İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1957 K.2024/1329

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve…

Esas2022/1957Karar2024/1329Tarih4 Kasım 2024Okuma10 dk · 1.958 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
4 Kasım 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2022/1957 - 2024/1329
Esas no
2022/1957 ( KABUL KALDIRMA
Karar no
2024/1329
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
07/10/2022
Esas-karar no
2022/389 E 2022/697 K
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
—
Davanın konusu
İtirazın İptali
Yazıldığı tarih
04/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.958 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkilinin Bursa ilinde süs bitkileri yetiştiricilik, peyzaj ve süs bitkileri satış işi yaptığını, davalı şirketin müvekkilinden çok sayıda süs bitkisi satın aldığını ve müvekkilinin bu alışverişe ilişkin fatura kestiğini, davalı şirketin müvekkiline çok sayıda çek verdiğini ancak 27.05.2021 tarihinde yaşanan hırsızlık olayı neticesinde çeklerin çalındığını, çalınan çeklere ilişkin olarak müvekkili tarafında davalı şirkete çeklerin çalındığında ilişkin bilgi verildiğini,

ayrıca müvekkili satılan bitkilere ait ödemelerin yapılmasını davalı şirket yetkililerinden talep ettiğini müvekkilinin talebinin kabul görmediğini alacağın tahsili için girişilen takibe davalının itiraz ettiğini, takipten sonra davalı tarafından farklı zamanlarda toplam 160.000,00-TL ödeme yaptığını belirterek ancak asıl alacağa bağlı faiz alacağı ile takibe bağlı icra vekalet ücreti ve icra giderlerinin ödenmediğini, bakiye bedel ve fer’ileri yönünden haksız olarak yapılan itirazın iptaline takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı vekili; davacının çeklerin zayi olduğuna dair de bir belge sunamamasından dolayı davacı-alacaklının haksız yere bu çek suretine dayanarak alacağını tahsil etmek istemesi nedeniyle borcun tamamına müvekkilince itiraz edildiğini ve takip durdurulduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkili ticari risk alarak davacı-alacaklı'ya güvenip16.11.2021 tarihinde ... plakalı aracı davacı tarafa satışını verdiğini davalı tarafın müvekkilinin iyi niyetine rağmen alacaklı-davacı yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini talep ettiğini ve haksız alacağını tahsil etmeye çalıştığını,

dava konusu icra dosyası yönünden herhangi bir ödeme yapılmadığını tarafların bu borç kapsamında anlaştıklarını müvekkilinin davacı tarafa alacağına konu borcun tamamını ödediğini, alacaklı-davacı ilgili icra dosyasına herhangi bir harç yatırmadığını, müvekkilin davacıya olan borcunu ödemiş ve bu hususta haricen kendi aralarında anlaştıkların, tüm bu nedenlerle davacının haksız davasının reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

Mahkemece; tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; takip konusu asıl alacak bedelinin 160.000,00-TL'lik kısmının davalı tarafça ödendiği, uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın 40.000,00-TL asıl alacak ve asıl alacağın ferisi niteliğindeki faiz alacağı, vekalet ücreti ve icra giderlerine ilişkin olduğu, takip tarihi olan 14.07.2021 itibariyle 56663 seri numaralı çeke ilişkin zayi nedeniyle iptal kararı verilmediği, kararın 19.01.2022 tarihinde verildiği, 31.01.2021 tarihinde kesinleştiği, anılan bu davanın hasımsız açıldığı,

davalı tarafça satım sözleşmesi kapsamında davacıya çek ile ödeme yapıldığı ve çekin takip tarihinde zayi olduğuna dair verilen bir karar olmadığı, davalının 160.000,00-TL'lik asıl alacağı ödediği, bu kapsamda 40.000,00-TL'lik asıl alacak miktarı yönünden takibin devamına, takip tarihinde çeke dair iptal kararı verilmediğinden dolayı şartları oluşmayan icra inkâr tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

I-)Davacı vekili; davalı tarafından takipten sonra davadan önce kısmi ödeme yaptığını, talep gibi bakiye alacak ve feriler yönünden itirazın iptaline, takibin devamına ve tazminata karar verilmesi gerekirken verilen kararın eksik ve yetersiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir. II-)Davalı vekili; müvekkili lehine tazminata karar verilmesi gerekirken kötüniyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR

Uyuşmazlık; icra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, takip tarihinden sonra talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücreti gibi asıl alacağın fer'îsi niteliğindeki alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği, mahkemece dava tarihinden önce asıl alacak ödenmekle asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücretine yönelik itirazın iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği, mahkemece davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, mal satışından kaynaklanan alacağa karşılık verilen çekin zayi olduğundan bahisle zayi olan çek bedelinin tahsili için girişilen icra takibine yönelik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.

İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan kısmi ödemenin, takip tarihinden sonra talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücreti gibi asıl alacağın fer'îsi niteliğindeki alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği, mahkemece dava tarihinden önce asıl alacak kısmen ödenmekle asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücretine yönelik itirazın iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği yönünde yapılan incelemede;

Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).

Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır.

Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır.

Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.

Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmen ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.

Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 14/07/2021 tarihinde Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2021/14986 E. sayılı icra dosyasında, zayi olan çek alacağına dayanılarak 200.000,00 TL asıl alacak, üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin davalı tarafından haricen öğrenilmesinden sonra, davalı borçlu tarafından 19/11/ 2021 tarihinde borcun tamamına itiraz edilmiş, 16/11/2021 tarihinde alacağın bir kısmı 160.000,00 TL olarak davacıya ödenmiştir.

İcra takibine yapılan itirazdan sonra asıl alacağın kısmen ödendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakta olup, icra takibinde gösterilen asıl alacak miktarının kısmen ödendiği ihtilafsız olduğu hâlde, ödenen asıl alacak miktarının bir kısmı da harca esas değer olarak gösterilerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.

Az yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir.

Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce kısmen ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı kısmen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen ödenmeyen alacak ile alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. İtirazın iptali davalarında haklılık durumu icra takip tarihi esas alınarak değerlendirilmesi gerekir.

Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada zayi olan çekler yönünden alınmış bir zayi kararı olmadan zayi olan çeke dayanarak takibe girişildiği davalı borçlu tarafından asıl alacak dava tarihinden önce kısmen ödenmiş olup, davacı alacaklının kısmen yapılan ödemenin asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunmamaktadır. Bakiye bedel ve icra giderlerinin belirlenmesi gerekir.

Davalı tarafından icra takibine itirazdan sonra ancak dava tarihinden önce yapılan ödeme nedeniyle davacının ödenen bu miktara ilişkin dava açmakta hukuki yararı yoktur. Mahkemece ödeme yapılan miktarla ilgili olarak hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan dolayı reddi ile, davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kısım tespit edilerek, davalı yanın takipteki tüm kalemlere itiraz ettiği gözetilerek takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu miktar belirlenip davalı ödemeleri düşüldükten sonra belirlenen davacının hukuki yararının bulunduğu miktar üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerekirken yapılan ödeme düşülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacının istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, kaldırma nedenine göre davacının ve davalının diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ilk drece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;

Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/389Esas, 2022/697Karar ve 07/10/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,

2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 04/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

NOT

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1957, K. 2024/1329, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. İddianın Özeti
  5. Savunmanın Özeti
  6. İlk Derece Mahkemesinin Kararının Özeti
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Uyuşmazlık Konusu Olan Hususlar
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Not
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1957
Karar No
2024/1329
Tarih
4 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1958 K.2024/1366
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1959 K.2024/1415
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1973 K.2024/1420
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/1973 K.2024/1692
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1975 K.2024/1417
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/1981 K.2024/1153

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.