KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/489 E., 2025/411 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/489
- Karar no
- 2025/411
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/01/2025 (Ara Karar
- Numarası
- 2025/80 Esas
- Talep
- İhtiyati tedbir
- Talep tarihi
- 29/01/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/05/2025
Karar Metni
1.097 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilleri ve dava dışı asıl borçlu hakkında icra takibi başlattığını, asıl borçlu hakkındaki takibin iptal edildiğini, kefilin borcunun asıl borca bağımlı olduğunu, zorunlu takip arkadaşlığının söz konusu olduğunu, davalının asıl borçlu hakkında usulüne uygun hesap katı gerçekleştirilmeden, yasaya uygun muacceliyet ihbarında bulunmadan kefil olan müvekkillerine karşı takibe giriştiğini, hesap kat ihtarının tebliği bulunmadığını, borcun asıl borçlu yönünden muaccel hale gelmediğini, asıl borçlunun temerrüte düşmediğini,
asıl borçlu şirkete doğrudan takip yapılmasının mümkün olmadığını, asıl borçlu şirket yönünden oluşan hukuka aykırılığın kefil olan müvekkilleri yönünden de sonuç doğuracağını, davalının müvekkillerine gönderdiği usulüne uygun muacceliyet ihtarı bulunmadığını, kat ihtarının müvekkillerinin henüz 18 yaşını doldurmamış kızlarının imzasına tebliğ edildiğini, bu yönüyle de kat ihtarının yasanın aradığı şartları taşımadığını, takibe konu asıl alacağın 1 yıllık sürede ödeme yapılmadığı halde ciddi anlamda düşme gösterdiğini, takibin asıl borcun üzerinde başlatıldığını, asıl borcun miktarının tam olarak ortaya konulmadığını,
bankanın hesaplar arası hareket ve kendi kayıtlarındaki karışıklık nedeniyle takipler arasında farklılık bulunduğunu, kgf kredileri hakkında 162 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile yapılandırma teklif edilmeden tazmin sürecine geçilmemesi yönünde alınan karara aykırı biçimde takip başlatıldığını, alacağın taşınır rehni ile teminat altına alındığını, rehin paraya çevrilmeden kefiller hakkında takip başlatıldığını, kefaletin yasanın aradığı şekil koşullarını taşımadığını, alacağın taşınır rehni ile teminat altına alınması durumunda asıl borçluyu takip etmeden alacaklının kefile başvuramayacağını,
kefil olan müvekkili ...'in hem borçlu hem de ipotek veren olduğunu, önce ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini, takibe konulan alacak miktarının tümüyle yanlış olduğunu, takip tarihi itibarıyla alacağın muaccel hale gelmediğini, müvekkillerinin hangi gks ve kefalet sözleşmesindeki tutar yönünden sorumlu olduğunun belirsiz olduğunu, kefaletin geçerlilik şartlarından belirlilik ilkesinin ihlal edildiğini, müvekkili ...'ın kefalet limitinin çok üzerinde takibe geçildiğini, krediye kefil olmadan önce kullanılan kredilerden anılan kefilin sorumlu tutulamayacağını,
takipte sözleşmede kararlaştırılan oranın üzerinde faiz işletildiğini, kefilin borca yetecek miktarda taşınmaz haczinin bulunduğunu belirterek müvekkillerinin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin müvekkilleri yönünden iptaline, %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca asıl borçlunun borcuna teminat olarak yüksek değerde taşınmaz rehni bulunduğunu, dava tarihinde borcu faiziyle karşılayabilecek teminatın asıl borçlu dolayısıyla müvekkilleri açısından mevcut bulunduğunu, müvekkillerinin haksız takip nedeniyle ticari hayatı altüst olduğundan maddi güçlerinin kalmadığını,
haksız takip nedeniyle daha fazla zarara uğramalarının engellenmesi için haklarında başlatılan takibin tedbiren durdurulması gerektiğini belirterek icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı vekilinin icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin İİK'nun 72/3. maddesi 1. fıkrası uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit dosyasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın müvekkilinin toplam borcuna karşılık iki ayrı takip yaptığını, ikisinde de farklı miktarlarda alacak talebinde bulunduğunu, asıl borçlunun borcuna teminat olarak asıl alacağın oldukça üzerinde, yüksek değerde taşınmaz rehni verildiğini, davalının ihtiyati tedbir sonucunda zarara uğraması ve alacağına kavuşamamasının mümkün olmadığını, davalı bankanın Kanuna ve sözleşmeye aykırı olarak yıllık %90 oranında faiz talebi ile takibe başladığı için faizin bir kısmı ipotekle karşılanamamış olup,
faiz yasal sınırlara çekildiğinde dava tarihinde borcun faizi ile birlikte karşılayabilecek teminatın asıl borçlu dolayısıyla müvekkilleri açısından mevcut olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için ayrıca bir teminat verilmesine gerek bulunmadığını, yapılan haksız takip nedeniyle ticari hayatı altüst olan müvekkillerinin teminat yatıracak maddi gücü kalmadığını, haksız takip nedeniyle daha fazla zarara uğramasının engellenmesi amacıyla hakkındaki takibin ihtiyaten durdurulmasının hukuk ve hakkaniyet gereği olduğunu, davalının banka olduğu göz önünde bulundurulduğunda,
dava sonunda haklı çıksa dahi bankanın alacağına geç kavuşmasının bankanın ekonomik hayatını ve ticari hayatını neredeyse hiçbir şekilde etkilemeyeceğini, verilecek ihtiyati tedbirde davalının zarar görme ihtimali olmadığını, davalının alacağının çok daha üzerinde bir malvarlığını ipotek ile teminat altına almış olup, davalının tedbir sebebiyle uğrayabileceği bir zararı da bulunmadığını, ancak bu halde dahi mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığı tedbir kararı verilmesi gerektiğini,
davalının alacağı ipotekle teminat altına alınmasına karşın davalı tarafından önce ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gitmeksizin doğrudan gks'ye dayalı ilamsız takip yapmasındaki hukuka aykırılık da göz önünde bulundurularak takibin ve gayrimenkullerin satışının tedbiren durdurulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İİK'nun 72/3. maddesi "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir" hükmünü içermektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 14/11/2019 tarih 2019/11 Esas 2019/86 Karar sayılı kararı ile "... 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanun’un 43. maddesiyle değiştirilen 72. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine," denilerek İİK'nun 72/3. maddesinin iptal talebini Anayasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
Somut olayda icra takibinden sonra açılan işbu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talep eden davacı yan, dava konusu icra takibinin tedbiren durdurulmasını talep etmiş olup, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine yönelik bir talebi bulunmamaktadır.
Yukarıda anılan hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece İİK'nun 72/3. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/489, K. 2025/411, 18 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama