KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2023/511 E., 2024/1051 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi Davalılar
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/511
- Karar no
- 2024/1051
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/02/2021
- Numarası
- 2019/593 Esas 2021/54 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/11/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/10/2024
Karar Metni
1.387 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 12/06/2015 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli-limitli genel kredi sözleşmesinin gerçek kişi davalılar tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, müşteri talebi üzerine 15/04/2019 tarihli ve toplam 200.000,00 TL bedelli teminat mektupları tanzim edildiğini, borçların ödenmemesi üzerine Ankara 20. Noterliğinin 07/05/2019 tarih ve 06055 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile asıl borçlu şirket ve kefillerine kredi nedeniyle 102.498,90 TL,
15/04/2019 tarihine kadar toplam 200.000,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı faiz ve eklentileri sebebiyle 189.837,20 TL borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, akabinde Ankara 22. İcra Dairesinin 2019/12658 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinde bulunulduğunu, borçlu ve kefillerin borca itiraz ettiklerini belirterek takip tarihi itibariyle işleyecek faiz hariç ihtarnameden sonra yapılan ödemeler anaparadan düşülmek suretiyle alacaklarının tahsilini teminen takip dosyasındaki yapılan takibin devamına,
haksız ve kötü niyetli itirazların iptaline ve borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı banka arasında akdedilen GKS ile imza tarihinde taraflar arasında belirlenebilir borç ilişkisinin bulunmadığını, bu nedenle sözleşme uyarınca imza edilen müteselsil kefillik hükümlerinin de geçersiz olduğunu, davalı gerçek kişilerin sorumluluklarının bulunmadığını, asıl borcun belirli veya en azından kefalet anında belirlenebilir olmasının gerektiğini, kefalet sözleşmesinde kayıtsız, şartsız olarak bir kredi borcunun tekeffülü halinde dahil kefil belli bir kredi borcunu bazı hususlara uyulması şartıyla tekeffül ettiğini iddia edebileceğini,
bir kimsenin bir kredi borcuna kefil olduğu halde gerçekte bir kredi tahsisinin söz konusu olmaması, kredi olunan belli ferdileştirilmiş borç tahakkuk etmemiş olduğunu, bu haliyle de tahakkuk etmemiş borç nedeniyle davalı davalıların, davalı şirket ile akdedilen sözleşme nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı banka tarafından sözleşme tarihinde asıl borçlu davalı şirkete Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi alacağından, davalı asıl borçlu şirket sözleşme tutarı kapsamında, diğer davalılar ise bu sözleşmede müteselsil kefil olarak kefalet tutarı kapsamında sorumlu olduğundan bahisle, davalılarının Ankara 22. İcra Dairesinin 2019/12658 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 102.498,90 TL asıl alacak 12.097,01 TL işlemiş faiz, 604,85 TL BSMV olmak üzere toplam 115.200,76 TL üzerinden devamına,
102.498,90 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40 oranında temerrüt faizi işletilmesine, davalının takibe itirazda haksız olduğu dikkate alınarak devamına karar verilen asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 23.040,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket ile davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ile imza tarihinde taraflar arasında belirlenebilir borç ilişkisinin de bulunmadığını, bu itibarla da genel kredi sözleşmesi uyarınca imza edilen müteselsil kefillik hükümlerinin de geçersiz olacağını, belirsiz bir alacak için kefalet ilişkisi kurulamayacağından hareketle bu borçtan dolayı davalılar ... ve ...'in sorumlulukların bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin/hükmünün geçerli olabilmesi için her şeyden önce geçerli bir borcun varlığına ihtiyaç olduğunu,
geçerli olmayan kefillik ilişkisine binaen talep edilen, imza tarihinde belirli olmayan borç nedeniyle davalı ... ve davalı ...'den itirazın iptaline konu takip nedeniyle borcu bulunmadığını, kefilin asıl borçludan daha ağır bir sorumluluk altına giremeyeceğini, diğer bir ifade ile kefil kefalet sözleşmesini kurduğu anda var olan asıl borcun miktarı kadar sorumlu olduğunu, davacı banka vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesi ile cevaba cevap dilekçesinde Genel Kredi Sözleşmesi'nin 1.000.000TL üzerinden kurulduğunun belirtildiğini, davalılardan ... ve ...
1.250.000TL kefil sıfatına haiz olduğu belirtildiğini, temerrüt faizi bakımından sözleşme gereği uygulanması gereken faiz oranlarının kanunen geçersiz olduğunu, anapara faizi ve temerrüt faizine üst sınır getiren TBK m. 88 ve TBK m. 120 hükümlerinin ticari faizlerin (TTK m. 8 ve TTK m. 9) bakımından uygulanabileceğinden kanunen üst sınırın üstündeki temerrüt faiz istemlerinin de reddi gerektiğini, bu halde “Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranının, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına,
Ankara 22. İcra Dairesi'nin 2019/12658 Esas sayılı icra takibinin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalıların Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12958 E., sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olup olmadığının tespitine ilişkin İtirazın İptali davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamında yer alan Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12658 E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklısının ... Bankası A.Ş (Davacı), borçlusunun davalılar ... Dayanıklı Tüketim Malları Pazarlama San. ve Tic. Ltd.
Şti, ... ve ... olduğu, alacaklı tarafından 17/09/2019 tarihinde başlatılan icra takibi ile davacı ile davalı Şirket arasındaki Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibi ile davalı asıl borçlu ve davalı kefiller yönünden Ticari Kredi Sözleşmesinden ve ihtarnameden kaynaklanan 103.287,90 TL asıl alacak, 12.097,01 TL işlemiş faiz, 604,85 TL BSMV toplamı 115.989,76 TL'nin tahsilinin talep ediliği, ödeme emrinin 30/09/2019 tarihinde borçlulara tebliği üzerine, 04/10/2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği,
davacının İİK'nun 67. maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde itirazın iptali davası açtığı görülmüştür.
Davacı vekili 16/09/2024 tarihli dilekçesinde özetle; dosya borcunun ödendiği ve davanın konusuz kaldığını, 08/10/2024 tarihli dilekçesinde özetle ise vekalet ve yargılama gideri bulunmadığını beyan etmiştir. Davalılar vekili 03/10/2024 tarihli dilekçesinde özetle; dosya borcu tahsil edildiğinden davanın konusuz kaldığını, vekalet ücreti talepleri bulunmadığını bildirerek dosyanın kapatılmasını talep etmiştir.
Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde; davacı bankanın davalılar aleyhine Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12658 Esas sayılı dosyada başlattığı ilamsız icra takibine konu borcun, davalılarca ilk derece mahkemesince hüküm verildikten sonra ödemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı, davanın konusuz kalması halinde mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haksız olduğu tespit edilip, o tarafın yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmesi gerekeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerinin de bu yönde olduğu,
bu nedenle somut olayda da her ne kadar davalı tarafça dava açılmasına sebebiyet verildiği, başka bir anlatımla, davacının dava açmakta haklı bulunduğu anlaşılmakta ve davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekiyor ise de, davacı vekilinin 08/10/2024 tarihli talep dilekçesi ile bu hususlarda talebi olmadığını beyan etmiştir.
Hal böyle olunca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, karar tarihinden sonra davanın konusuz kaldığı gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin talebi gözetilerek, HMK'nun 26. maddesi göz önünde bulundurularak davalı yararına icra inkar tazminatına, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/511, K. 2024/1051, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama