alacağının bu kapsamda zaman aşımına uğradığını, davacının muaccel bir alacağı olmadığını, muaccel olmayan alacağın tahsili için dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını bildirerek davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalının özsermaye savunmasına dayanak herhangi bir delil sunmadığı gibi davacı tarafından temin edilen paraların davalı şirketin işletmesinde kullanıldığının da kanıt yükü kendisine düşen davalı tarafından kanıtlanamadığı, aksi kabulde dahi dosyaya gönderilen banka dekontlarında yer alan havale miktarları ve ilgili hesap dönemleri de gözetildiğinde şirket özsermayesinin üç katını aşma koşulunun gerçekleşmediği, davalının dava konusu paraların özsermaye niteliğinde aktarım olduğu ve istirdat edilemeyeceğine ilişkin savunmasına itibar edilemediği,

bahse konu 7.500,00 TL ödemenin ise davacının havale iradesi ve ekstre ile dekont içeriği birlikte gözetilerek davacı tarafından davalıya özsermaye aktarımı olarak kabul edildiği, davacının bu miktarın istirdaten iadesini talep edemeyeceği, her ne kadar davacı tarafından davalıya 2013-2020 yılları arasındaki hesap dönemlerine para aktarımı yapıldığı ileri sürülmüş ise de, dosyaya celp edilen banka dekontları ve ekstre içeriklerinden söz konusu aktarımların 2015-2019 yılları arasında gerçekleştiği, 2013 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen bir para aktarımı bulunmadığının anlaşıldığı,

anonim şirket ortaklarının şirketle aralarındaki davaların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, itirazın iptali davasının 17/09/2020 tarihinde açıldığı, 2014 yılı devir bakiyesi alacağı olarak dosyaya sunulan bilirkişi asıl ve ek raporlarında tespit edilen ortaklara borçlar hesabında görünen 26.730,05 TL alacağın davanın açıldığı tarih itibariyla zamanaşımına uğradığı, 7.500,00 TL özsermaye niteliğindeki aktarım miktarı ile zamanaşımına uğradığı sabit olan 26.730,05 TL alacak dahil olmak üzere toplam 34.230,05 TL alacağın davacı lehine hüküm altına alınmasının mümkün olmadığı,

denetime elverişli görülmekle benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporunda hesaplanan davacı alacağının taleple bağlı kalınarak belirlenen 2.098,720,13 TL toplam alacaktan 34.230,05 TL alacağın mahsubu ile bakiye 2.064.490,08 TL alacağı davacının takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına vaki haksız itirazının kısmen iptaline, takibin 2.064.490,08 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip talebindeki koşullarda işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 412.898,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat yükünün müvekkili şirkete değil, tam tersine davacıya ait olduğunu, davacının yaptığı ödemenin müvekkili şirkete ortak sıfatıyla borç para olarak ve ödünç ilişkisi çerçevesinde verildiğini ispat etmesi gerektiğini, derdest davada müvekkili şirketin davacının hissedar ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu müvekkili şirkete ödediği paranın öz sermaye olduğu ve müvekkili şirketin işletmesinde kullanıldığını savunduğunu, müvekkili şirketin bu savunmasının gerekçeli inkar olup, havalenin kural olarak bir borç ödeme vasıtası olduğunu,

dekontlarda başka amaçla havale yapıldığına ilişkin bir açıklama da bulunmadığına göre ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğunu, davacının dosya kapsamındaki delillerle iddiasını ispatlayamadığından, davacıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile ispat külfeti ters çevrilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, anonim şirketlerde hissedarlar şirkete ödedikleri sermaye payını geri isteyemedikleri gibi, şirketin de hissedarlara ödenen sermaye paylarını herhangi bir şekilde geri veremeyeceğini, sermaye payını geri ödeme yasağının,

şirket ana sermayesinin hissedarlara uygun olmayan kar dağıtımları veya herhangi bir menfaat sağlanması yolu ile azaltılmasını önlemeyi amaçladığını, sermaye payını geri ödeme yasağı alacaklıların yanı sıra hissedarlar açısından da önem arz ettiğini, bu yasağın kimi hissedarlara sermaye payının geri ödenmesi neticesinde ortaya çıkabilecek hissedarlar arasında eşitsiz uygulamayı da önlediğini, bu konuda alınmış bir genel kurul kararı olmadığı gibi, davacıya yapılacak ödemenin şirketten alacaklı olan kişilerin alacaklarını alamama tehlikesini de doğuracağını, anonim şirketin sermaye ortaklığı olduğunu,

sınırlı sorumluluk ilkesi gereği şirket alacaklılarının hakları ve pay sahiplerinin menfaati açısından, şirketin devamı süresince bu sermayenin korunması gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararında bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemesinin hukuka aykırı hüküm verilmesine yol açtığını, davacının hem hissedar hem de yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu müvekkili şirkete, yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu yıllarda borç vermişse, tüketim ödüncü sözleşmesi kapsamında ve TBK'nun 389. maddesi uyarınca alacağının zamanaşımına uğradığını, çünkü ödünç alanın,

ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemlerinin, diğer tarafın bu konuda temerrüte düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, davacının müvekkili şirkete 2013-2014-2015-2016-2017-2018 ve 2019 yıllarında borç verdiğini beyan ettiğinden, davacının alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, hükmedilen icra inkar tazminatının da haksız olduğunu, alacak likit değilse borçlunun itirazında haklı bulunduğunu, müvekkili şirketin,

takip tarihi itibariyle borca itirazında haklı olduğundan ve takip konusu alacak likit değil yargılamaya muhtaç olduğundan, icra inkar tazminatı talebinin reddi yerine kabulünün hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali davasının reddi halinde, kötü niyet tazminatına hükmedilebileceğini, hem hissedar hem de yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu şirketin, dava konusu edilen kısım ve tutardaki borçtan sorumlu olmadığını bilmemesi mümkün olmayacağından, haksız ve kötü niyetli olduğu da sabit olduğu halde kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin hukuka aykırı bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,

davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; şirket ortağı tarafından şirkete verilen ödünç paranın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Türkiye ... Sicil Gazetesi suretleri, ... Bankasına yazılan müzekkere cevabı, banka dekontları, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2020/4449 sayılı takip dosyası, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 05/03/2021 tarihli kök, 30/12/2021 tarihli ek rapor dosya içerisinde yer almaktadır.

Dava konusu Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2020/4449 sayılı icra takip dosyasında, davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 2.098.720,13 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalı borçlu vekilinin 28/06/2020 tarihinde 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, iş bu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.

Yargılama aşamasında davalı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi kök raporunda, davalı şirketin 2013-2020 yılında yapılan nakit ödeme ve tahsilatlar neticesinde ortağı olduğu davacının dava tarihi itibarıyla 2.184.720,13 TL alacaklı olduğu, taleple bağlı kalınarak 2.098.720,13 TL'nin dikkate alınması gerektiği, davacı ve diğer ortağın şirketin kuruluşundan itibaren sürekli şirkete nakit destekte bulundukları, sermaye artırımına gitmedikleri, alacakları karşılığında faiz tahakkuku veya adatlandırma yapmadıkları yönünde kanaat bildirilmiştir.

İtiraz üzerine alınan ek raporda, kök rapordaki görüş tekrar edilerek şirket ortaklarının sürekli olarak şirkete finansal destek verdiği, 2019 yılı sonu itibarıyla şirketten davacının 2.098.720,13 TL, diğer ortağın ise 2.584.020,06 TL alacaklı olduğu, şirketin neden sermaye artırımına gitmediğinin anlaşılamadığı tespit edilmiştir.

Davacı yan ortağı olduğu şirkete ödünç para verdiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacının davalı şirket ortağı olduğu, şirkete verdiğini ileri sürdüğü ödünç paranın tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, davacının davalı şirkete ödünç verdiğini ileri sürdüğü paranın geri verilmesi için icra takip tarihinden önce davalıya herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının muaccel bir alacağının olup olmadığı, davacının dava konusu icra takibini başlatmasının yasaya uygun bulunup bulunmadığı, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı yan ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu davalı şirkete çeşitli tarihlerde ödünç para verdiğini, ödünç verdiği paranın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek işbu itirazın iptali davasını açmıştır.

TBK'nun 386. maddesinde tüketim ödüncü sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanında aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Davacının işbu davaya konu iddiası karşısında taraflar arasında ileri sürülen ilişki tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.

Tüketim ödüncü sözleşmesi uyarınca verilen ödüncün geri verme zamanı ise TBK'nun 392. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa, ödünç alan ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü olmayacaktır.

Somut olayda davacı yan davalı şirkete verdiği ödüncün belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağının kararlaştırıldığına ilişkin bir iddia ileri sürmediği gibi, bu yönde dosyaya sunduğu bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır.

Açıklanan bu durum karşısında davacının işbu davaya konu ettiği davalıya verdiğini ileri sürdüğü ödüncü, ödünç alan davalı şirket ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe geri verme yükümlülüğü altında değildir. Bir başka anlatımla, takip tarihi olan 19/06/2020 tarihinden önce davacı tarafından davalı şirkete verilen ödüncün geri istendiği, bu tarihten itibaren de 6 haftalık yasal süre geçtikten sonra icra takibinin başlatıldığı davacı alacaklı tarafından ispatlanamadığından takip tarihi itibarıyla davacının muaccel hale gelen bir alacağının varlığından söz edilemeyecektir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02/05/2024 tarih 2023/973 Esas 2024/3493 Karar sayılı ilamı).

Muaccel bir alacağın dava konusu icra takip tarihinde bulunmaması halinde ise davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Hukuki yarar ise HMK'nun 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekecektir.

Hal böyle olunca, mahkemece taraflar arasında tüketim ödüncü sözleşmesi bulunduğu, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağının kararlaştırıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı, ödünç aldığı ileri sürülen davalının, davacının ilk isteminden başlanılarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü olmadığı, davacının takip tarihinden önce davalıdan ödüncün geri verilmesini istediği ve bu tarihten itibaren 6 haftalık sürenin geçtiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, takip tarihi itibarıyla davacının alacağının muaccel hale gelmediği,

muaccel olmayan bir alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Öte yandan, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğinden, davacının icra takibi başlatmakta haksız ve kötüniyetli olup olmadığı değerlendirilemeyeceğinden davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir.

Muaccel hale gelmeyen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine hükmedildiğinden Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı gözetilerek yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi gereğince KABULÜNE,

2-Ankara 4. Asliye ... Mahkemesi'nin 23/03/2022 tarih ve 2020/443 Esas 2022/224 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

B)1-Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2. maddesi ve 115. maddesi gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,

2-Davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

3-Alınması gereken 615,40 TL karar ilam harcının peşin alınan 25.347,30 TL peşin harç ile 10.493,60 TL icra peşin harcından mahsubu ile fazla alınan 35.225,5 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7-Davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 149,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-HMK'nın 333/1. maddesi gereğince harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

C)1-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 35.256,40 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine,

2-Davalı tarafın istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 100,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 320,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2025

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/978, K. 2025/312, 21 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. Esas No
  6. Türk Milleti Adına
  7. Karar
  8. İncelenen Dosyanın
  9. Mahkemesi : Ankara 4. Asliye ... Mahkemesi
  10. Tarihi : 23/03/2022
  11. Dava
  12. Dava Tarihi : 17/09/2020
  13. Karar Tarihi : 21/03/2025
  14. Gerekçeli Kararın
  15. Yazıldığı Tarih : 21/04/2025
  16. Dava
  17. Cevap
  18. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  19. İstinaf Sebepleri
  20. Hukuki Nitelendirme, Delillerin Ve İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/978
Karar No
2025/312
Tarih
21 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/981 K.2025/246
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/981 K.2025/219
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/982 K.2025/307
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/983 K.2025/200
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/983 K.2025/281
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/985 K.2025/159

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.